KURTULUŞ


    1543 yılının kışı idi. Barbaros Hayrettin Paşa, Fransa'nın Tulon limanında kışlıyordu. Cezayir ocakları, Turgut Reis'i kurtarmak için girişimlere ara vermiyorlardı. Bu girişimlerden Barbaros haberdar ediliyordu. Barbaros, bunların temsilcileriyle son görüşüşünde, onlara, "İyi! Var kuvvetinizle çaba harcıyorsunuz, fakat aradan üç sene geçtiği halde Turgut Reis hâlâ kürek çekiyor, ya da zindanlarda çürüyor. Siz biraz durun da, ben bir girişimde bulunayım.

    Bu Cenevizliler, Turgut gibi adamı yalnız kurtulmalıkla salıvermezler. Onlarla akıllarına tak eden bir dille konuşmalı, nasıl akılları yatarak yola geleceklerini görürsünüz," dedi. Cenova senatosuna gönderdiği haber, "Turgut Reis için kurtulmalık olarak üç bin altın dukatı kabul edersiniz. Eğer kabul etmezseniz, Cenova'yı öyle bir surette yerle bir ederim ki, taş üstünde taş bırakmam," yollu sert bir ültimatom niteliğindeydi.

    Senato aceleyle toplandı. Andrea Dorya çağırıldı. Kendisine Turgut Reis'in zincirlerinin çözülmesi gerektiği bildirildi. Andrea Dorya, "Siz onu üç bin altın dukata karşılık salıveriyorsunuz. Şunu biliniz ki, Turgut Reis serbest kaldıktan hemen bir ay sonra size verilen bu paranın on mislini gene sizlerden çıkarır," dedi. Fakat ona, Barbaros'un mektubunu gösterdiler. Senatoda çıt yoktu. Andrea Dorya, biraz durduktan sonra titrek bir sesle, "Eh yapılacak başka bir şey yok, bu öneri kabul edilecek," dedi ve gözlerini sildi. "Başıma ne belalar geleceğini ben bilirim," diye ekledi ve dönüp çıktı. Sarayına varır varmaz limana, "Turgut Reis'in zincirlerini çözün ve kendisini almaya gelen Türk kalitasına teslim edin," diye emir verdi.

    Turgut Reis'in bu savaşlardan hiç haberi yoktu. Kadırgada kürek topacına dayanmış uyuyordu. Kendisi nezaketle uyandırıldı. Etrafında elli altmış kişilik kalabalığı görünce şaşırdı. İlk önce idam edilmek üzere götürüldüğünü sandı. Fakat çevresindekiler öyle bir övgü ve yakınlık yarışına çıkmışlardı ki, kendisinin serbest bırakılmakta olduğunu anladı. Serbest bırakılmakta olduğunu anladığı zaman yüzü, biraz önce idam edileceğinden kuşkulandığı zamanki gibi sakin ve umursamazdı. Onu dışarı çıkardılar. Dışarıda donanma subayları ve Cezayir ocaklarından yoldaşları bekliyorlardı. Turgut Reis'i görünce hepsinin gözlerinden yaşlar boşandı. Turgut Reis, "Aman bu heriflerin önünde üzgünlüğünüzü belli etmeyin, hele bizim gemimize gidelim de orada gönüllerimizi birbirimize açarız," dedi.

    Cenova'dan Tulon'a tam on altı saatte varıldı. Tulon'un alargasında karakol görevi gören kırlangıçlar, Turgut Reis'i getirmekte olan kalitayı Hiyer Adasıyla kara arasındaki boğazda görünce, hemen Tulon'a gidip, Turgut'un gelmekte olduğunu Barbaros'a bildirdiler. Barbaros Hayrettin Paşa hemen filoya demir kaldırttı ve gemilerin iki saf olarak sıralanmalarını emretti. Turgut Reis'in binmekte olduğu kadırgaya, Cezayir ocaklarının forsu çekilmişti. Barbaros Hayrettin'in bastardası, iki saf olmuş gemilerin oluşturdukları geçidin ta sonunda yer almıştı. Barbaros'un verdiği emirle bütün maiyet beyleri, kaptanlar, subaylar ve savaşçılar bastardasında tabur olmuşlardı, kendisi de aralarında idi. Kalita limana girerken, onun gönderinde Cezayir ocaklarının forsunu gördü. Kendi gençliğini, kardeşlerini, Oruç Reis'i ve Turgut'un daha çocuk denecek çağını hatırladı, gözleri doldu.

    Kalita iki saf oluşturan gemilerin arasına girince, gemiler Turgut Reis'i top atışıyla selamlamaya koyuldular. Bütün gemiler, mehterlerini sallıyorlar ve nöbet vuruyorlardı. Kalita, sağlı sollu top ateşleri ve dumanlar arasında, bütün bayraklarını takmış azametle ilerliyordu. Safların sonuna gelince Turgut Reis sandala bindi, sandal bastardanın kıç kasarasındaki merdivene yanaşınca, Barbaros Hayrettin Paşa bizzat merdivenleri inerek Turgut Reis'e el uzattı. Turgut da, Barbaros da orada bulunanların hepsi de heyecan içindeydiler. Kasaraya çıkınca iki eski deniz, silah ve zafer arkadaşı kucaklaştılar. Artık ikisi de gözyaşlarını tutamadıkları gibi, oradakiler de çocuklar gibi ağladılar. Bir aralık Barbaros, Turgut Reis'ten iki adım kadar ayrılarak, onu orada toplanmış olanlara eliyle gösterdi ve "Bu deniz oğlu, hatta benden de üstündür," dedi. Çünkü Turgut'un Preveze'de ettiği hizmet, unutulur şeylerden değildi.

    O akşam Turgut Reis, Barbaros'un konuğu olarak kaldı, iki deniz kurdu uzun uzadıya dertleştiler, eski günlerden söz ettiler. Barbaros, Turgut Reis'e kendi büyük yedek kadırgasını armağan etti. Turgut Reis bir kızı olduğundan, Barbaros da bir oğlu olduğundan söz ettiler ve hemen o gece kızı o oğlanla kavuşturmaya karar verdiler. Artık birbirlerinin çocuklarının kayınbabaları olacaklardı.