Göçün Osmanlı imparatorluğu üzerindeki etkileri Yüzbinlerce Kafkasyalı göçmenin sel basar gibi akıp gelmesi, elbette ki, imparatorluk ülkesinde yerleşik olan insanların yaşamı üzerine pek büyük bir etkide olarak hükümetin yaptığı düzenlemelere ilişkin, Meclis-i Vâlâ yıl 1281 No. 23167'deki İrade'yi inceleyiniz); bu kayıtlardan birçoğu Osmanlı arşivlerinde incelenebilecek durumdadır (örnekler için, yukarıda, sığıntıların genel durumuna ilişkin olarak bilgi veren kayıtlar hakkında yaptığımız yollamalara bkz.) Ne var ki, Çerkeş sığıntılar hakkında [sırf sayısal bilgi değil her birinin kimliği hakkında bilgi veren] özetlenmiş sicil niteliğinde herhangi bir belge şimdiye dek bulunmuş ve [Osmanlı arşivlerinin içeriğini gösteren listelerde] tasnife sokulmuş değildir. Böyle siciller bulunacak olsa bile böyleleri olsa olsa çeşitli Osmanlı illerine ulaşmayı başarabilenler hakkında bilgi veriyor olacaktır; onlarla birlikte yola çıkmış pek kalabalık sayıdaki diğerleri [yollarda ölüp gidenler] hakkında değil. (Sığıntıların olasılıkla ulaştığı sayılar hakkında Fisher'ın Emigration of Muslims yapıtına bkz.) 56] F.O. 97-424, Dickson'dan Stuart'a yazı, Pera [Beyoğlu, İstanbul] 5 Aralık 1864. Ayrıca Dickson'ın aynı dizi içinde yer alan, 9 Ekim 1864 tarihli, 74 206 Çerkeş'i bunların ulaşım yerlerini listeleyen gönderisine [yazısına] bakınız. ve 57] Konsolos vekili R. H. Lang'in F.O. 97-424 No. 81'de, Stuart'tan Russel'e gönderilmiş ve Therapia [Tarabya, İstanbul], 30 Ekim 1864 günlü yazı içinde yer alan raporu. 58] Bkz. F.O. 97-424, No. 9, Palgrave'den Stanley'e yazı, Trabzon, 26 Nisan 1867 ve F.O. 97-424, No. 13, Palgrave'den Stanley'e yazı, Trabzon, 16 Mayıs 1867. bulundu. Hemen kendini gösteren etki, imparatorluğun Karadeniz limanlarında [liman kentlerinde, göçmenlerin getirdiği] hastalıkların yayılmasıydı. Çerkesler, Trabzona gelirken, kendileriyle birlikte tifüs'ü de getirmişlerdi; koşullar bir aralık öylesine kötüleşti ki [Trabzonun] bütün halkı, kentten kaçtı [59]. Ticaret yaşamı tümüyle felce uğramıştı ve ekmek kıtlığı başgöstermişti. Samsunda bile olağan zamanlara göre daha az ekmek bulunabiliyordu, çünkü bu kentte bütün fırıncılar fırınlarını kapamış, Çerkeslerin getirdiği tifüs ve çiçek hastalıklarına yakalanmamak için [kentten] kaçmışlardı [60]. Aralık ile 1864 yılı Şubatının ortası arasındaki dönemde Trabzon'da hastalık nedeniyle ölenlerin sayısına ilişkin olarak Tablo l'de aktardığımız sayılar gösteriyor ki yörenin yerlileri, her ne kadar göçmenler arasında görüldüğü kadar yüksek oranda ölüm felâketine uğramamış idiyseler de, kendi geleceklerinden pek korkmalı idiler. Çerkeslerin iskân edildiği her yerde, yerli müslümanlar arasında da böylesine [yüksek sayıda] ölümler görüldü. Önceleri, sığıntılar, kamplarda ya da kamu yapılarında, ticaret yapılarında bir arada olmak üzere yerleştiriliyordu. Daha sonra kırsal alanlara dağıtıldılar ve kamplarda yoğunlaşmış hastalığı yaydılar: 59] F.O. 195-812, No. 9, Stevens'dan Bulwer'a yazı, Trabzon, 15 NisanU64. 60] F.O. 195-812, No. 10, Stevens'dan Bulwer'a yaz,, Trabzon, 19 May.s 1864. 61] FO 195-812, No. 4, Stevens'dan Erskine'ye yaz,, Trabzon 17 Şubat 1864 ve F.O. 97-424, No 3, Stevens'dan Russel'a yaz,, Trabzon, 17 Şubat 1864. Haziran ayında, içlerinde ishalin [dizanteri kastediliyor] ve tifüs'ün pek yayılmış bulunduğu 2000 Çerkeş göçmen, Uşak'a geldi. Bunlar önce han'lara ve yerlilerin [zaten] kalabalık sayıda insan oturan evlerinde barındırıldılar, ama sonra kentin kuzeydoğu yanındaki köylere dağıtıldılar. Bunların yerli halkla temasa gelmesi, önce barsak rahatsızlıklarını, çok geçmeden de tifüs'ü yaydı. Altı aylık bir süre içinde (Hazirandan Kasıma kadar) 500 müslüman hastalığa yakalandı, bunlardan 200'ü öldü; hristiyanlardan da 100'ü hasta oldu ama onların içinde yalnız 20'si öldü [62]. Tüm imparatorluk ülkesindeki köylerde, Çerkeslerin göçmen gelişinin etkileri duyuldu. Osmanlılarda, yeni gelenlerin iskânı sorunuyla başa çıkmak için ne yeterli finans kaynağı ne de yönetim örgütünde uzman insan gücü vardı; bu nedenle, kendi yörelerine gönderilen Çerkeslerin derdine derman olma işi yerel birimlere bırakıldı. Köylülerin çalışmasıyla ve giderini üstlenmesiyle, evler yapıldı, tahıl sağlandı; onlara [yerlilere] kendi çileleri için üstelik bir de bedel ödemek zorunda bırakılmışlar gibi gelmiş olmalı, çünkü Çerkeslerin iskân edildikleri yörede talana giriştikleri söylentisi çabucak yayıldı. Köylü takımından, evvelce var olmayan bir yükümlülük getirilmesiyle yeni ödemeler istenmesi besbelli ki öfkeye yol açar; ama, kendilerinden korkmak için nedenleri varken yanıbaşlarına iskân edildiğini gördükleri bazı kimseler [göçmen gelmiş Kafkasyalılar] için bir de kendilerinin [gider katkısı vb. olarak] ödeme yapma zorunda kalmaları, iskân alanı seçilmiş köylerin nice zamandır ne çileler çekmiş Anadolulu, Bulgar, Suriyeli köylülerine bile katlanılmaz ölçüde aşırı ağır gelmiş olsa gerek [63]. Kafkasya limanlarının Ruslarca ele geçirilmesi ve gerek kentlerde gerek kentlerin art ülkelerinde müslüman nüfusun yerine hristiyanların geçirilmesi çok büyük ekonomik kopukluklara yol açtı. Doğu Karadeniz yöresinde geleneksel ticaret ilişkilerinin çoğunu müslüman tacirler yürütmekteydi; Rusya, müslümanların ticaret etkinliği son bulsun diye elinden ne geliyorsa yaptı. Rus eylemleri çoğu kez zorbaca hatta katilce idi. Osmanlıların kıyı ticareti yürüten takaları Ruslarca tahrib ediliyordu ve bu da geleneksel modelde balıkçılık ve ticaret etkinliğine zarar veriyordu [64]. Ama Rusların müslümanlarca yürütülen ticarete karşı sürdürdüğü etkinliğin ağırlıklı kaynağı yönetim örgütü idi. Abazaların göçe çıkması sıralarında, Karadeniz kıyısında yaşayan Türk ticaret adamlarına yasa dışı vergiler yüklendi. Tacirlere, eğer bu vergileri ödemezlerse kendilerinin de Abazaların yanı sıra ülkeden kovulacakları söylendi [65]. 62] F.O. 97-424, Dickson'dan Stuart'a, Pera [Beyoğlu, İstanbul], 14 Aralık 1864. 63] Osmanlı Avrupasında Çerkeslerin iskânı yüzünden çıkan sorunlar hakkında bkz. Mark Pinson, Ottoman Colonization, s. 78-82. 64] F.O. 195-762, Stevens'dan Russel'a yazı, Trabzon 10 Ekim 1863. 65] F.O. 97-424 No. 6, Palgrave'den Russel'a yazı, Trabzon, 17 Nisan 1867.   

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>