ÖNSÖZ

    Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Osmanlı İmparatorluğu nüfusu üzerinde yaptığım araştırmalar, beni, müslümanlar arasındaki ölüm ve göçü konu alan bu çalışmaya götürdü. O zaman [nüfus üzerinde çalışırken] ilgi duyduğum, sâdece, Anadoluda kaç müslümanın yaşamakta olduğunu ve bunların nüfusunun 19. yüzyıl ile 20. yüzyılda hangi ölçüde değiştiğini belirlemekten ibaretti. Bu araştırmanın sonucu beni şaşkınlık içinde bıraktı; çünkü daha önce Osmanlı tarihi hakkında okuduklarım arasında hiçbir şey, beni, bu dönemdeki çok yüksek ölüm oranıyla karşılaşmaya hazırlamamıştı. İstatistikler, müslüman nüfusun dörtte birinin yok olduğunu söylüyordu. Tarih kitaplarında böylesine bir nüfus kaybının es geçildiğine inanamıyordum; ama verileri tekrar tekrar gözden geçirmek hep aynı sonucu veriyordu. Yalnız Birinci Dünya Savaşı sırasında değil, [daha önce,] tüm 19. yüzyıl boyunca da, Anadolunun, Kırım'ın, Balkanların ve Kafkasların müslüman halkları inanılmaz yükseklikte bir ölüm oranına mâruz kalmıştı. Onların kayıpları, araştırmayı daha derinleştirmeye değerdi.

Bu kitap, işte o araştırmanın ürünüdür; kitap, müslüman halkların başına gelen ölümlerin ve zorla göç ettirilmelerin tarihi niteliğindedir. Müslümanların uğradığı kaybı ayrıntılı olarak belirtiyor; ama, müslümanların uğradığı kaybın fanus içindeki bir ortamda gerçekleşmiş sayılması yanılgıya düşmek olur. Geçmişte, tarih kitaplarının çoğunda müslümanların uğradığı kayıpların anılmasından geri durulması, hristiyanların da onların yanı sıra acılar çekmemiş bulunduğu doğrultusunda bir iddiayı aynı derecede yersiz olarak öne sürmenin mazereti olamaz. Bu kitapta listelenen korkunç eylemler ve çekilen acılar, tüm yanların çilesine katlandığı savaşlarda gerçekleşti. Müslümanların uğradığı kayıplara, çoğu kez, hristiyanların uğradıkları eşlik etti. Müslümanlarla çatışan hristiyanların başına gelenlere de her olanak bulduğumda değindim. Ancak, bu kitap, ne Osmanlı halklarının bir genel tarihidir, hatta ne de tek yörede ortaya çıkmış savaş zamanı ölümlerinin tarihidir. Bu, yalnızca müslümanlar acı çekmişti diye değil, ama bu yörelerdeki Türklerin ve [diğer] müslümanların tarihinin geleneksel biçimde tek yanlı olarak gözlemlenmesine karşı bir düzeltici çaba gerektiğinden, [özellikle] müslümanların çektiği acıların anlatımını üstlenmiş bir tarih kitabıdır. Kanımca, kitap, aynı zamanda, kendi tutumunda tek başına kalması haklı olan [bile bile, doğruları tek başına söyleme yoluna gitmiş ve bunda haklı olduğuna inanmış] bir tarih yapıtıdır. Anlattığı, yoğun ölümlerin ve tarihin büyük göçlerinden birinin öyküsüdür.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>