BİR POKER USTASI AMA...


    O akşam sofradan her zamankinden erken kalkılmıştı. Gazi, Damar Bey, Haydar Rüştü Bey, Ali Cenani Bey ve Nuri Bey poker masasının başına geçtiler.

    Daha ilk elden Gazi kazanmaya başlıyor, sürekli kazanacak da. Fişler hep onun önünde birikiyor, öteki oyuncuların ceplerindeki para tükenecek, artık kasa kredisi ile oynayacaklar. Damar Bey'in zararı birkaç bin lira, Ali Cenani Bey'in durumu daha da içler acısı. Yüzü mosmor. Nasıl ödeyecek bu kadar parayı... Ötekiler de öyle. Tek Nuri Bey'in (Nuri Conker), o da adamakıllı para kaybetmiş olmasına karşın, hiçbir kaygı belirtisi yok yüzünde, davranışlarında... Oyun sona erdiğinde anlaşılacak Nuri Bey'in bu kaygısızlığının nedeni. Çünkü Gazi, kazandığı bütün parayı oyun arkadaşlarına geri verecek. Nuri Bey, Gazi'nin bu tutumunu biliyor. Onun için nasıl olsa geri gelecek diye hiç aldırmıyor ne kaybettiğine. Ama o akşam Gazi'nin bu çocukluk arkadaşına küçük bir sürprizi var. Parasını geri verirken 25 lirasını kesiyor!... (160)

    İşin gerçeği aranırsa, Gazi, usta, "usta" da ne söz, yaman bir oyuncu. Oynamasını da seviyor, arada sırada olanak buldu mu hemen oyuna oturuyor. 1923 Mart ayında tirenle Adana'ya gidilirken Kılıç Ali, Konya mebusu Refik [Koraltan], Başyaver Salih [Bozok] ve İsmail Habib [Sevük] de sıkıntıdan kompartımanda bavulları üst üste koyarak oluşturdukları masada poker oynamaya koyulduklarında Gazi'nin oyuna katılması bu duruma tipik bir örnek.

    "-Bakın şu beceriksizlere, hiç yoktan masa da yapmışlar!"

    Gazi'ydi konuşan. Birden kompartımanın kapısını açıp girmişti içeriye. Pokerciler baskına uğramış kumarbazlarmışçasına kağıtları toplamaya çalışırlarken o diyecekti ki:

    "-Yoo, devam, ben de oynayacağım."

    Ve o oyuna girinceye değin hep kazanan İsmail Habib artık sürekli yenilmekte. İsmail Habib, yıllar sonra o geceyi şöyle anlatacaktır:

    "O boyuna rest çekip durmaktadır. Blöf diye gör, doğru; doğru diye görme, blöf; belli dengi değiliz. Paralar hep onun önünde toplandı. Fakat bu iki zıddı birleştiren bir oyun; hem o kazanacak, hem biz kaybetmeyeceğiz; yani işin sonunda harman yapıldı. Oyunda yenen o ve cebinde parası kalan biz!" (161)

    Kuşkusuz, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçisi J.Grew de, 24 Şubat 1928 gecesi verilen baloda çevrilen poker partisinde o günün parasıyla 900 lira kaybettiğinde, önce canı sıkılanlardan, ama hemen arkasından da sevinenlerdendi. Çünkü, ona da oyun bittiğinde kaybettiği para kuruşu kuruşuna geri verilecekti. Büyükelçinin anılarında şu satırlar yer alıyor:

    "Son bir iki saat içinde Gazi'nin kazanmaya karar verdiği ve kazanacağına inandığı açıkça belli olmuştu. Masada oturmadığım zaman daima elini bana gösteriyordu. En iyi oyuncularda bile görülmeyen tarzda poker oynuyor(du)..." (162)

    Ne ki, başlangıçta büyükelçinin eşi de oyundaydı ve kazanmaktaydı. Bir ara büyükelçiye İngilizce olarak ve fısıldayarak "Türk liraları bizim memlekete akıyor" diyecekti. Gazi bu sözleri duymuş, anlamış ama hiç sesini çıkarmamıştı. Önce eşi ve arkasından da yerini bıraktığı büyükelçi sürekli kaybetmeye başladıklarında bu kere sıra Gazi'deydi:

    -"Madam, şimdi de sizin paracıklarınız Türkiye'ye akıyor!"

    Büyükelçi ve eşi, sonunda kaybettikleri paranın kendilerine geri verileceğini o sıra nereden bileceklerdi ki!... (163)

    Türkiye'ye geldiğinde Yugoslavya Kiralı Aleksandır da pokerde Gazi'ye yenilenlerden olacak, ama o da kaybettiği parasını tekrar cebine koyacaktı. (164)

    Yabancılar, Gazi karşısında, yalnız savaş alanlarında değil, pokerde de yenilmeye yazgılıydılar.



Dipnotlar
160 DAMAR ARIKOĞLU: Hatıralarım; İstanbul, 1961, s.352-353.
161 I.H.SEVÜK: s.22-23.
162 J.GREW: s.83.
163 N.A.BANOĞLU: Nükte Ve....; s.208.
164 KILIÇ ALİ: s.104.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>