İNGİLTERE, DEVLET ELİYLE KORSANLIK


    XV. yüzyıla doğru, İngiltere'de de benzer şekilde, ekonomik güçlerin "ulusallaştırılması" hareketini görürüz. Devlet, örneğin Fransız şaraplarının yalnızca İngiliz gemileriyle ithal edilebileceğini hükme bağlayarak, ticareti teşvik ve kontrol ediyordu. Yine, VII. Henry'nin bir fermanı uyarınca, ancak limanlarda İngiliz gemisi bulunmaması halinde mallar yabancı gemilere yüklenebiliyordu.

    Kastilya ve Portekiz faaliyetlerinin yayılmasına karşılık, VII. Henry tüm gücünü Baltık denizine açılma yolunda kullanıyordu. Ama, bu arada, Giovanni Caboto İngilizlerin dikkatini Atlantik'in zenginliklerine çekti ve İngiltere amirali olarak atanınca, kraliyet bayrağının dalgalandığı 5 gemisiyle, 1497'de, kuzeybatı yönünde bir yol bulmak niyetiyle denize açıldı. Sonuçta Cap Breton'a ve Labrador'a erişti ama, ne hazine ne de baharat bulabildiğinden, büyük hayal kırıklığı yaşadı.

    Londra'da 1486'da Fellowship of Merchant Adventurers'in (Maceraperest Tüccarlar Birliği) kurulmasının gerekçeleri farklıydı. Amaç yün ve dokuma pazarını genişletmek üzere Anvers'de daha öncelikli bir konum elde etmekti. Söz konusu pazar İngiltere'de kırsal bölgelerde müthiş bir gelişme gösteren ve kentlere göre maliyeti düşük olan endüstriler sayesinde yaratılmıştı. Immanuel Wallerstein'ın da işaret ettiği gibi, Merchant Adventurers'ın kuruluş amacı, Ada'nın dışarıya satabileceği yegâne ürün olan dokumanın ihracatını korumak üzere hem atak hem de ihtiyatlı olmaktı. Bu arada, kuzeydoğu yönünde bir yol bulmak için Richard Chancellor yola çıkmış ve Arkhangelsk'e ulaşmıştı. 1555'te, İngiltere'nin Merchant Adventurers'ına, "bilinmeyen ve alışılmış denizyollarının dışında kalan kara uzantıları, kara parçaları, adalar, mülkler ve malikâneler" keşfetmesi için bir patent hakkı verilir. Kuruluş Moskova Kumpanyası adını alarak Rusya'nın ve Rusya'ya komşu ülkelerin tekelini ele geçirir. Jenkinson, 1557'de, Çar'la bir anlaşma imzalayarak aşağı Volga havzasına indi, Hazar denizine ulaştı ve İran üzerinden Hindistan'a doğru giden yeni bir yol buldu.

    İngiltere, XVI. yüzyılın sonunda dahi, yalnızca yollarla ve ticaretle ilgilendiyse de, Kraliçe I. Elizabeth döneminde yeni bir dönemece girdi. Walter Raleigh, bir tür deniz emperyalizminin teorisyeni olarak: "Denize hâkim olan ticarete de hükmeder; ticarete hâkim olan ise dünya zenginliklerine hükmeder, yani dünyaya hâkim olur..." diyordu.

    Derken, bir hırsıza gün doğdu: Francis Drake papacı İspanya'ya karşı korsanlık yapıyordu. Bir ara, Guillaume le Testu adlı Fransız bir korsanla birlikte Panama'ya Peru'dan altın taşıyan bir katır kervanını ele geçirdiler. Kraliçe Elizabeth'in desteğinden yararlanarak, Pasifik ve Hint okyanusları üzerinden geri dönmeden önce, Şili ve Peru sahillerini talan etti. Dönüş yolunda, Ternate'de Portekizlilere başkaldırmış bir sultanı koruması altına alır ve böylece ilk İngiliz denizaşırı toprağı elde edilir. Tüm bu başarıları kutlamak için, Kraliçe, Francis Drake'i şövalyelik nişanıyla taltif eder (1581).

    Antiller, Hindistan, Kuzey Atlantik bölgesi, Rusya gibi yörelerde kâr amaçlı girişimlere, İngilizler için yerleşim birimleri kurma, "herhangi bir Hıristiyan prensin ya da halkın eline gerçek anlamda geçmemiş durumdaki ilkel dinli ya da barbar ülkelere İngiliz nüfus yerleştirme" düşüncesi eklendi. Fikrin babası, Eton ve Oxford'da yetişmiş bir gentleman olan Humphrey Gilbert idi. Doktrinini bir kez geliştirdikten sonra, Newfoundland'da ilk yerleşim bölgesini kurdurdu: İngiltere buraya işsiz güçsüz takımını gönderdi, ürünlerini sattı ve oradan yiyeceğini sağladı (1583). Bu şekilde XVI. yüzyılın sonundan itibaren, İngiliz İmparatorluğu'nun çifte kimliği görülmeye başlandı: Deniz üsleri veya colonların yerleştirilmesi. Yani bir yanda ticaret kolonileri, diğer yanda, inancın kök salması ve hiçbir şeyi olmayanların düzen kurmaları için topraklar; yani İrlanda'daki İngiliz yayılmasına benzer bir tür sömürgecilik anlayışı. Bu yayılmayı teşvik edenler, ister İrlanda'da ister denizaşırı yerlerde olsun, aynı insanlardı.

    Amerika kıtasında Fransızların iç bölgelere sızıp yerleşmelerine karşılık, İngilizler Hudson'dan Virginia'ya kadar pek çok kıyı yerleşimi kurmuşlardı. I. James Amerikan kıyı şeridinin 34. ve 38. kuzey paralelleri arası ile 41. ve 45. kuzey paralelleri arasını iki Şirket'e bağışlamıştı. Limanına kralın onuruna Jamestown adı verilen Chesapeake körfezine, böylelikle, 104 yerleşimci geldi. Başlangıçta, işler zorluydu. Özellikle de Kızılderililerle ilişkiler: Gelenlerin dörte biri 1622'de katledildi, öyle ki, bu şekilde yaşamaya devam edilip edilemeyeceği konusunda kuşkular uyanmıştı... Ama yerleşim bölgesi bunların üstesinden gelmeyi başardı ve geleceğe yönelik zengin bir ziraat ürünü olan tütün, yetiştirilerek İngiltere'deki satışlar için bir tekel oluşturuldu.

    Bu gelişmeler olurken, Virginia'dan bir keşif kolu kuzeye giderek, bugün New England denilen yörede keşif ve tanımlama çalışmaları yaptı. 1620'de Mayflower gemisiyle gelen Hacı Babalar önce Virginia'da inmek istemişlerdi, ama şiddetli fırtına buna izin vermedi. Toplam 200 kişi olan göçmenlerin yalnızca 35'ini oluşturan bu Püriten rahipler Cod burnunda karaya çıkarak Plymouth limanını kurdular. Bu insanlar ve onların torunları gelecekteki Birleşik Devletler'in kurucusu olduklarına herkesi inandırdılar (1620). Gerçekte bunu kendilerince gerçekleştirmişlerdi de. Kalvinist bir demokrasinin çekirdeği sayılabilecek bir tür antlaşma olan The Compact of Mayflower'ı imzalamışlardı. Cambridge Harvard Üniversitesi'nin bulunduğu Massachusets'deki bu yerleşim, Bostonlu bir din adamı tarafından kurulmuş, kısa sürede diğer yerleşim birimlerince taklit edilecek olan bir yönetim örneği oluşturmuştu.

    O döneme kadar yağmacılık ve denizlerde dolaşmak İngilizler için denizaşırı ülkelerde toprak edinmekten daha avantajlıydı. Üstelik İspanyolların mevcut zenginlikleri ne zamandır silip süpürmüş oldukları neredeyse kesindi. Yenilmez Armada'nın bozguna uğramasından ve İspanyol gücunün zayıflamasından, Hollanda'nın atılımlarından sonra görüşler değişti. Kısa bir süre sonra İngilizler Hindistan'da Portekizlilerin karşısında bir deniz zaferi kazandılar ve I. James'in elçisi Sir Thomas Moğol İmparatoru tarafından kabul edildi.

    İki imparatorluk arasında pek çok farklılık bulunuyordu: Kastilya krallığı tarafından merkezden yönetilen İspanyol İmparatorluğunun denizaşırı sömürgeleri fazlasıyla dağınıktı. Oysa Protestan Reform dönemi sonrasını yaşayan İngiliz İmparatorluğu inisiyatifi kişilere bırakıyordu: Maryland'de Katolikken, Massachusette'de Püriten olabiliyordu.




<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>