SOL KROŞE

    Hababam Sınıfı donlu atletli, jimnastik salonunda sıra olmuş, Badi Ekrem'i bekliyorduk. Tulum Hayri, göbeğine kadar önü açık bir atlet giymiş, bacağım kalınlığındaki kolları ortaya çıkmıştı. Bir sağ başa, bir sol başa koşuyor bizi hizaya getirmeye çalışıyordu.
    Önümüzde içi dışına çıkmış bir güreş minderi seriliydi. Müsamere için iki haftadır perende ekzersizıleri yapıyorduk üzerinde. Bu işi kıvıran beş altı kişiyi geçmediği halde, Badi Ekrem hepimizi teker teker zorluyordu.
    Tulum Hayri Kalem Şakir'e saati sordu. Atletinden aşı çubuğu gibi fırlayan kolunu burnunun ucuna kaldıran KalemŞakir:
    "On dakika geçiyor!" dedi.
    "Nerde bu Badi Ekrem!"
    "Geçen ders pek keyfi yoktu."
    "Var bunda bir iş!"
    "Müdür müsamere için kötü sıkıştırıyor, dersten soğudu Badi!"
    Tulum hepimizi tersledi:
    "Ne soğuması be! Maraton Raşit'le kaynatıyor içerde... Dikilin dikildiğiniz yerde. Tazı gibi koşturacak değil mi gelirse..."
    Birden soyunma odasının kapısı açıldı bastıbacakla düztaban hesabı, Maraton Raşitle Badi Ekrem atletli donlu çıktılar ortaya, Domdom Ali kendini tutamadı:
    "Yaşa Aslan Hocam!" diye bağırdı. Bu başıbozukluk, bizdeki spor geleneklerine aykırı olmadığı için Maraton güldü geçti Sanki kafasını bugünün şerefine pırıl pırıl kazıtmıştı Daracık bir don giymiş bütün yuvarlak yerleri baldır etlerine kadar yumruk yumruk fırlamıştı dışarı... Vücut yapısı atletten çok pahlivanı, hem de lâpacı bir somun pehlivanını anımsatıyordu.
    Tulum:
    "Dikkat, sağa bak!" komutunu verdi Oysa her ikiside sol baştan geliyorlardı. Tulum'un verdiği ilk komuttu bu, Ufak tefek aksaklıklar olacaktı doğal olarak. Ama başlarımız zaten geldikleri yana çoktan dönmüştü.
    Badi Ekrem, biraz da otoritesini Maraton Raşit'e göstermek için:
    "Nerde Recep?" diye Tulum'u paylar gibi sordu.
    "Burda!"
    "Peki kumandayı neye sen veriyorsun!"
    "Bir kusur mu ettik?"
    "Bir değil, üç kusur! Önce, hazırol diyecektin! Sonra, sola bak kumandası verecektin! Daha sonra... Hepiniz Raşit Bey'e değil, benim gözlerimin içine bakacaktınız!"
    Yalnız o değil bütün sınıf, Maraton Raşlt'e bakıyordu. Topuklarını kaldırıp indirerek, kollarını açıp kapayarak kültür fizik yapıyordu.
    Badi Ekrem:
    "Çocuklar! Müdür Bey'in emri var!" diye başladı.
    Müdür Bey'in akıllıca bir emrine rastlamadığımız için, "Yine ne saçmalamış!" gibilerden kulak kesildik. Badi Ekrem devam ediyordu:
    "Hani müsamereye... Jimnastik gösterilerine hazırlanıyorduk ya... Bu ders size Raşit Bey..."     Maraton iki üç adım atarak ilerledi, kumandayı eline almak üzere sağ başta dikildi.
    Badi'nin kızdığı belliydi:
    "... Evet size Raşit Bey bir şeyler gösterecek!"
    Maraton Raşit iki adım daha atarak etkileme alanına girdi, sözü Badi Ekrem'den teslim almıştı:
    "Bütün liseler jimnastik gösterileri yaptılar, bütün gazeteler onlardan sözetti... Bizim lisenin şerefi yok mu?"
    Hep bir ağızdan:
    "Olmaz olur mu?" dedik.
    "Bizim müsameremiz hepsinden parlak olmalı!"
    "Olmalı!"
    Sonra ayağının ucuyla yerdeki mindere dokunarak:
    "Size şu minderde Japon oyunları göstereceğim!"
    Kalem Şakir dayanamadı:
    "Sağol Hoca'm!"
    Maraton Raşit, sesin geldiği tarafa doğru baktı:
    "Çık sıradan dışarı!"
    Kalem Şakir beş adımda minderin üstüne çıktı. Maraton:
    "Şu adamı görüyor musunuz?" dedi, "İşte şu adam öğreneceği jiu-jitsu oyunlarıyla dağ gibi bir adamın saldırısından kendini koruyabilir."
    Domdom All'yi de çağırarak, Şakir'le ikisi üzerinde denemelere başladı. Şakir'in kendini koruması şöyle dursun. Domdom'un dokunmasıyla minderin üzerine kapaklanması bir oluyordu.
    "Olmuyor, çocuklar!" dedi.
    Sonra Palamut Recep'le İnek Şaban'ı çıkardı. Palamut'u minderin bir köşesine, Şaban'ı öbür köşesine gönderdi. Şaban'ın yanına giderek sözde Palamut'a duyurmadan:
    "Şimdi senin üzerine arkadaşın saldıracak, sen kolunu kaptığın gibi dirseğini kıvıracaksın. Hooop! Keseceksin ayaklarını yerden. Hazır mısın?"
    İnek gözlüğünü çıkarmış bize vermişti.
    "Hazırım!" dedi.
    Sonra Palamut'a döndü:
    "Haydi hop! Atla üzerine!"
    Şaban harfi harfine dediklerini yapmıştı. Şaban zorlayıp dururken Palamut biçimli bir çelme takar takmaz Şaban sırtüstü gitti, öyle hızlı gitmişti ki iki ayağı birden havaya kalkmıştı.
    Hepimiz tepine tepine gülüyorduk. Bu işe Badi Ekrem bile bayılmıştı. Maraton'a yaklaşarak:
    "Bunların hangisi Japon oyunu yaptı? Ayaktaki mi, yerda yatan mı?" diye sordu.
    "Aptal!" dedi, "Anlayamadı."
    "Anlasaydı ne olacaktı ki sanki..."
    "Bu sefer o sırt üstü gidecekti..."
    "Hiç zannetmiyorum!"
    "Buyurun, çıkın karşıma! Bana sıkı bir yumruk atın! Atmaya vakit bulamadan bakın nasıl sırtüstü gideceksiniz!"
    Badi bir kurbağa gibi yamrı yumru vücudunu "Öyle bir süzdükten sonra Maraton'u çatlatan bir soğukkanlılıkla:
    "Biraz şüpheli!" dedi.
    "Peki, buyrun öyleyse!"
    O çalımlı futbolcu yürüyüşüyle yan yan geçti karşısına
    Maraton:
    "Salla yumruğunu!" dedi.
    "Sallarsam ne olacak!"
    "Yumruğu sallar sallamaz kendini yerde bulacaksın Haydi, hop!"
    Eee artık... Badi'nin tepesi atmıştı Eğer hem yumruğu sallar, hem mindere yapışırsa Hababam Sınıfı'nın dilinden kurtulamayacağını biliyordu.
    Kendinden en az yarım metre uzun olan Maraton'un tam karşısına geçti. Maraton Raşit rakibine şöyle küçumseyerek bir baktıktan sonra:
    "Haydi!" dedi "Salla yumruğunu!"
    Badi Ekrem, topuklarını kaldırıp, dişlerini sıkarak bir sol kroşe gönderdi. Sağ kroşe zaten gönderemezdi. Sağ kolu çolak olduğu için ister istemez solaktı. Maraton iki elini kaldırıp bir şeyler yapmak istedi. Badi Ekrem'in yumruğu tam çenesinin üstüne oturmuştu. Maraton önce kıpırdamadan bir iki saniye dikilip kaldı. Sonra devrilen bir heykel gibi oynak yerleri kırılmadan kapaklandı mindere.
    Badi Ekrem, yumruğundan böyle bir keramet beklemediği için afallayıp kalmıştı. Şaşkın şaşkın yerde yatana bakıyordu.
    İşin başındanberi bütün bu Japon numaralarına küçümseyerek bakan Tulum Hayri, sıradan çıktı, hala şaşkın şaşkın dikilen Badi Ekrem'in sağ kolunu kaldırdı havaya:
    "Tamam!" dedi. "Şampiyon!"
    Maraton Raşit, bir eliyle çenesini yoklayarak kalkmak istedi, beceremedi. Minderin üstünde bağdaş kurup oturdu kaldı...
    "Vay anasını!" dedi, "Solak olacağını hiç düşünememiştim! Sağ kroşe bekliyordum senden!"


Erkek Sevim
  

 



www.1001kitap.com