RUS YAYILMASI


    Birçok yönden, Ermenilerle müslümanlar arasındaki düşmanlığın temelinde Rusların Kafkasyadaki yayılması vardır. Başka birçok yönden olduğu üzere bu yönden de Kafkasya bölgesiyle Doğu Anadolu birbiriyle bağlantılı idiler, çünkü onların her ikisi Rus İmparatorluğunun amaçladığı adım adım yayılışın birer basamağı durumundaydılar. Daha Rus fetihlerinin nisbeten erken bir döneminde, Gürcülerle Ermeniler, Rus yayılmasında onların doğal bağlaşıkları olarak göründüler. Güney-orta Kafkasyanın ortodoks hristiyan bir halkı olan Gürcüler, İran ya da Osmanlı imparatorluğunun kendileri üzerinde egemenlik kurmasından çekmiyorlardı. Bu korku ve hristiyan ortodoks Ruslarla doğal dinsel yakınlıkları, Gürcü yöneticileri, Çar'ın önce bağlaşıkları sonra uyrukları olmaya götürdü. Ermenilerin durumu farklıydı: Güney Kafkasya ile doğu Anadolunun her yanına dağılmış bulunuyorlardı ve 1800 dolaylarında, hiçbir geniş bölgede belirgin bir çoğunluk oluşturmuyorlardı. Ermeniler müslümanlarla aynı bölgelerde yaşıyorlar ve aynı ülkeyi tıpkı müslümanlar gibi kendi ülkeleri sayıyorlardı. Bu gerçek onları Ruslarla bağlaşıklık kurmaya götürdü, çünkü Rus desteği olmadan bir Ermeni vatanı yaratılması amacına ulaşılamazdı.

    Olayların gerçek niteliğini anladıktan sonra, Rusların Kafkasyayı istilâ edişinin tarzını aklımızda yeniden kurgulayabiliriz. Görünüşteki amaç, Kırım'da yapıldığı üzere, Kafkasyada da, müslümanların nüfus çokluğu açısından ve siyasal açıdan egemenliği yerine hristiyanların nüfus çokluğunu ve Rusların siyasal üstünlüğünü geçirmek idi. Nüfus politikasının iki ana direği vardı: müslümanların sürülmesi ve hristiyan halkların yâni Kuzey Kafkasya'ya Slavların, Güney Kafkasyaya ve sonra da Doğu Anadoluya Ermenilerin göç ettirilerek yerleştirilmesi. Oysa bu gibi modellerin çoğunda olduğu üzere, gerçek çok daha karmaşık idi. Kırım'da olduğu gibi, burada da amaç konusunda Çarlar arasında bir görüş birliği yoktu; diğer yandan, Ermenilerin bağımsızlık umutları, onları, Rusların emperyalist hırslarına hizmet edecek birer âlet kimliği yönünden pek güvenilmez kılıyordu. Diğer emperyalist devletler gibi Ruslar da, başlangıçta, aşamaları bağlantılandırılmış bir yayılma plânı çerçevesinde genişliyor olmaktan çok, yabancı ülkelere yerleşmiş ticaret erbabını ve yerleşimcileri korumak isteğiyle kendi egemenlik alanlarını genişletiyormuş görünüşünde idiler. Ne var ki, daha sonra, artık müslümanların kendi yurtlarından sürülmelerinin Kafkasyadaki Rus yayılmasının esaslı bir parçası durumuna geldiği kuşku götüremez. Müslüman halk Çoğunluğunun Rus fethine ve egemenliğine güçlü bir direniş gösterdiği her yerde, bu müslümanlar, Rus devletinin baskısıyla ve ibret örneği olması istenen bir hışımla, ülke dışına gitmeğe zorlandılar. Rusların fethettiği yerlerde, cami yapıları kamulaştırıldı ve müslümanların dinsel hizmetlerine, hayır hasenat işlerine, okullarına parasal kaynak sağlayacak vakıflar dahi ellerinden alındı [16].

    Sonra adı Elizabetpol olarak değiştirilen Gence kentini merkez edinmiş Han'lığın fethi, erken dönemdeki Rus politikası hakkında iyi bir örnek oluşturur. 1803'de, Ruslar Gence'ye saldırdı ve Han'ını yendi. Gerek Rus ordusunda yardımcı birlik olarak hizmet eden Gürcülere, gerek Rusların (Rus askerlerin) kendilerine, Gence ilindeki müslümanları kıyımdan geçirmek izni verildi [17] hatta bu işi yapmağa teşvik edildiler [18]. Yörenin fethinden sonra, müslüman yaşam biçimini aşağılamak için her çaba gösterildi, böylece müslümanlar kaçıp gitmekten başka seçenekleri olmadığı kanısına vardılar [19]. Bundan sonra, Ermeniler, Rusların eline geçmiş bölgede yerleşmeğe teşvik edildiler. Örneğin, Gürcistanın Ruslarca zaptından sonra, Çar Pavel, 1800 yılında Rusya ülkesine geçmeleri için Ermeni önderlerine çok çekici öneriler sunarak, Ermenileri Gürcistana çekti [20]. Ermeniler, yörenin Ruslarca zaptından sonra, Karabağ Hanlığının ülkesine de göçtüler [21].

16] Atkin, s. 144. Ayrıca bkz. s. 82, 242.
17] "Eğer Rus yöneticiler kıyımı durdurmak istiyor idiyseler, [varlığı kuşkulu böyle bir istek, onların içinde kaldı;] bunu yapmak için hiçbir girişimde bulunmadılar" (Atkin, s. 259).
18] Atkin, s. 257-259.
19] Atkin, s. 263-264.
20] Atkin, s. 173-175.
21] Atkin, s. 111-112, dn. 254.

    Belirgin nüfus hareketleri, sanılabileceği kadar olağan dışı değildi. Yüzyıllar boyunca, Kafkasyalı müslümanlardan yahut Ermenilerden çokça sayıda topluluklar, açlıktan, hastalıktan yahut kötü yönetimden kaçmak için ya da sâdece daha iyi yaşam koşulları bulabilmek için, öteye beriye göçmüşlerdi. Bu gibi nüfus hareketlerine ilişkin kanıtlar kıttır ve bu konudaki bilgi özellikle Rus vekayinâmelerinden geldiği için, zorunlu olarak, çarpıtılmıştır.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>