"BİR DAHA SOFRAMDA
KUŞ YEMEĞİ İSTEMİYORUM"



    Florya Deniz Köşkü...

    Güzel bir sofra kurulmuş, konular yerlerini almışlar.

    O akşamın baş yemeği bıldırcın kızartması. Çok da güzel kızartılmış ve servis yapılmış. Bunlar o gün köşke getirilen ve kesilen bıldırcınlar.

    O gün Salih Bozok'un da neşesi yerinde. Kesilmelerinden önce bıldırcınlardan bir tanesi alıkoyup saklamış. Akşam yemekte, cebinde sakladığı bu hayvanı çıkarıp salarak Atatürk'ü neşelendirmeyi düşünmüş. Öyle de yapacak.

    Işıklar altında kalabalıktan ürken hayvancağızın uçacak mecali de yok, sofradaki tabakların üzerinden seke seke birkaç adım atabilecek. Şimdi, Atatürk'ün tabağının yanında.

    Atatürk'ün yüz çizgileri derinleşecek, kaşları çatılacak, yüzünü kara bir hüzün bulutu kaplayacak. Bıldırcını eline alacak, tüylerini okşayacak...

    Sert bir sesle:

    "-Kaldırın bu servisleri. Bir daha da soframda kuş yemeği istemiyorum!"

    Hizmetkârlar koşarak tabakları kaldırıyorlar... (148)

    Doğrusu, Salih Bozok, Atatürk'ün bu şakadan hiç ama hiç hoşlanmayacağını bilmeliydi. Gerçekten de, hayvanları o denli seven, Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında bile Çankaya'da kaz ve tavuk besleyen, (149) atlarının ölümüne gözyaşı döken, kurban kesilmesine dayanamayan Atatürk'ün, o bıldırcın, tabağının ucunda öylesine çaresiz durup dururken bıldırcın eti yiyemeyeceğini düşünmeliydi. Ama gaflet işte.

    Üstelik, kim bilir kaç kez tanık olmuştu, her Salı günü öğleden sonraları Ankara'da Marmara Köşkü'nde çaylı konserler düzenlendiğinde Atatürk'ün beyaz kanaryalarını kafesinden çıkartıp salonda uçuşlarını zevkle izlediğini!... (150)



Dipnotlar
148 Bu olay hakkında birden çok kaynak bulunmakla birlikte, özellikle bkz. Atatürk'ün o gece sofraya hizmet eden uşağı Cemal Granda'nın anıları, s.199-200.
149 GRACE ELLISON: Ankara'da Bir İngiliz Kadını; çev. Osman Olcay, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1999.
150 CEVAT MEMDUH ALTAR'dan N.KAL: s. 165-166; Ş.TURAN: s.629.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>