Abazalar Ruslar kendi kazanımlarının büyüklüğünü idrak edip, Kafkasya yaylaları üzerinde kendi askerî denetimlerini berkitmeğe koyulduklarında, müslüman aşiret halklarının Kafkasyadan sürülmesi yavaşladı. Bunun üzerine, Çerkeslerin ana göçünden üç yıl sonra, merkezinde Sohumkalenin bulunduğu yörede yerleşik Abazaların kendi yurtlarından sürülmesine sıra geldi. 1867'de Abazaları göçe zorlamak için onların başına musallat edilen yöntemler, öz olarak, daha önce [başka müslüman halklara karşı] kullanılmış bulunanların aynı idi. Rus askerleri Abaza köylerine geliyor, evleri yakıyor, sürü hayvanlarını ve öteki mallan gasb edip götürüyor, Abazaların elinde ancak ölmeyecek kadar birşeyler bırakıyorlardı [40]. Abazalar etkili bir direniş gösterebilecek durumda değillerdi ve bu konuda yapılmış bütün girişimler çabucak başarısızlığa uğradı. Abhazistanda, durum hakkında bilgi toplamak amacıyla at sırtında bir uçtan ötekine yöreyi geçen İngiliz Konsolosu Gifford Palgrave'in açıkladığı üzere, Rusların bu halka karşı niyetleri, Kafkasyanın bütün müslümanları hakkındaki niyetlerinin aynı idi. Palgrave, Abhazistanın ve çevresindeki yörelerin müslümanlarından dörtte üçünün göçe çıkacağını saptadı. Kanısına göre, Ruslar, lnızca değerli arazilerdeki müslüman halkı oralardan söküp atmak amacını değil, bir andan da "Ülkesinin kıyı bölümlerine, açlıktan kıvranan ve tek meteliği olmayan bir 38] F.O. 97-424, No. 260, Napier'dan Russel'a yazı, St. Petersburg, 19 Mayıs 1864. Rusların öne sürdüğü, Çerkeslere iyi davranıyor olmak iddiasıyla ilgili olarak bkz. F.O. 97-424, No. 260, Napier'dan Russel'a yazı, St. Petersburg, 19 Mayıs 1864. Napier Ruslara karşı pek yumuşaktı, ama onların anlattığı öykülerin doğruluğundan kuşku duyuyordu. Rus fetihlerinin ahlâk açısından dayanağı konusunda söyledikleri pek açık seçiktir: "Bu konuda Rus hükümetinin sürdürdüğü tutumun kuramsal açıdan haksızlığı üzerinde konuşmak boşunadır [bu besbelli birşey demek istiyor]. Rusların, Çerkeş aşiretlerine ait yöreleri fethetme konusunda hiçbir hakkı, keza onları mülklerinden ve ayrıca bağımsızlıklarından yoksun etmek konusunda hiçbir hakkı yoktu. İşlenen haksızlık iki katlıdır" (F.O. 97-421, No. 260, Napier'dan Russel'a, St. Petersburg, 19 Mayıs 1864). [Çevirenin notu. Emperyalizmin utanmazlığının pek ilginç bir belgesi. İngilizlerin Hintlileri ve daha nice halkı bağımsızlıklarından yoksun etmeğe hangi hakkı vardı ki bu açıdan Rus'u, şunu bunu kınamağa yüzleri olsun?] 39] Kıyılara Alman, Yunanlı ve Bulgar göçmenler de yerleştirilmişti. Bkz. Alan Fisher, Emigration of Muslims from the Russian Empire in the Years After the Crimean War, Jahrbücher für Geschichte Osteuropas, c. 35 No. 3, 1987, s. 356-371. 40] F.O. 97-424, No. 13, Palgrave'den Stanley'e yazı, Trabzon, 16 Mayıs 1867. 36 bir andan da "UlKesının ıuyi uuıumıeiıiıe, açımıaiı luvraiıan ve lck. meıeııgı umıayan bir dindaşlar yığını böylece fırlatılıp atılacak olan Türk devletini zor duruma sokmak" amacını gütmekte idiler [41]. Ruslar, Abazalardan binlercesini göçe zorladılar, ama birçoğunu da geride tuttular. Kırım Tatarları ve Çerkesler konusundaki deneyimlerinden, toptan göçe sürmelerin, yöre ekonomisi üzerinde ters bir etki yarattığını öğrenmiş görünüyorlar. Yaşlı erkeklerle kadınlar ve çocuklar göç etmeğe teşvik ediliyor yahut zorlanıyor iken, ekonominin gereksinme duyduğu güçlü kuvvetli erkekler geride tutuluyor ve zorunlu çalışmada kullanılıyordu. Arkada bırakılanların tam sayısı bilinmiyor. Abazaların önderlerinin iddia ettiğine bakılırsa, aileleri göçe zorlanmış binlerce erkek geride alıkonmuşlardı [42]. Bazan, aileler, bütün bireyleriyle sürülüyorlardı; bazı ailelerde ise, çalışabilecek durumdaki erkekler alıkonuyor, ötekiler gidiyordu. Her iki durumda, Kafkasyadaki Abaza aileleri ülkeyi terketmiş oluyordu ve [ülkede] bir Abaza ulusunun varlığı fiilen son bulmuştu, pek küçük bir bölümcük geride kalmıştı. Palgrave'in kaydettiği üzere, "Tek suçlan Rus olmamaktan ibaret bulunan bir ulusun böylesine yok edildiğine tanık olmak, çok acı verici" idi [43]. Kafkasyadaki yurtlarından sürülüp atılan Çerkeslerin ve diğerlerinin sayısı hakkında çok tartışma yürütülmüştür. Tatar ya da Çerkeş müslümanların özenli bir sayımı yapılmış değildi; bu nedenle, kaç kişinin göçe çıktığı söylenemez. Çeşitli tahminleri analiz edince [44], Ruslarca fethedilen ülkelerden aşağı yukarı 1 200 000 41] F.O. 97-424, No. 6, Palgrave'den Russel'a yazı, Trabzon, 17 Nisan 1867. 42] F.O. 97-424, Palgrave'den Barron'a yazı, Trabzon, 26 Eylül 1867. "Abazaların, zor kullanılarak, soyulup soğana çevrildikten sonra ülkelerinden sürül- melerine ilişkin olarak bütün anlatılanlar doğrulanıyor. Üstüne üstlük barbarca şeylerin yapıldığı konusunda ayrıntılı anlatımlar buna ekleniyor; sürgüne gidenlerin kendilerinin anlattığına göre, kendi memleketlilerinden nicesi, onları Türkiyeye götürecek bahanesiyle ve zorla Rus gemilerine bindirildikten sonra, Türkiye yerine Kerç'e ya da Novorusiska'ya götürülmüşler ve sonra da oralardan Rusyanın iç bölgelerine sürülmüşlerdir. Geçmişte yaşanmış benzer olaylar bu gibi iddialardan birçoğunun doğruluğunu pek olası göstermektedir" (F.O. 97-424, No. 18, Palgrave'den Stanley'e yazı, 28 Mayıs 1867). 43] F.O. 97-424, No. 13, Palgrave'den Stanley'e yazı, Trabzon, 16 Mayıs 1867. 44]MacCarthy, Bulletin of the Turkish Studies Association. Fisher (Emigration of Muslims), "Eğer [1857'de yapılmış] ve bütün Rusyayı kapsamına alan onuncu nüfus sayımına güvenilebilirse", felâketten etkilenen Kafkasya bölgelerinde halktan % 17-28 arasında bir bölümün göçe çıktığını söylüyor. Sayımın güvenilirliğinden kuşku duymakta haklıdır. Rusların, müslüman aşiretlerinin bireylerini gerçekten de sayımdan geçirmiş olabileceklerinden pek kuşku duyarım. Önemli ölçüde sayım dışı kalmış nüfusun varlığı olasıdır. Fisher, başka türlü olan çeşitli tahminleri sıralıyor ve Ahmet Cevat Eren, Turkiyede Göç ve Göçmen Meselesi adlı yapıtında (İstanbul 1966, s. 68-75) göçmen gelmiş verkeslerin sayısı hakkında yapılmış birçok tahmini aktarıyor. Kemal Karpat, Ottoman opulation 1830-1914, Demographic and Social Characteristic adlı yapıtında (Madison, Wısconsin, 1985, s. 27 ve 67) ısrarla, daha yüksek sayılar veriyor. Kafkasyalının göçe çıktığını ve bunlardan 800 000 kadarının Osmanlı ülkesinde yerleşmek üzere sağ kalabildiğini [sağ olarak, Osmanlı ülkesine varıp iskân edilebildiğini] belirtmek akla yakın görünüyor [45]. Rus imparatorluğu, fethedilmiş müslüman ülkelerinin, soy yönünden kendisine daha yakın saydığı halklarca iskân edilmesinin önlemlerini aldı, çâresine baktı. Tıpkı Kırım'da Ruslarla Ukraynalıların nüfus içinde ana öğe durumuna gelmesi gibi, eski Çerkeş ve Abaza ülkelerini de Ruslar, diğer Slavlar ve Kazaklar aldı [46]. Güvenilebilir sayılacak ilk Rus nüfus sayımı 1897'de yapılmıştır ve değişim üzerine gerçekleşen durumu saptamaktadır; artık hristiyanlar [bu ülkelerde] müslümanların karşısında bire ondan daha yüksek oranda çoğunlukta idiler [47].   

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>