GENCİN AVRUPA'DA DİRİKLİĞİ
II. AVRUPA'DA İMPARATORLUK
3. Yeniden Güçlenme


1

    I. Mehmet'in oğlu ve II. Mehmet'in babası olan II. Murat, 30 yıllık saltanatı süresince, adil ruhu, içtenliği, basitliği ve ülkesinin gönencine düşkünlüğü yüzünden, Osmanlı balkının sevgi ve saygısını kazandı. Babasının denetim altına almış olduğu on yıllık iç karışıklıktan sonra ülkesinin düzen ve istikrarını sağlamak için sürekli barış aradı. Bunu aynı zamanda kendisine huzur içinde okuyacak ve düşünecek zamanı bulabilmek için de yaptı, îki kez oğlu lehine tahttan çekilmesi ve sonra yeniden dönmek zorunda bırakılması bunu gösterir. II. Murat, aynı zamanda, mümkün olduğu kadar askerlerinin kırılmasını önlemek istemiştir. Düşmanlarıyla müzakerelerde son derece adil olmuş ve imzaladığı antlaşmalara da sonuna kadar sadık kalmıştır (Kinross, 1972: 83).
    Ancak, tahta çıktığında istanbul kentinin surlar arasına sıkışıp kalan Bizans'la bir alıp veremediğinin kalmamasına rağmen, kendini babasının düşmanları olan iki güç karşısında bularak, isteksizce sürekli askerî mücadele içine çekilmiş ve bu mücadelerin hemen hepsinden galip çıkıp, savaşçı olarak da ün salmıştır. Bu düşmanlardan biri, istanbul'u alıp bir Panislav devlet kurmak isteyen Macaristan ile denizlerdeki üstünlüğünü sürdürmek isteyen Venedik'tir.
    1430 tarihinde Venedik'ten Selanik'i ele geçirdiğinde, askerlerinin kentin sakinlerini katletmelerini, yakıp yıkmalarını, atalarının uygulamalarını sürdürerek, engelledi; bir kiliseyi Hıristiyanların ibadeti için ayırdı ve yaptığı antlaşma ile Venediklilere Osmanlı ülkesinde serbest dolaşma ve denizlerde ticaret yapma hakkı tanıdı (Kinross/ 1972: 85). Bu arada, Macaristan'da John Cornivus Hımiades (Hünyadi Yanoş) gelecek yirmi yıl Osmanlıların basma bela oldu. Osmanlılara bu Batı tehdidinde ilginç olan nokta. Karaman beyliğinin de Sırbistan ve Macaristan ile aynı ittifak içinde olmasıdır; Osmanlılara karşı bu Müslüman Doğu ile Hıristiyan Batı arasındaki birlik ne ilk ve ne de son olaydır. Birbirinden uzak ve Osmanlı devleti genişledikçe daha da uzaklaşacak olan iki cepheli tehdit, gelecek Osmanlı tarihinin de ana teması olacak ve devletin önce duraklama ve sonra gerilimesinde en önemli öğelerden birini oluşturacaktır.
    Hünyadi, tarihi tekrarlayarak, "Türkleri Avrupa'dan atmak" için bir Haçlı ordusu kurma amacındaydı ve Osmanlılara Karamanlıların yönelttiği tehdit de cesaretini arttırmaktaydı. Askerî harekatta önceleri başarılı olduysa da, Trakya ovasında Türk baskısıyla karşılaşarak geriye çekilmek zorunda kaldı. Başta da belirtildiği gibi bir barış adamı olan II. Murat Haçlı ordusunu Tuna'nın ötesine takip etmedi. Segedin'de (Szeged) 1444 tarihinde on yıllık bir bırakışma imzaladı. Buna göre, Sırbistan ve Eflak Osmanlı denetiminden çıktı; Macarlar da Tuna'yı geçmemeye ve Bulgaristan üzerinde hak iddia etmemeye razı oldular. Müzakerelere katılan Polonya Kralı Ladislas incil, Murat ise Kuran üzerine yemin ettiler ve metinler iki dilde yazılıp teati edildi (Uzun-çarşılı, 1972: 427).
    II. Murat'ın Avrupa'da meşguliyetinden Karaman oğlu ibrahim Bey yararlanmakta gecikmedi ve Osmanlı topraklarına saldırdı. Doğudan gelen bu tehdit üzerine Osmanlı sultanı Anadolu'ya döndü ve Karamanlıları büyük bir yenilgiye uğrattı. Karaman beyliği bir daha Hıristiyan Avrupa ve güneydeki Araplarla ittifak yapmayacağı güvencesini verdi. Bundan sonra Murat, devlet işlerini o sırada hayatta kalan tek oğlu Mehmet'e, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın nezaretinde bırakarak, tahttan çekildi. Bu çekilme, Kral Ladislas'ın yeni bir Haçlı seferi düzenlemesine yol açtı. Macarlar, Bohemya, Eflak, Hırvatlar, Polonya, çeşitli Alman devletleri, Papa taraftarları ve gizlice donanma vererek Venedikliler, Osmanlılara karşı birleştiler. Osmanlılar bu büyük ittifaka karşı 1444 tarihinde Varna zaferini kazandılar. Savaş alanında ölen Polonya Kralı Ladislas'ın başı Segedin anlatmasının yanına asılarak, antlaşmalara uymamanın ne anlama geldiği açık bir biçimde gösterildi.
    II. Murat, 1444 yılının sonunda, oğlu Mehmet adına tahtıntan feragat etti; Manisa'ya çekilerek kendini dine ve bilime adadı, ilginç bir nokta olarak, Türk dilinin Arapça ve Farsça'dan bağımsız olarak gelişmesi için çalıştı (Kinross, 1972: 92). 1446'da bir kez daha çağrılarak Edirne'ye gitti. Çağrılmasının nedeni, Mehmet'in, Osmanlı orduları Arnavutluk ve Yunan cephelerinde savaşırlarken, yani uygun olmayan bir zamanda, istanbul'u kuşatma planları yapması ve bu konuda babasının sadrazamı Çandarlı ile çatışması olsa gerek. Murat, bu kez Yunanistan'ın büyük bir bülümünü koruyuculuğu altına alacak olan sefere çıktı. 1448 yılında, daha önce Osmanlı ordusunda görev yapmış bulunan İskender bey (George Kastriota), Macar kralı Hünyadi, Sırbistan ve Bosna ile işbirliği yaparak Osmanlılara karşı yeni bir saldırıya girişmişti. II. Murat, bu ittifakın ordularını I. Murat'ın öldürüldüğü Kosova'da kolayca yendi.
    Bu ikinci Kosova Savaşı, artık bağımsız Sırbistan'ın sonu olmuştur. Macar gücü ise uzun süre bu yenilginin etkisinden kurtulup belini doğrultamadı; Bosna Osmanlı koruyuculuğu altına girdi, İskender bey ise, yenilgiye rağmen, Arnavutluk'taki yüksek kalesinde Osmanlılara karşı etkili bir çete savaşına girişti ve yalnız Murat'ın değil, Mehmet'in de uzun süre başına bela oldu. 1451 yılında II. Murat öldü. Öldüğünde, Osmanlı devleti yüzyılın başındaki parçalanmanın bütün etkilerinden kurtulmuştu. Kurucu sultanların "Avrupa'da devlet" haline getirdikleri Osmanlı beyliği, parçalanma tehlikesini atlattıktan sonra yeniden güçlenmiş ve II. Murat da onu "Avrupa'da imparatorluk" biçimine sokmuştur. Böylece oğlu II. Mehmet'in (Fatih) sınırlarını daha da genişleteceği çağdaş bir imparatorluğu miras olarak bırakmıştır. Bundan sonra devlet, yalnız Avrupa'da imparatorluk olarak kalmayacak, aynı zamanda bu kıtada güç üstünlüğünü de eline geçirecektir.

| GENCİN
AVRUPA'DA DİRİKLİĞİ
II. Avrupa'da İmparatorluk
2. Asya'da Kısa Süren Dağılma
| GENCİN
AVRUPA'DA DİRİKLİĞİ
III. Avrupa'da Üstünlük
1. İstanbul'un Alınması
|