Türkçenin
Gücü


DOĞAN AKSAN
Doğan Aksan, Türkçenin Gücü



Kapak
Önsöz
Giriş

TÜRKÇENİN
GENEL NİTELİKLERİ
1- Türkçenin Ses Özellikleri
2- Türkçenin Yapısı, Türetme Gücü
3- Türkçenin Sözdizimi (Syntax) Açısından Özellikleri

TÜRKÇENİN ANLAM YAPISI
VE ANLAM ÖZELLİKLERİ
1- Türkçenin Sözvarlığının Anlam Açısından Başlıca Özellikleri
2- Türkçenin Kavramlar Dünyası
  a) Eski Türkçe Dönemi ve Sonrası
  b) Eski Anadolu Türkçesi
  c) Türkiye Türkçesi
  ç) İkilemeler
  d) Anadolu Ağızları
  e) Somut Kavramlar
  f) Soyut Kavramlar

ANLAM OLAYLARINA SÖZ
SANATLARINA TANIK ÖRNEKLER

1- Dilde Benzetme ve Benzetme Örnekleri
2- Dilde Aktarmalar ve Aktarma Örnekleri
  a) Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar
  b) Somutlaştırma ve Türkiye Türkçesindeki; Örnekleri
  c) Anadolu Ağızlarında Somutlaştırma
  ç) Türkiye Türkçesinde Öteki Deyim Aktarmaları
  d) Anadolu Ağızlarında Öteki Deyim Aktarmaları
  e) Ad Aktarması ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri
  f) Anadolu Ağızlarında Ad Aktarması
3- Deyimlerde Nükteli Anlatım Eğilimi ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri
   - Anadolu Ağızlarının Deyimlerinde Nükteli Anlatım Eğilimi
4- Atasözleri ve Türkiye Türkçesindeki Örnekleri
 - Anadolu Ağızlarında Atasözleri

KALIP SÖZLER
Kalıp Sözler ve Türkçedeki Örnekleri
- Hayır Dualar, Beddualar

BİLMECELERİMİZ
Bilmecelerimizden Seçilmiş Örnekler

MANİLERİMİZ
Manilerimizden Seçilmiş Örnekler

YABANCI DİLLERİN BASKISINA
KARŞI TÜRKÇENİN GÜCÜ


KAYNAKÇA (Kısaltmalarla)


www.1001Kitap.com





    c) Anadolu Ağızlarında Somutlaştırma Anadolu ağızlarının çok zengin sözvarlığı içinde, yazı dilinde olduğu gibi, soyut kavram, durum ve davranışları somut bir biçimde, aktarmalardan yararlanarak dile getiren birçok örnek vardır. Bu örnekleri aşağıdaki öbeklerde sıralayarak gözden geçirmek istiyoruz: 1) İnsanoğlunun değişik durumlarda ortaya çıkan tutum ve davranışlarını somutlaştırarak anlatanlar: Sağdım sütünü, okşadım budunu; sağamadım sütünü, kör inek koydum adını (İsparta, Bölge I).65 Bu söz, kendisinden yararlanılırken hoş tutulan, övülen kimsenin bu yararlanma durumu sona erince hor görülmesi biçimindeki bir davranışı bir inekle onun sağılması üzerine uygulayarak dile getirir. Yaza çıkarttık danayı, beğenmez oldu anayı (Kayseri, Bolu, Bölge I) sözü ise iyi bir ortama ve koşullara kavuşan kimsenin güç beğenir, kendini beğenir duruma gelmesini bir hayvana uygulayarak anlatır. Mundar öldüğüne bakmaz, öd ağacından tabut ister (Bo- 65) İsparta'da derlenen değişik biçimi şöyledir: "Sütlü iken sağdım sütünü, sütsüz iken koca domuz koydum adını" (Silifke - içel). lu, Konya, Bölge I) deyiminde de yine bir başka davranışın dile getirildiğini görüyoruz; burada da durumunun kötülüğüne, yoksulluğuna karşın gözü yükseklerde olan kişinin davranışları anlatılır. Köy buldu da Müslüman sorar (Malatya, Bölge I), yine böyle bir anlatım biçimidir; zor koşullarda aradığını bulan, ama bununla yetinmeyen, titizlenen kimsenin tutumunu dile getirir. Yoksulluğuna, elverişsiz durumuna bakmadan dış görünüşünü iyi göstermeye kalkan, gözü yukarılarda olan insanların bu davranışlarını dile getirmek üzere kullanılan aşağıdaki, birbirine yakın sözler bu davranışın ne türlü yadırgandığını göstren ilginç örneklerdir: Evde yok un bulgur, kır ata binmiş hop hop (ne yaman) kalgır (Konya, Afyon, Bölge I) Evinde yoktur gecelik, gönlünden geçer hocalık (Kars, Bölge I) Evinde yok ayran aşı, kendi gezer bölük başı (Bilecik, Bölge I) Evinde yok bulgur, ağzı çalıyor tambur (Malatya, Bölge I) Elinde yok mangır, gözü sarayda kalgır (İsparta, Bölge I) Gece mitilde yatar, gündüz çalım satar (Elazığ, Bölge I) Başındaki fese bak, girdiği kümese bak (Bolu, Bölge I) Pantolu kumaş, evinde yoktur aş (Hakkâri, Bölge I) Kepeği yok itine, kemha yamar götüne (Ordu, Bölge I) Aba bulamaz etine, atlas yamar götüne (Ordu, Bölge II) Kılığı adam kılığı, yediği ekmek kırığı (Muğla, Bölge II) Bakmaz haline, halhal takar koluna (İçel, Bölge II) Çalımına bakarsın, çırak durasın gelir; evine bakarsın, sadaka veresin gelir (Kayseri, Bölge II) Çuvalında buğday yok, boş değirmen arar (Balıkesir, Bölge I) 110 111 Bir şinik darısı var, beş değirmende un öğütmek ister (Niğde, Bölge II) Ahırda yatar, düşünde padişah görür (Niğde, Bölge II) Malını kedi götürür, gönlünü deve götürmez (Burdur, Bölge II) İş buyursan kaykılır, bir iplik çeksen kırk yaması birden dökülür (Afyon, Bölge II) 2) Değişik insan karakterlerini somutlaştırma yoluyla dile getiren deyimler-. Hem kız evinde oynar, hem oğlan evinde (Antalya, Bölge D Dağı görür tavşan, suyu görür balık olur (Sivas, Bölge I) Suyu görür balık olur, pusu görür tilki olur (Kırşehir, Bölge II) Kurtla güler, kuzuyla ağlar (Bolu, Bölge I) Ölüyü görür ağlar, davulu görür oynar (Niğde, Bölge II) Düğün evinde oynarım, ölü evinde ağlarım (Alanya Folkloru III, 53) Davulu gördüm oynarım, ölüyü gördüm ağlarım (Alanya Folkloru III, 49) Hangi tavuğun darısı çoksa onun civciviyim (Ankara, Bölge I) Arasa'da dilenir, Kalaltı'nda sadaka verir (Gaziantep, Bölge 1)66 Mercimek ağacından kırk günde iner (Alanya Folkloru ' III, 76) Eşine eşine çihdi tandır başına (Erzurum)6? 66) istanbul ağzındaki Sultanahmet'te dilenip Ayasofya'da sadaka vermek deyimiyle bunun arasındaki yakınlık ilgi çekicidir. 67) Çeşitli oyunlar çevirerek bir kimsenin önemli bir mevki elde edişini dile getirir (Efrasiyap Gemalmaz, Erzurum Ağzı, III, 299). 112 Bir yargı bildiren, birer tümce kuruluşundaki bu örneklerin yanı sıra, Anadolu ağızlarında çok değişik aktarmalardan yararlanan ve çoğunluğu tamlamalardan oluşan aşağıdaki örnekler de karakterleri somut bir biçimde dile getirir: Yazı dilinde olduğu gibi, ağızlarda da 'geveze', 'çok ve yersiz konuşan' kavramı için çok değişik deyim aktarmalarından, somutlaştırmalardan yararlanılır. Yalnız bu kavram için, doğrudan doğruya ağızlarda kullanılan türetmelerin dışında, şu karşılıklara da rastlıyoruz: dilli dibek (Van, DS, IV) dil damak (Burdur, Gaziantep, DS, IV) yel değirmeni (Sivas, DS, XI) çenesi yelli (Kayseri, Bölge I) çenesi şakırdak (Bolu, DS, III) yalak (Afyon, Aydın, İzmir... DS, XI) şakşak ('büyük taneli tespih' anlamı da vardır; Tokat, Eskişehir, Ankara dolayları, DS, X) bağırtlak (Balıkesir, Kastamonu, Çankırı... DS, II) "Sıkılgan" kavramını adlandırırken ağızlarda ağzı yumruk (Amasya, DS, I); ağzı yumlu (İsparta, Tokat, Sivas, Konya, DS, I) gibi birden çok öğeli aktarmaların yanı sıra singin (İsparta, Giresun, Konya, Muğla, DS, X); yumulgan (Giresun, DS, XI); utansak, utancak (Çorum, Samsun, Amasya... DS, XI); udlu (İsparta, DS, XI); büznük (Kars, Erzurum, DS, II) gibi tek öğeli, aktarmalı türetmelerden de yararlanılır. Bu örneklere değişik kavram alanlarından seçtiğimiz, yine insan karakterlerini somutlaştırmayla canlandıran aşağıdaki örnekleri de ekleyebiliriz: sır tutmayan kimse' sırrını saklayan kimse' içinden pazarlıklı' boğazı kısa (Edirne, DS, II) yer delen (Kars, Bölge I) dişi kamında (Niğde, DS, IV) 113 'saf görünen kurnaz' 'sessiz, anlayışsız' 'geç kavrayan' 'ağır kanlı, kaygısız' 'cimri, görgüsüz' 'yabani' 'görgü kurallarını bilmeyen, kaba' 'parasız, yardıma muhtaç' 'tembel' 'bir şeyi elinin ucuyla tutan' 'titiz, huysuz' 'sinirli' 'çabuk kızan' 'kavgacı' 'dönek' 'inatçı' 'kıskanç' 'dedikoducu' (kadın) 'ahlâksız' 'ahlâksız, arsız' (kadın) değersiz, bayağı kimse' heybeli melek (Niğde, Bölge II) saman sığırı (Burdur, Bölge I) soğuk beyinli (Afyon, Bölge I) gıcılamaz kağnı (Niğde, Bölge II) karaçanak (Artvin, DS, VIII) gözü dar (Niğde, Gaziantep, Bölge I) ılkıdan tutma 68 (Tokat, DS, VII) akkaya bülbülü (Edirne, DS, I) ciğeri çıkık (Alanya Folkloru, III, 101) yapışık (Niğde, DS, XI) ağır daban (İsparta, Burdur, Tokat, DS, I) mum elli (Afyon, Bölge I) huy çılcisı (Çankırı, Bölge II) ramazan tiryakisi (Aydın, Bölge II) cin kafalı (Kayseri, Bölge I) naili beygir (Afyon, Bölge I) macuncu fırıldağı (Kocaeli, Bölge II) odun kuyruk (Denizli, Bölge I) günü^ gömleği (Konya, Bölge I) haber tulumu (Rize, Bölge I) İtinalı (İsparta, DS, VIII) fışgı (Yozgat, DS, XII) adam küsuratı (Ordu, Bölge I) i 'sevimsiz, soğuk' 'sevimli, cana yakın' 'uçarı, havai' 'kazandığını tutamayan' 'çok gezen' 'gereksiz yere üzülen' 'fettan' (kadın) 'utangaç' donyağı dolması (Sivas, Bölge I) yıldızı dişi (İsparta, Tokat, Sivas, DS, XI) yel beyinli (Giresun, Bölge II) altın oluğu (Rize, Bölge I) ayağı cıvık (Gaziantep, Kayseri, Bölge I) ödenmiş borçların kefili (Denizli, Muğla Bölge I) peşkir atlamış (Mansuroğlu, Edirne Ağzı, 187) eli koynunda (Antalya, DS, V) 68) ilki (yılkı) 'at sürüsü, yabani at sürüsü' anlamındadır. Deyimin hayvanlar için kullanılırken insanlara da uygulandığı anlaşılıyor. 69) günü Anadolu ağızlarında, pek çok yerde 'kıskançlık, haset' anlamında yaşamaktadır (Is-- parta, Balıkesir, Çanakkale... DS, VI). Ayrıca 'kıskanç' için günücü sözcüğüne de rastlıyoruz. 114 Bu anlatım biçimleri arasında değişik aktarmalardan yarar-vl lanan kimi örnekler gerçekten, ilgi çekicidir. Örneğin 'nazlı kız' ;¦. için çiçeklerle ilgili bir aktarmaya başvuran gölge fesleğeni (De-nizli, Bölge I), 'kucak çocuğu' için kucak gülü (Samsun, Bölge > II), 'görmüş geçirmiş' kavramını yansıtmak üzere kullanılan yedi î baharın yoğurdunu yemiş (Yozgat, Bölge I), kaç kuzu başı ye-i miş (Trabzon, Bölge II), güneyini kuzeyini otlamış (hayvanlara ;; illişkin bir benzetmeye dayanıyor, Yozgat, Sivas, Bölge I) deyimleri bu arada sayılabilir. 5; 3) İnsanı üzen, inciten durumları, karşılaşılan çeşitli olayları dile getiren deyimler: 'i Yaşam boyunca karşılaşılan, çoğunlukla yadırganan, bir |: düş kırıklığı yaratan durumları somutlaştırarak anlatan aşağıdaki fi deyimler gerçekten, ilgi çekicidir: i Men umaram bacımdan, bacım ölür acından (Kars, Van, |Bitlis, Bölge I) İ: us Elin tazısı gider av getirir, bizimki gider çulu götürür (Sivas, Bölge I) Ellerin çocuğu büyüdü, elini aldı; benimki büyüdü, lya-ğımı aldı (Alanya Folkloru, III, 55) Ortaköylü Kör Ömer, oturmuş kürkün yamar; ben ondan ekmek umarım, o benden ufak70 umar (Niğde, Bölge II) Isınmadan ateşine, kör oldum tütününe (Giresun, Bölge I) Sürüsünü ben güderim, gelinini kel alır (Niğde, Bölge I) Bıraksam beymez7^ dökülür, bırakmasam tulum yırtılır (Bölge 1)72 Dağdan ayı gelir, ahırdan öküz çıkarır (Antalya, Bölge I) Çocuk sarı bokta, gelin al duvakta (Malatya, Bölge I) Kurdun adı çıktı, çakal dünyayı batırdı (Rize, Bölge I) Berberliği benim başımda belliyor (Gaziantep, Bölge I) Bıldır ölmüş bir eşek, gelin bu yıl ağlaşak (Gaziantep, Sivas, Bölge I) Cami yapılmadan körler dizilmiş (dizilmesin) (Bolu, Konya, Bölge I)73 Neyin üstüne neyin yeneceğini biliriz ya, ortada dönen bulgur pilavı (Niğde, Bölge I) Seçti seçti seçmeliğe74 düştü (Van, Bölge I)75 Adam sandım eşeği, kaba serdim döşeği (Adana, Konya, Bölge I) Gelin oynamayı severdi, güveyi de çalgıcı çıktı (Kayseri, Bölge 11)76 Topuğuma çıkmayan çaylar çıktı da başımda yaylar (Alanya Folkloru, III, 86) 70) 'Ekmek ufağı, kırıntısı.' 71) Pekmez. 72) Aynı sözün Bor'dan derlenmiş şu değişik biçimi vardır: Koyversen pekmez dökülür, koyver-meşen belin bükülür. 73) Cami yapılmadan körler kapıyı aldı (Malatya, Bölge I) biçimi de vardır. 74) Gübrelik. 75) Yazı dilindeki Dazlayan daza, kel başlı kıza düşer sözüne yakınlığı dikkati çekiyor. 76) Birbirine her yönden uyan eşler ve arkadaşlar için kullanılıyor. Hasın yangın amma, alevi dışarı çıkmıyor (Niğde, Bölge I) Ben isterdim gözü sürmeli; onlar yolladı köyden sürmeli (Trabzon, Bölge II) Beni ister ensesi bitli; ben isterim beli divitli (Samsun, Bölge II) Kaşığa koydum sığmadı; kepçeye koydum dolmadı (Malatya, Bölge 11)77 Gören doymuş usanmış; görmeyen iyi bir şey sanmış (Malatya, Bölge I) Böyle tilkinin böyle kuyruğu olur (Sivas, Bölge I)78 Ektiğim biçtiğim nohut, çarşıya geldin de leblebi mi oldun? (Malatya, Yozgat, Bölge 1)79 Elin derdi güzel ile körpede; benim derdim bir kilecik arpada (İçel, Bölge I) Yediğim soğan olsun, sardığım civan olsun (Konya, Böl- gel) Üç gün/ü/c seyis olmuş, kırk senelik gübre karıştırıyor (Dağlıoğlu, İsparta, 79) Genellikle bir yargı bildiren, tümce biçimindeki bu sözlerden sonra, Anadolu ağızlarındaki kimi deyimlere de yer vermek istiyoruz ki, bunlarda insanoğlunun yaşam boyu karşılaştığı değişik durumlar, bu durumlar karşısındaki tutumlar yine somutlaştırmayla ve bir eylem biçiminde dile getirilir: Cansız koyundan süt sağmak (Malatya, Bölge I) Ördek demeden göle bakmak (Rize, Bölge I) Köre bir pabuç verip de oraya basma, buraya basma demek (Konya, Bölge I) 77) Yazı dilindeki Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı sözünün değişik biçimi. 78) Yazı dilindeki Böyle başa böyle tıraş deyimi benzeri. 79) Eskiden fakirken zenginleşip eski dostları tanımayanlara, genelde, kadınlarca söylenir. Şehre gitti, leblebi oldu biçimi de vardır. 116 117 Sındırgı'yı sıyartıp Karaağaç'a kandil takmak (Balıkesir, Bölge 1)80 İğneyurdundan geçirmek (Edirne, M. Mansuroğlu, 187)81 Kilimin dört ucunu suya koyvermek (Malatya, Elazığ, Bölge I) Davuluna davuluna vurup bir de kasnağına kasnağına vurmak (Balıkesir, Bölge 1)82 Kulağından gebe etmek (Afyon, Bölge II)83 Gözlerini içine çevirmek8A (Denizli, Samsun, Bölge I, II) Sazını saklamak (Tokat, Bölge 1)85 Ağza sığdıramamak (T. Günay, Rize Ağzı, 18/84)86 Ciğere el atmak (Niğde, Bölge I) Ak üstünde karayı görmekten hoşlanmamak (Adana, Bölge I) Körü yara kıstırmak (Erzincan, Bölge II) Taş elinde olmak (Kırşehir, DS, X) Hem camide, hem kilisede mum yakmak (Trabzon, Böl-gell) Sakala göre tarak vermek (Burdur, Ankara, Bölge I) Kar üstünde kırağı kadar sevmek (M. Mansuroğlu, Edirne 187)87 Pişene kadar sabredip soğuyana kadar sabretmemek (Gaziantep, Bölge I) Göçü yükletmek (Niğde, Bölge II) 80) 'Pek çok işin üstesinden gelip birçok deneyim kazanmış olmak' anlamında, İstanbul ağzında da kullanılmaktadır. 81) Bu incelemede İne yurdundan geçirmek biçiminde verilmiş olup 'güç bir işi başarmak' biçiminde açıklanmıştır. 82) 'Önce aşırı iltifatta bulunup sonra kusurunu yüzüne vurmak'. 83) Telkinde bulunmak.' 84) 'Derin derin düşünmek.' 85) 'Baştan ses çıkarmayıp bir işin sonunu beklemek.' 86) 'Ağza sıhturamamak' biçiminde verilmiştir; 'cesaret edip söyleyememek', 'söylemeye utan; mak' anlamındadır. 87) Kırağı sözcüğü kıra olarak verilmiştir. 118 Sırtı kavak dibine gelmek (Ordu, Bölge I) Yangına çıra ile koşmak (Ordu, Bölge I) Oynayan taşa ayak asmak (Hakkari, Bölge I) Güneşinde mendil kurumamak (Trabzon, Bölge II) Korktuğu kora basmak (İsparta, Bölge I) Minareye dışından çıkmak (Gaziantep, Bölge I) Sözü heybenin delik gözüne atmak (Kayseri, Bölge I) Eşeği dah demek (Niğde, DS, V)88 Yumurtadan yonga soymak (Tokat, Ordu, Bölge I)89 Sol memeden emdirmek (Alanya Folkloru, III, 110)90 Başını pıtırak çuvalına sokmak (Alanya Folkloru, III, 102)91 Kediyle çuvala girmek (M.H.Bayrı, HBH, IV, No. 37. 19) Anadolu ağızlarında somutlaştırma ürünü deyimlerin zenginliği yukarıdaki örneklerde de görülmektedir. Daha önce de değindiğimiz gibi, belli bir kavrama ya da bir kavram alanına eğilecek olursak bu zenginlik daha da belirginleşmektedir. Örneğin, eylem biçimindeki örneklerden "kızmak, sinirlenmek" kavram alanındaki değişik, aktarmalı anlatım biçimleri dikkati çekecek kadar boldur: Derisine sığamamak 'çok kızmak' (Tokat, Bölge I) Kan tulumu olmak 'çok kızmak' (Giresun, Bölge I) Çehresi kırk kat olmak (İsparta, Bölge I) ve Çehresinden katran akmak 'çok sinirlenmek' (İsparta, Bölge I) Cin atma binmek 'çok fazla sinirlenmek' (Bolu, Çankırı, Bölge I) 88) 'işi iyi gitmek, kazancı hızla artmak.' 89) 'Çok cimri olmak.' 90) 'Öksüz, üveyi evlat muamelesi yapmak.' g1) 'Başını derde, belâya sokmak.' Burada pıtırak, puturak biçimindedir. 119 r Dalağına dokunmak 'öfkelendirmek' (Alanya Folkloru, III, 104) Yaşam boyunca karşılaşılan durumları yukarıda gösterildiği gibi, yerine göre yargı bildiren bir tümce, yerine göre de bir eylem biçiminde dile getiren örneklerin yanı sıra Anadolu ağızlarında karşılıklı konuşma biçiminde düzenlenmiş kimi deyimler de vardır ki, bunlar da anlatılmak istenen durumu sahneleyerek somutlaştırmaya yönelirler: Örneğin, Ben "misafir almam" derim, sen "eşeğimi nereye bağlayayım?" dersin (Konya) ya da bunun değişik biçimi olan - Misafir, seni hana koyan yok. - Okumu yayımı nere koyam? (Elazığ) gibi.92 Anadolu ağızlarında somutlaştırma ürünü olarak gözden geçirdiğimiz, her biri güçlü bir anlatımı dile getiren yukarıdaki sözler içinden kimileri gerçekten özgün ve üzerinde durmayı gerektirecek kadar ilgi çekicidir. Örneğin "Berberliği benim başımda belliyor" sözü, yazı dilinde tecrübe tahtası, tecrübe tahtasına çevirmek biçiminde anlatım bulan kavramın kişiye zarar veren yönünü, acemiliğin yarattığı tedirginliği daha etkileyici bir yolda ortaya koymaktadır. Yazı dilinde "Yüz verirsin Ali'ye, gelir eder halıya" biçimindeki somutlaştırma ürünü kendisine iyi davranılan, ancak buna layık olmadığı sonradan anlaşılan kimsenin beklenmedik kötü davranışını dile getirirken, "Adam sandım eşeği, kaba serdim döşeği" aynı durumun bir başka yoldan anlatılışıdır. Yazı dilindeki "Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş" deyimi birbirine uyan, birbiriyle uyumlu bir çift oluşturan eş ve ar- 92) Bu türden deyimlerimizin daha çok ortak dilimizdeki örneklerine yer veren, Kerim Yund'un "Sorumlu-yanıtlı savlarımız" (T. Folk. Ar. 17 (1977), 8046-47) adlı yazısında; "- Leylek benim neden komşum? - Yazın, gelir, kışın gider" "Kele -Yıkandın mı demişler; -Tarandım bile! demiş" gibi örnekler biraraya getirilmiştir. Aynı araştırıcının "Sorulu savlarımız" (T. Folk. Ar. 15 (1973), 7060-62) adlı yazısında ise "Ana gezer, kız gezer, bu çeyizi kim düzer?" "Kel nerede, Azapbaşı hamamı nerede?" gibi, soru biçimindeki örneklere yer verilmiştir. 120 kadaşları somut bir biçimde, tencereyle kapağı tasarımından yararlanarak anlatır. Kayseri'den derlenen "Gelin oynamayı severdi; güveyi de çalgıcı çıktı" deyimi yine aynı durumu bambaşka bir yoldan, değişik kavramlara dayanarak canlandırmaktadır. Çizilen tablo hem nükteli, eğlendirici, hem de çekici ve güçlüdür. Bütün bu örneklerin yanı sıra, yine somutlaştırma ürünü olan ve değişik olayları etkili bir biçimde dile getiren aşağıdaki türden deyim aktarmalarıyla da karşılaşıyoruz: kırk düğüm 'çözülmesi olanaksız iş' (Niğde, DS, VIII) sokma kuyruk 'iç güveyisi' (Bolu, Bölge I) iki avrat aşı 'birkaç kişinin karışmasıyla ortaya çıkan kötü iş' (Gaziantep, Bölge II) ufak uşak bit yavşak (İsparta, Bölge I) ve sarı kız sanca-ğanlan yetmiş iki enceğenlen (Kırklareli, Bölge I). Bu son iki deyim çoluk çocukla birlikte gidilen bir yerde oluşturulan kalabalığı yansıtmaktadır.
<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>