YUNUS EMRE


Hakk'ı kaçan bulasın
Hakk'a kul olmayınca
Erenler eşiğine
Yaslanıp yatmayınca

Bir bağ ki viran ola
İçi dikenle dola
Ayıtlamak neylesin
Od ile yanmayınca

Issızlık u yabanda
Od mu bulunur onda
Kavı taşı çakmağı
Bir yerde olmayınca

Issızlıkta kalma sen
Odunu söndürme sen
Odu kaçan bulasın
Ocağa varmayınca

Ol hakikat güneşi
Doğar vahdet burcundan
Şule vermez Yunus'a
Hicaplar kalkmayınca



Anmaz mısın sen şol günü
Cümle âlem uryan ola
Ne ana oğula baka
Ne kardeşten derman ola

Dağlar yerinden ayrıla
Heybetinden gök yarıla
Yıldızlar bendi kırıla
Düşe yere perran ola

Mâlik Tamu'ya çağıra
Zebaniler saf saf dura
Korkusundan yer yarıla
Titreyüben hayran ola

İsrafil surı urıcak
Halayık sinden durıcak
Sonra hesap sorulacak
Kim kadı kim sultan ola

Mâlik ede hey hey Tamu
Kıyameti gördük kamu
Asileri getireler
Gire sinde büryan ola

Zebaniler eğnin tuta
Getire Tamu'ya ata
Deri yanup sökük tuta
Dün gün işin figan ola

Yunus senin budur sözün
Kan yaş ile doldu gözün
Ol Hazret'e tuta yüzün
Yine derman andan ola



Bir şaha kul olmak gerek
Hergiz ma'zûl olmaz ola
Bir eşik yastanmak gerek
Kimse elden almaz ola

Bir toyu toplamak gerek
Bir soyu soylamak gerek
Bir sözü söylemek gerek
Melekler de bilmez ola

Bir kuş olup uçmak gerek
Bir kenara geçmek gerek
Bir şerbetten içmek gerek
İçenler ayılmaz ola

Çevik bahri olmak gerek
Bir denize dalmak gerek
Bir gevher çıkarmak gerek
Hiç sarraflar bilmez ola

Bir bahçeye girmek gerek
Hoş teferrüç kılmak gerek
Bir gülü yaylamak gerek
Hergiz ol gül solmaz ola

Kişi âşık olmak gerek
Ma'şukayı bulmak gerek
Aşk oduna yanmak gerek
Ayruk oda yanmaz ola

Yunus imdi var tek otur
Yüzünü hazrete götür
Özün gibi bir er getir
Hiç cihana gelmez ola



Ben dost ile dost olmuşam
Kimseler dost olmaz bana
Münkirler bakar gülüşür
Selâm dahi vermez bana

Ben dost ile dost olayım
Ölmezden evvel öleyim
Canımı kurban vereyim
Dünya baki kalmaz bana

Ben âşıkı biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Ben bir deli divaneyim
Aklım da yâr olmaz bana

Kimseler bilmez halimi
Aşk odu yaktı canımı
Seçmezsem soldan sağımı
Namus ü ar olmaz bana

Sanurlar ki ben deliyem
Ben dost bağı bülbülüyem
Mevlâ'nın kemter kuluyem
Kimse baha saymaz bana

Bülbül oluben öterim
Dost bahçesinde biterim
Gül alırım gül satarım
Bağüban gül olmaz bana

Derviş Yunus nice diyem
Ben bu cihanı terk idem
Yana yana dosta gidem
Perde hicap olmaz bana



Adım adım ileri
Bu âlemden içeri
On sekiz bin âlemi
Gördüm bir dağ içinde

Yetmiş bin hicap geçtim
Gizli perdeler açtım
Ben dost ile birleştim
Buldum bir dağ içinde

Gökler gibi gürledim
Yerler gibi inledim
Çaylar gibi çağladım
Aktım bir dağ içine

Bir döşek döşemişler
Nur ile bezemişler
Dedim bu kimin ola
Sordum bir dağ içinde

Deprenmedim yerimden
Ayrılmadım pîrimden
Aşktan bir kadeh aldım
İçtim bir dağ içinde

Yunus eydür gezerim
Dost iledir bazarım
Ol Allah'ın didarın
Gördüm bir dağ içende



Miskinlik ile gelsin
Kimde erlik var ise
Merdivenden iterler
Yüksekten bakar ise

Gönül yüksekte gezer
Daima yoldan azar
Dış yüzüne o sızar
İçinde ne var ise

Aksakallı bir koca
Hiç bilmez ki hal nice
Emek yemesin hacca
Bir gönül yıkar ise

Gönül Çalapın tahtı
Çalap gönüle baktı
İki cihan bedbahtı
Kim gönül yıkar ise

Sağır işitmez sözü
Gece sanır gündüzü
Kördür münkirin gözü
Âlem münevver ise

Az söz erin yüküdür
Çok söz hayvan yüküdür
Bilene bu söz yeter
Sende güher var ise
Sen sana ne sanırsan
Ayruğa da anı san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise

Bildin gelenler geçmiş
Konanlar geri göçmüş
Aşk şarabından içmiş
Kim mana duyar ise

Yunus yoldan ırmasın
Yüksek yerde durmasın
Sinle sırat görmesin
Sevdiği didar ise



İstediğimi buldum
Eşkere can içinde
Daşra isteyen kendi
Kendisi ten içinde

Kayımdurur ırılmaz
Onsuz kimse dirilmez
Adım adım yer ölçer
Kendi revan içinde

Bu tılsımı bağlayan
Cümle dilde söyleyen
Yere göğe sığmayan
Girmiş bu can içinde

Oğru olmuş oğrular
Gene kendiyi tutar
Şahne kendisi olmuş
Kendi zindan içinde

Tutun diye çağırır
Oğru dahi çığırır
Bu ne acayip oğru
Bu çağıran içinde

Siyaset meydanında
Galebeden bakan ol
Siyaset kendi olmuş
Girmiş meydan içinde

Tartmış kudret kılıcın
Çalmış nefsin boynuna
Nefsini tepelemiş
Elleri kan içinde

Sayrı olmuş iniler
Kur'an ününü dinler
Kur'an okuyan kendi
Kendi Kur'an içinde

Türlü türlü imaret
Köşk ü saray yapan ol
Kara nikap tutunmuş
Girmiş külhan içinde

Baştan ayağa değin
Hak'tır ki seni tutmuş
Hak'tan ayrı ne vardır
Kalma güman içinde

Bir isen birliğe gel
İkiyi elden bırak
Bütün ma'ni bulasın
Sıdk u imân içinde

Girdim gönül şehrine
Daldım derinlerine
Aşk ile seyrederken
İz buldum can içinde

Ol izi ben izledim
Sağım solum gözledim
Çok acayipler gördüm
Yoktur cihan içinde

Yunus senin sözlerin
Ma'nidir bilenlere
Söyleyeler sözünü
Devr ü zaman içinde



Sana ibret gerek ise
Gel göresin bu sinleri
Ger taş isen eriyesin
Bakıp görünce bunları

Şunlar ki çoktu malları
Gör nice oldu halleri
Sonucu bir gömlek geymiş
Onun da yoktur yenleri

Hani mülke benim diyen
Köşk ü saray beğenmeyen
Şimdi bir evde yatarlar
Taşlar olmuş üstünleri

Hani o şirin sözlüler
Hani o güneş yüzlüler
Şöyle kayıp olmuş bunlar
Hiç belirmez nişanları

Bunlar bir vakt beyler idi
Kapıcılar korlar idi
Gel şimdi gör bilmeyesin
Bey hangidir ya kulları Ne kapı vardır giresi
Ne nimet vardır yiyesi
Ne ışık vardır göresi
Dün olmuşdur gündüzleri

Bir gün senin dahi Yunus
Benven dediklerin kala
Seni dahi böyle ede
Nitekim etti bunları



Bir dem yüzüm süre duram
Her dem ayım yeni doğar
Her dem bayramdurur bana
Yazım kışım yeni bahar

Benim ayım ışığına
Bulutlar gölge kılmaya
Hiç gedilmez doluluğu
Nuru yerden göğe ağar

Anın nuru karanlığı
Sürer gönül hücresinden
Karanlık ile aydınlık
Bir hücreye nite sığar

Ben ayımı yerde gördüm
Ne işim var gök yüzünde
Benim yüzüm yerde gerek
Bana rahmet yerden yağar

Sözüm el gün için değil
Sevenlere bir söz yeter
Sevdiğim söylemez isem
Sevmek derdi beni boğar

N'ola Yunus sevdiyise
Çoktur Hakk'ı seviciler
Sevenleri göyer dedi
Anın için boynun eğer

Dilsizler haberini
Kulaksızlar dinleyesi
Dilsiz kulaksız sözü
Can gerek anlayası

Ayıtmadan anladık
Anlamadan eyledik
Gerçek erin bu yolda
Yokluktur sermayesi

Biz sevdik âşık olduk
Sevildik ma'şuk olduk
Her dem yeni doğarız
Bizden kim usanası

Yetmiş iki dil saçtı
Araya sınır düştü
Şöyle bitiri baktık
Yermedik âm u hâsı

Yunus istersen velî
Yerde gökte dop-dolu
Her bir taşın dibinde
Bin İmranoğlu Musî



Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Şol göz açıp yummuş gibi

İşbu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi

Miskin âdem oğulları
Ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi

Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi

Bir hastaya vardın ise
Bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele
Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise
Bir eskice verdin ise
Yarın anda karşı gele
Hülle donun biçmiş gibi

Yunus Emre bu dünyada
İki kişi kalır derler
Meğer Hızır İlyas ola
Ab-ı hayat içmiş gibi


Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akar sulayın çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
O yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi



Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın âşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem
Bana seni gerek seni

Sûfilere sohbet gerek
Ahîlere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Yunus'durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni



Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni

Su dibinde mahî ile
Sahralarda ahu ile
Aptal olup ya Hu ile
Çağırayım Mevlâm seni

Gök yüzünde İsa ile
Tur dağında Musa ile
Elimdeki asa ile
Çağırayım Mevlâm seni

Derdi öküş Eyyub ile
Gözü yaşlı Yakub ile
Ol Muhammed mahbub ile
Çağırayım Mevlâm seni

Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıyl ü kalini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlâm seni

Yunus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakk'ı seven kullar ile
Çağırayım Mevlâm seni



Severim ben Seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri

Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat meyvası andan içeri

Dinin terk edenin küfürdür işi
Ol ne küfürdür imandan içeri

Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri

Beni benden alana ermez elim
Kim kadem basa Sultan'dan içeri

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri

Tecelliden nasip erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri

Senin aşkın beni benden alıptır
Ne şirin dert bu dermandan içeri

Miskin Yunus gözü tuş oldu sana
Kapında bir kuldur Sultan'dan içeri



Düşd'önüme hubbül vatan
Gidem hey dost deyi deyi
Anda varan kalır hemen
Kalam hey dost deyi deyi

Gele şu azrâil tuta
Assı kalmaz ona ata
Binem şu ağaçtan ata
Gidem hey dost deyi deyi

Halvetlerde meşgul olam
Dâim açılır gül olam
Dost bağında bülbül olam
Ötem hey dost deyi deyi

Şol bir beş on arşın bezi
Kefen edeler eğnime
Dökem şu dünya donların
Giyem hey dost deyi deyi

Mecnûn oluban yürüyeni
Yüce dağları bürüyem
Mum olubam eriyem
Yanam hey dost deyi deyi

Günler geçe yıl çevrile
Üstüme sinler devrile
Ten çürüye toprak ola
Tozam hey dost deyi deyi

Yunus Emre var yoluna
Münkirler girmez haline
Bahrî olup dost gölüne
Dalam hey dost deyi deyi



Yoldaş olalım ikimiz
Gel dosta gidelim gönül
Haldaş olalım ikimiz
Gel dosta gidelim gönül

Gel gidelim can durmadan
Suret terkini urmadan
Araya düşman girmeden
Gel dosta gidelim gönül

Gel gidelim kalma ırak
Dost için kılalım yarak
Şeyhin katındadır durak
Gel dosta gidelim gönül

Terk edelim il ü sarı
Dost için kılalım zarı
Ele getirelim yârı
Gel dosta gidelim gönül

Bu dünyaya kanmayalım
Fânidir aldanmaydım
Bir iken ayrılmayalım
Gel dosta gidelim gönül

Biz bu cihandan geçelim
O dost iline uçalım
Arzu hayadan geçelim
Gel dosta gidelim gönül

Kılavuz olgıl sen bana
Yönelelim dosttan yana
Bakmayalım önden sona
Gel dosta gidelim gönül

Bu dünya olmaz payidar
Aç gözünü canın uyar
Olgıl bana yoldaş u yar
Gel dosta gidelim gönül

Ölüm haberi gelmeden
Ecel yakamız almadan
Azrail hamle kılmadan
Gel dosta gidelim gönül

Gerçek erene varalım
Hakk'ın haberin soralım
Yunus Emre'yi alalım
Gel dosta gidelim gönül



Ey dost aşkın denizine
Girem gark olam yürüyem
İki cihan meydan ola
Devrânım sürem yürüyem

Girem denize gark olam
Ne elif ne mim dal olam
Dost bağında bülbül olam
Güllerin derem yürüyem

Bülbül olubanı ötem
Gönül olam ceset tutam
Başımı elime alıp
Yoluna verem yürüyem

Bülbül olubanı gidem
Nice gönülleri güdem
Yüzüm aşkı ile dem be dem
Toprağa sürem yürüyem

Şükür gördüm didârını
İçtim visalin yârını
Bu benlik senlik sarını
Terkini vuram yürüyem

Yunus'tur aşk âvâresi
Biçâreler biçâresi
Sendedir derdim çaresi
Dermanım soram yürüyem



Bir korku düştü canıma
Acep n'ola benim halim
Derman olmaz ise bana
Acep n'ola benim halim

Canım tenimden üzüle
Gitmek yaragı düzüle
Bu suret nakşı bozula
Acep n'ola benim halim

Dünya donların soyucak
Yuyucu tenin yuyucak
İletip kabre koyucak
Acep n'ola benim halim

Eller gidip ben kalıcak
Sinde yalnız olucak
Münkir'le Nekir gelicek
Acep n'ola benim halim

Ne ayak tuta ne elim
Ne aklım kala ne bilim
Cevap vermez ise dilim
Acep n'ola benim halim

Mezarda duru gelicek
Hak terazi kurulacak
Amelimiz görülecek
Acep n'ola benim halim

Miskin Yunus eydür sözü
Kan yaş ile dolu gözü
Dergâhına tutar yüzü
Acep n'ola benim halim



Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevlâya âşık oldum
Anın için inilerim

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim

Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba lâyık gördüler
Derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım Ne tatlıyım ne acıyım
Ben Mevlâya duacıyım
Derdim vardır inilerim

Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim vardır inilerim

Dülgerler her yanım yöndü
Her âzım yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim

Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseğe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır inilerim

Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fânide kimse kalmaz
Derdim vardır inilerim



Teferrüç eyleyi vardım
Sabahın sinleri gördüm
Karılmış kara toprağa
Şu nâzik tenleri gördüm

Kimi gamda kimi şadman
Yatarlar sinnide pinhan
Boşanmış damar akmış kan
Batmış kefenleri gördüm

Yıkılmış sinleri dolmuş
Hep evleri harab olmuş
Kamu endişeden kalmış
Ne düşvar halleri gördüm

Yaylalar yaylamaz olmuş
Kışlalar kışlamaz olmuş
Bar tutmuş söylemez olmuş
Ağızda dilleri gördüm

Kimisi zevk ü işrette
Kimi söz ü beşarette Kimi belâ vü mihnette
Dün olmuş günleri gördüm

Soğulmuş ol kara gözler
Belirsiz olmuş ay yüzler
Kara toprağın altında
Gül derer elleri gördüm

Kimisi boynunu eğmiş
Tenini toprağa salmış
Anasına küsüp gitmiş
Boynun buranları gördüm

Kimi zarı kılıp ağlar
Zebaniler canın dağlar
Tutuşmuş sinleri oda
Çıkan tütünleri gördüm

Yunus bunu kanda gördü
Gelip bize haber verdi
Aklım vardı bilim şaştı
Netekim bunları gördüm



Taştın yine deli gönül
Sular gibi çağlar mısın
Aktın yine kanlı yaşım
Yollarımı bağlar mısın

Nidem elim ermez yâre
Bulunmaz derdime çare
Oldum ilimden âvâre
Beni bunda eğler misin

Yavı kıldım ben yoldaşı
Onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı
Irmağ olup çağlar mısın

Ben toprak oldum yolunda
Sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın

Harami gibi yoluma
Arkın inen karlı dağ
Ben yârimden ayrı düştüm
Sen yolumu bağlar mısın

Karlı dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp bizim için
Yaşın yaşın ağlar mısın

Esridi Yunus'un canı
Yoldayım illerim kanı
Yunus düşte gördü seni
Sayrı mısın sağlar mısın



Aceb şu yerde var m'ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezerim Rum'ıla Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler kalmasın
Şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin

Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdime çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin



Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selâm olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selâm olsun

Ecel büke belimizi
Söyletmiye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selâm olsun

Tenin ortaya açıla
Yakasız gömlek biçile
Bizi bir asan veçhile
Yuyanlara selâm olsun

Selâ verin kastımıza
Gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze
Duranlara selâm olsun

Eceli gelenler gider
Hepsi gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Soranlara selâm olsun

Derviş Yunus söyler sözün
Yaş doludur iki gözün
Bilmiyen ne bilsin bizi
Bilenlere selâm olsun



Ey yarenler ey kardeşler
Ecel ere ölem bir gün
İşlerime pişman olup
Kend'özüme gelem bir gün

Yanlarıma kona elim
Söz söylemez ola dilim
Karşıma gele amelim
N'ittüm ise görem bir gün

Beş karış bezdendir donum
Yılan çıyan yiye tenim
Yıl geçe obrula sinim
Unutulup kalam bir gün

Başıma dikeler hece
Ne irte bilem ne gece
Alemler umudu Hoca
Sana ferman olam bir gün

Yunus Emre'm sen bu sözü
Dahi tamam etmemişsin
Tek yürüyeyim neyleyim
Üstadıma gelem bir gün



Vaktinize hazır olun
Ecel vardır gelir bir gün
Emanettir kuşça canın
Issı vardır alır bir gün

Nice bin kez kaçar isen
Yedi derya geçer isen
Pervaz urup uçar isen
Ecel seni bulur bir gün

İşbu meclise gelmeyen
Gelip nasihat almayan
Elifle beyi bilmeyen
Okur kişi olur bir gün

Tutmaz olur tutan eller
Çürür sol söyleyen diller
Sevip kazandığın mallar
Vârislere kalır bir gün

Yunus Emre'm bunu söyler
Aşkın deryasını boylar
Şol yüce köşkler saraylar
Viran olur kalır bir gün



Nolur ise ko ki olsun nolisar
Tek gönül mevlayı bulsun nolisar

Aşk denizi gene taşmış kan akar
Aşk-ı biçare dalsın nolisar

Bu denize düşen ölür dediler
Ölür ise ko ki ölsün nolisar

Aşk gelicek cümle eksikler biter
Bitmez ise ko ki kalsın nolisar

Akıbet sol göze toprak dolisar
Bu gün öpdün ko ki dolsun nolisar

Bu dünyanın nasiplerin izzetin
Yunus kodu alan alsın nolisar



Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var

Ko gülen gülsün
Halk bizim olmaz
Gafil ne bilsin
Hak'ki sever var

Bu yol uzaktır
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var

Girdik bu yola
Aşk ile bile
Gurbetlik 1le
Bizi salar var

Her kim merdâne
Gelsin meydâne
Kalmasın câne
Kimde hüner var

Yunus sen bunda
Meydan isteme
Meydan içinde
Merdâneler var



Hak'tan yığar mal seni
Nen var ise ver gider
Ne beslersin bu teni
Seni de kurt yer gider

Olana bak gözün aç
Dökülür sakal ve saç
Yılan çıyan gelir aç
Yer içer şişer gider

Zaman erer kuru baş
Tez tükenir uzun yaş
Düpdüz olur dağ u taş
Gök durulur yer gider

Yunus bu ten ölicek
Can nur ile dolıcak
İman yoldaş olıcak
Ahır şen olur gider



Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kimisinin biter üstünde otlar
Kiminin başında sıra serviler
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa karışmış nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler



Yürü fani dünya sana
Gelende gülmüş var mıdır
Bencileyin gözü yaşlı
Ağlayu kalmış var mıdır

Söylerim bilmezem sözüm
Yürürüm görmezem özüm
Bir oldu gecem gündüzüm
Hiç böyle olmuş var mıdır

Doğdum başım taşlar ile
Kan akıttım yaşlar ile
Yarenler kardeşler ile
Candan ayrılmış var mıdır

Ahır halklar helâllaşıp
Her biriyle esenleşip
Bencileyin aklı şaşıp
Ağlayu kalmış var mıdır

Bunca zamanlar bileşip
Ahır dönüp ayrılışıp
Böyle bir dertlere düşüp
Odîara yanmış var mıdır

Bu söylediğim sözleri
Dertliler için söylerim
Acep bu benim sözümden
Haberim almış var mıdır

A dostlar esenleşelim
Tuz ekmek helâllaşalım
Ta ölünce ağlaşalım
Ağlayıp gülmüş var mıdır

Ağlayıp bula adım çare
Çok yalvardım Peygambere
Yunus gibi yüzü kare
Cihane gelmiş var mıdır



Söylememek harcısı
Söylemenin hasıdır
Söylemenin harcısı
Gönüllerin pasıdır

Sözü doğru desene
Kulil hak dedi Çalap
Bugün yalan söyleyen
Yarın utanasıdır

Bu gönüller pasını
Yuyuban gidermeye
Sol sözü söylegil kim
Sözün hulâsasıdır

Cümle yaradılmışa
Birlik ile bakmayan
Halka müderris ise
Hakikatte asıdır

Şer' ile hakikatin
Vasfını aydam sana
Şeriat bir gemidir
Hakikat deryasıdır

Her nite muhkem ise
Tahtaları geminin
Deniz mevc urucağız
Anı uşadasıdır

Bundan içeri haber
İşit aydayın er yâr
Hakikatin kâfiri.
Şer'in evliyasıdır

Biz talibleriz her dem
Aşk sabakın okuruz
Çalap müderris bize
Aşk hod medresesidir

Evliya safa-nazar
Edeli günden beri
Has l oldu Yunus'a
Her ne kim vayasıdır



İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Cün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok tâat kıldım deme
Eğer hak bilmez isen
Abes yere yelmektir

Dört kitabın ma'nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma'nisi ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir



Ben dervişim diyene
Bir ün edesim gelir
Tanıyuban şimdiden

Varup yetesim gelir

Sırat kıldan incedir
Kılıçtan keskindir
Varıp anın üstüne
Evler yapasım gelir

Altında gayya vardır
İçi nâr ile pürdür
Varıp ol gölgelikte
Biraz yatasım gelir

Ta'n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun
Varuban ol Tamu'da
Biraz yanasım gelir

Ben günahımca yanam
Rahmet suyunda yunam
İki kanat takmam
Biraz uçasım gelir

Andan Cennete varam
Cennette Hak'kı görem
Huri ile gılmanı
Bir bir koçasım gelir

Derviş Yunus bu sözü
Eğri büğrü söyleme
Seni sıygaya çeker
Bir Molla Kasım gelir



Hak bir gönül verdi bana
Ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadi kılur
Bir dem gelir giryan olur

Bir dem sanasın kış gibi
Sol zemheri olmuş gibi
Bir dem beşaretten doğar
Hoş bağ ile bostan olur

Bir dem gelir söyleyemez
Bir sözü şerheyleyemez
Bir dem dilinden dür döker
Dertlilere derman olur

Bir dem çıkar Arş üzere
Bir dem iner tahtes sera
Bir dem sanasın katredir
Bir dem taşar umman olur

Bir dem cehalette kalır
Hiç nesneyi bilmez olur
Bir dem dalar hikmetlere
Calinus u Lokman olur

Bir dem dev olur ya peri
Viraneler olur yeri
Bir dem uçar Belkıs ile
Sultan-ı ins ü can olur

Bir dem varır mescidlere
Yüz sürer anda yerlere
Bir dem varır deyre girer
İncil okur ruhban olur

Bir dem gelir İsa gibi
Ölmüşleri diri kılar
Bir dem girer kibr evine
Fir'avn ile Hâmân olur

Bîr dem döner Cebrail'e
Rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir gümrah olur
Miskin Yunus hayran olur



Sabahın sinleye vardım
Gördüm cümle ölmüş yatur
Her biri biçare olup
Ömrün yavu kılmış yatur

Vardım bunların katına
Baktım ecel heybetine
Nice yiğit muradına
Ermeyüben ölmüş yatur

Yemiş kurt kuş bunu keler
Nicelerin bağrın deler
Sol ufacık na-resteler
Gül gibice solmuş yatur

Tuzağa düşmüş tenleri
Hak'ka ulaşmış canları
Görmez misin sen bunları
Nöbet bize gelmiş yatur

Esilmiş inci dişleri
Dökülmüş sarı saçları
Kamu bitmiş teşvişleri
Emr ü nemde ermiş yatur

Gitmiş gözünün karası
Hiç işi yoktur durası
Kefen bezinin paresi
Sünüğe sarılmış yatur

Yunus gerçek aşıkısan
Mülke suret bezemegil
Mülke suret bezeyenler
Kara toprak olmuş yatur



Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıyıp
Der ne yersin kozumu

Uğruluk yaptı bana
Bühtan eyledim ona
Gerçi de geldi aydur
Hani aldın gözünü

Kerpiç koydum kazana
Poyraz ile kaynattım
Nedir diye sorana
Bandım verdim özünü

İplik verdim cullaha
Serip yumak etmemiş
Becid becid ısmarlar
Gelsin alsın bezini

Bir serçenin kanadın
Kırk katıra yüklettim
Çift dahi çekemedi
Şöyle kaldı yazını

Bir sinek bir kartalı
Salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir
Ben de gördüm tozunu

Bir küt ile güreştim
Elsiz ayağım aldı
Güreşip basamadım
Göyündürdü özümü

Kafdağından bir taşı
Şöyle attılar bana
Öylelik yola düştü
Bozayazdı yüzümü

Balık kavağa çıkmış
Zift turşusun yemeğe
Leylek koduk doğurmuş
Baka şunun sözünü

Gözsüze fısıldadım
Sağır sözüm işitmiş
Dilsiz çağırıp söyler
Dilimdeki sözümü

Bir öküz boğazladım
Kakladım sere kodum
Öküz ıssı geldi der
Boğazladın kazımı

Bundan da kurtulmadım
Nidem bilemedim
Bir çerçi de geldi der
Kani oldum gözgümü

Tosbağaya sataştım
Gözsüz sepek yoldaşı
Sordum sefer nereye
Kayseri'ye azimi

Yunus bir söz söylemiş
Hiçbir söze benzemez
Münafıklar elinden
Örter ma'ni yüzünü


Şol Cennetin ırmakları
Akar Aflah deyu deyu
Çıkmış İslâm bülbülleri
Öter Allah deyu deyu

Salınır Tuba dalları
Kur'an okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah deyu deyu

Kimi yiyip kimi içer
Hep Melekler rahmet saçar
Idris nebi Hülle biçer
Biçer Allah deyu deyu

Altındandır direkleri
Gümüştendir yaprakları
Uzandıkça budakları
Biter Allah deyu deyu

Aydan andır yüzleri
Misk ü amberdir sözleri
Cennet'te huri kızları
Gezer Allah deyu deyu

Hak'ka aşık olan kişi
Akar gözlerinin yaşı
Pür nur olur içi dışı
Söyler Allah deyu deyu

Ne dilersen Hak'tan dile
Kılavuzla gir bu yola
Bülbül âşık olmuş güle
Öter Allah deyu deyu

Açıldı gökler kapısı
Rahmetle dolu hepisi
Sekiz Cennetin kapısı
Açar Allah deyu deyu

Rıdvan'dürür kapı açan
İdris'dürür hülle biçen
Kevser şarabını içen
Kanar Allah deyu deyu

Miskin Yunus var dostuna
Koma bu günü yarına
Yarın Hak'kın divanına
Varam Allah deyu deyu



Biz kamumuz aşk kuluyuz
Aşktır bizim sultanımız
Ger aşk ile ölürsevüz
Aşka helâldir kanımız

Aşk beni benden alalı
Dost aşkı cana do|alı
Bu aşk yoluna gideli
Dost olmuştur imanımız

Aşk ile başım hoşdürür
Her kandeyse yoldaşdürür
On iki ay sarhoşdürür
Aşktan esridi canımız

Ne kaşadır ne gözedir
Ne meylimiz ak yüzedir
Her dem hiç solmaz tazedir
Bu bizim gülistanımız

Akar yaşım Ceyhun gibi
Çıkar ahım tütün gibi
Hem Leyli vü Mecnun gibi
Uş söylenir dükkânımız

Olmadı derman ecele
Geri varır her kim gele
Biz de varırız ol ile
Onda durur kervanımız

Yunus eyder nice nice
İşbu cihan geldi hiçe
Seni dahi ilediser
Bu yalancı devranımız



Her kime kim dervişlik bağışlana
Kalpı gide pak ola gümüşlene

Nefsinden misk ile anber tüte
Budağından il ü şar yemişlene

Yaprağı dertli için derman ola
Gölgesinde çok hayırlar işlene

Aşıkın gözü yaşı hem göl ola
Ayağında saz bitip kamışlana

Cümle şair dost bahçesi bülbülü
Yunus Emre arada durraçlana