Hastalık Yurtlarından çıkıp gitmeğe zorlanmış Çerkeslerin ve diğer Kafkasyalıların en kötü düşmanı, beslenme eksikliği yüzünden gelişen hastalıklardı. Çerkesler Rus denetimindeki limanlarda, gemilere gerçek anlamda istif edilmişlerdi. Kendilerine ne 45] Kafkasyalı müslüman göçmenlerin sayısı hakkında verilen bilgi, Kırım Tatarı göçmenler hakkında verilen gibi, tahmine dayanmaktadır. Doğruluğu kesin sayım yapılmamıştır ve tahminlerin değerlendirilmesi, geniş ölçüde, o tahmini yapmış kişinin güvenilirlik derecesine bağlı kalmaktadır. Ben kendi tahminlerim için, tarihçilerin yâni Kemal Karpat, Alan Fisher ve Mark Pinson'un verdiği malzemeye dayandım. Görünüşe bakılırsa, 1856 ile 1864 arasında, olasılıkla, yaklaşık 600 000 göçmen ve 1864'den sonra 200 000 göçmen sayısını kabullenmek doğrudur. Ancak, bu sayılar, sağ gelebilmiş göçmenlere ilişkindir. Kafkasyalılar arasında gerçekleşmiş olan korkunç ölçüde yüksek ölüm oram hakkındaki kayıtlar, bu oranın yaklaşık üçte biri bulmuş olmasının abartma sayılmaması gerektiğini gösteriyor. O nedenle, yola çıkmış 1 200 000 kişiden Osmanlı imparatorluğunda fiilen 800 000'inin iskân edilmiş bulunduğu yolundaki tahmin, akla yakın görünüyor. Şurası iyice bilinmelidir ki bu sayılar hiçbir bakımdan doğruluğu kesinlikle sağlam sayılar değildir. ([Başlıca dayanaklar için şunlara bkz.:] Fisher, Emigration of Muslims; Pinson, Ottoman Colonization of the Circassians in Rumili [böyle yazılmış] after the Crimean War, Etudes Balkaniques, No. 3, Sofia, 1973, s. 72; ayrıca Karpat, Ottoman Population, s. 68-79 ve The Status of the Müslim under European Rule: The Eviction and Settlement of the Cerkes, Journal of the Institute of Müslim Minority Affairs 1/2, 1972, s. 11. Keza bkz. Comite de Bienfaisances des Emigres Politiques de la Ciscaucasie en Turquie, Aperçu Historique sur les Ciscaucasiens pendant la Guerre Mondiale, istanbul 1918, s. 9-13). 46] Ne Çerkeslerin ne de Abazaların tümü çekip gitmişti. 1877-78 savaşı sırasında Ruslara karşı küçük çapta ayaklanmalar kendini gösterdi ve bunları Osmanlı imparator- luğuna yeni göçler, özellikle Abaza göçleri izledi (bkz. Caucasian Battlefields, s. 126-131). 47] [Nicolas Trointisky'rim yazımım düzenlediği] Premier Recensement General de la Population de l'Empire de Russie, 1897, St. Petersbourg, 1905, s. 256-259. vardım sağlanmıştı ne de yiyecek içecek verilmişti [48] ve daha ilk uğranılan Osmanlı limanında, Trabzon'da, çiçekten, tifüsten ve iskorbüt'ten büyük sayılarda telef olup öldüler. 1863 kışında, Trabzonda günde yirmi ile elli arasında Çerkeş ölüp gidiyordu [49]. Gelen baharın en kötü günlerinde, ölenlerin sayısı günde 500'e çıkmıştı [50]; yalnız Trabzon'da ölenlerin sayısı 30 000'i bulmuş olabilir [51]. Samsun ve Sinop gibi diğer limanlarda karaya çıkmış olanlar da benzer [yüksek oranda] ölüm yazgısını paylaştılar. Göçün en yoğun olduğu zamanda, Samsunda günde 50 sığınmacı ölmekte idi [52]. Osmanlı imparatorluğu, Çerkeslerin bu zorlanmış göçüne kesinlikle hazırlıksız yakalandı. Ülkede sağlık koşullan zaten en iyi döneminde bile gerçekten iyi denebilecek halde olmaktan uzaktı [53] ve devletteki genel yoksulluk, destek sağlayıcı para yardımı yapılması yahut yiyecek içecek sağlanması konusunda olanakları pek kısıtlıyordu [54]. 48] Rusların, gemilere binen Çerkeslere yardım sağlamak ya da onları umursamak konusundaki duyarsızlıkları üzerine bkz. F.O. 97-424, No. 287, Napier'dan Russel'a yazı, St. Petersburg, 1 Haziran 1864. 49] F.O. 97-424, Stevens'dan Russel'a yazı, Trabzon, 21 Aralık 1863. F.O. 195-812, Stevens'dan Erskine'ye yazı, Trabzon, 26 Şubat 1864. F.O. 195-812, No. 8, Stevens'dan Buhver'a yazı, Trabzon, 7 Nisan 1864. 50] F.O. 97-424, Stevens'dan Russel'a yazı, Trabzon, 19 Mayıs 1864. 51] Aperçu historique sur les Ciscaucasiens, s. 10. 52] F.O. 195-812, No. 10, Stevens'dan Buhver'a yazı, Trabzon, 19 Mayıs 1864 [özgün metinde 1964 yazılmış]. Ayrıca bkz.: F.O. 195-812, Stevens'dan Erskine'ye yazı, Trabzon, 13 Şubat 1864 ve F.O. 97-424, No. 9, Stevens'dan Bulvver'a yazı, Trabzon, 15 Nisan 1864. 53] "Mezarlıkların yakınlarındaki semtler, bu mezarlıklara ölüler gömülürken gösterilmesi gereken dikkatin gösterilmemesi ve bundan kaynaklanan sakıncalı sonuçlar nedeniyle oturulamaz olmuşlardır ve aileler tüm bireyleriyle konutlarından ayrılmaktadır. Kentin çeşmelerine su ileten kemerli ana su kanalında, bir Çerkesin suyun içinde yüzeduran ölüsü bundan birkaç gün önce bulunmuş ve o su kanalı murdar olmuştur [kullanılamamaktadır]. Caddeler ve sokaklar perişan derecede pis durumdadır; yiyecek kıtlaşmakta ve pahalılanmaktadır, yakacak hiç bulunmamaktadır, bütün bu haller sefaleti arttırmakta ve hastalığın yayılmasına olanak sağlamaktadır" (F.O. 881-1259, Stevens'dan Russel'a yazı, Trabzon, 17 Şubat 1864). 54] "Çerkeslerin yığın halinde ve birdenbire Osmanlı ülkelerine göç etmekte bulunduğundan haberiniz vardır. Rus devleti bu yiğit ve bağlılıklarında ölesiye sâdık, ama bir şeyi, yâni özgürlüğü yahut hiç değilse yabancı bir düşmanın boyunduruğu altında sürdürülmeyecek bir yaşamı, yalnız bunu, vatandan bile daha değerli sayan ulusun ülkesini kendisi edinmiştir. Bu halk, Ellerinde bulunan üç beş Doktoru ve bulabildikleri ilâçları göndermek dışında Osmanlılar birşey yapabilecek halde değillerdi. Her ne olursa olsun çiçekle tifüs için tedavi çâresi [henüz, dünyada] yoktu. Tek çâre [hastalığı birbirine bulaştırmamaları için] göçmenleri Karadeniz kıyılarındaki sığınmacı kamplarından alıp imparatorluk ülkesi içinde öteye beriye dağıtmaktı [55]. Osmanlılar onları Karadeniz limanlarından, iskân [özgürlüklerini] savunmaları ile ölümsüzleşerek kıyılara doğru çekilmekte ve bitişikteki imparatorlukta [Osmanlı imparatorluğunda] sığınma yeri bulmaya çabalamaktadır. Kısacası, Çerkeş yurdu elden gitmiştir; şimdi yapılacak iş diye kalan, Çerkesleri kurtarmaktır. Osmanlı hükümeti kendilerine sığınma olanağı sağlamaya isteklidir. Ancak, siz Lord hazretlerinin bildiği üzere, bunu yapabilmek için gerekli araçları [olanakları] kıttır; şimdiye dek yapmış bulunduğu -bu da, [yapılması mümkün olabilecekleri düşünürsek] nisbeten azdır- 200 000 kişinin ölümünü önleyememek pahasına yapılmıştır" (F.O. 881-1259, Bulvver'dan Russel'a yazı, İstanbul, 3 Mayıs 1864). 55] Osmanlı imparatorluğu, pek güçlü olasılıkla, kendisinde verecek pek az şey bulunduğu halde, sığıntılar için elinden geleni yapmağa çırpınırcasına çabaladı. Osmanlı arşivleri, gelen göçmenlerin kalkındırılmasına katkıda bulunmak için hükümetçe alınmış kararlara göndermede bulunan tasnif edilmiş kayıtlarla doludur [çeşitli devlet yazışmalarında, bu gibi kararlara gönderme yapılarak onların gereğine göre işlemler yürütülmüştür ve o yazılar şimdi tasnif edilerek arşivlerde araştırmacının incelemesine hazır tutulmaktadır]. Devletin, [meşrutiyetin ilân edilmesiyle Meclis-i Meb'usanın açılması öncesinde, tanzimat döneminde Meclis-i Vâlâ vb. adlarla oluşturulmuş bulunan ve atanmış kişilerin görev yaptığı] Meclis'leri, sığıntılara yardım konusunda yapılmış tartışma ve oturumlara pek çok zaman ayırmışlardı [ve bu tartışmalar, tutanaklara geçirilmiştir]. Aşağıdakiler, bu gibi belgelerin örneklerinden birkaçıdır: Sığıntıların genel durumu hakkında: Cevdet-i Dâhiliye, Yıl 1280 No. 2157. (Bundan sonrakilerin hepsi İrade'ler derlemesi içindendir ve hangi meclis ile bağlantılı olduğu, yılı ve tasnif numarası gösterilmiştir) Meclis-i Mahsus, yıl 1280 No. 1220 ve 1279, yıl 1280 No. 837. Dâhiliye, yıl 1281 No. 36490 ve 37096. Meclis-i Vâlâ, yıl 1281 No. 23041, 23524 ve 23323. [Yine] Meclis-i Vâlâ, yıl 1282 No. 23885, 24004 ve 24269. Meclis-i Mahsus, yıl 1283 No. 25094. Meclis-i Vâlâ, yıl 1284 No. 26193. Sığıntılara gönderilen ilâçlar, Doktorlar vb. hakkında: Meclis-i Vâlâ yıl 1281 No. 23171 ve 23392. Meclis-i Mahsus yıl 1283 No. 24898. Dâhiliye, yıl 1285 No. 40688. Sığıntılarla ilgilenmek üzere gönderilen zaptiyeler ve diğer hükümet memurları hakkında: Metlis-i Vâlâ, yıl 1281 No. 23263. [Yine] Meclis-i Vâlâ, yıl 1282, No. 24727. Meclis-i Mahsus, yıl 1283 No. 25052. Sığıntılar için yaptırılmış camiler, onlara gönderilen hocalar vb. hakkında: Meclis-i Vâlâ, yıl 1281 No. 23217, 23518, 23617. [Yine] Meclis-i Vâlâ, yıl 1282 No. 24322. Meclis-i Mahsus, yıl 1283 No. 24791 ve 24886. Bunlar, Kafkasyalıların göçmen gelişine karşı Osmanlıların gösterdiği tepki [ve aldığı önlemlere, yaptıklarına] ilişkin belgelerden seçilmiş sadece birkaç örnektir. Yazık ki, Osmanlı belgeleri bize Osmanlıların konuya gösterdiği ilgi ve üstlendikleri giderler dışında pek birşey anlatmıyorlar. Bu belgeler, görevlendirilmiş memurların adlarını ve harcanan para tutarlarını gösteriyor ama sığıntıların durumu hakkında pek az şey anlatıyorlar. Osmanlılar, çeşitli illere iskân ettikleri göçmenlerin sayıları hakkında tam bilgi veren kayıtlar tutmağa özen göstermişlerdir (göçmen gelenlerin sayımdan geçirilmesine ilişkin edilecekleri yerlere gönderdiği süre boyunca da Çerkeslerin telef olup ölmeleri önlenemedi. Ölümlerle ilgili kayıtlar, taşıma gemilerinde, hastalıktan ileri gelen ölümlerde üç kişiden birinin hatta bazan daha fazlasının öldüğünü gösteriyor. Bir rapora söre, Çerkeslerden 2 718 kişilik bir topluluk Kıbrıs'a gitmek üzere Samsun'dan iye bindirilmişlerdi; bunlardan 202'si Samsun ile İstanbul arasında öldü, 528'i y İstanbulda gemiden indi, Kıbrıs'a doğru yolculuğu sürdüren 1 988 kişiden 637'si daha yolculuk sırasında öldü [56]. Kıbrıs'tan yazılmış bir diğer rapor, sözü edilen bu gemi dolusu Çerkeslerin yazgısı hakkında başka bilgiler içeriyor: "Karaya çıkanların yandan fazlasının öleceği belliydi, gerçekten de günlük ölümler 30 ile 50 arasında süregitti" [57]. Abazalann Karadeniz limanlarına varışı zamanında ise, Osmanlı hükümeti daha iyi hazırlıklı idi. Süregiden parasal sıkıntılara rağmen, Osmanlılar Abazalara daha özenli ilgi gösterebildiler ve onların [Abazalann] arasında hastalıktan ileri gelen telefat az sayıda oldu. Sığıntıların sayısı da, daha önceki göçte görüldüğüyle karşılaştırıldığında, çok daha azdı ve bu durum hiç kuşkusuz selâmet sağlayıcı bir etki yarattı [58].   

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>