"ATATÜRK BİZDEN BİRİDİR"


    Bursa'dayız. Gazi, genel sekreteri Hasan Rıza Soyak'a çıkışıyor:

    -"Yoldaki hal nedir?"

    Gazi kızgın, çünkü kalacağı eve gelinceye kadar yol boyunca neredeyse iki adımda bir süngülü askerler güvenlik önlemi olarak dizilmiş bulunuyor.

    "-Sen olsan ve buraya gelip benimle konuşmak istesen iki yanı süngülü askerlerle tutulmuş bir yoldan geçmek hoşuna gider miydi?"

    O, halkla arasına hiçbir şeyin girmesini istemiyordu ama onun güvenliği de ister istemez bu tür önlemleri gerektiriyordu işte.

    Hasan Rıza Soyak, Gazi'yi yatıştırmak isteyecek:

    "-Efendim, bu tedbir yalnız siz geçerken alınıyor."

    "-Nasıl olursa olsun iyi bir şey değil... Esasen buna lüzum da yoktur, bir daha yapılmamalıdır, hattâ kapıdaki resmî elbiseli polisleri de istemem. Lazımsa onların yerine siviller kullanırsınız. Hiç unutmayın; alınacak koruma tedbirleri halkı hiçbir surette ürkütmeyecek ve rencide etmeyecek şekilde olmalıdır."

    Kapıda nöbet tutan resmî giysili polislerin yerine sivilleri koymak kolay ama yol boyunca konulan askerleri çekmek olacak şey değil. Ama Gazi kararlı. Nasıl bir çözüm bulmalı? Bulunan çözüm şu olacaktı: Asker yine yol boyunca yerinde bırakılacak ama biraz geriye çekilerek yoldan gelip geçenlerce ve özellikle de Gazi tarafından görülmeyecek bir biçimde tarlaların içinde yüzükoyun yerde yatarak çevreyi ve insanları gözleyeceklerdi!... (118)

    Soyak, Atatürk'ün halkla arasına güvenlik güçlerinin girmesine asla izin vermemesi yüzünden tüm görevi boyunca ciddî sorunlarla karşılaşacaktı. O denli ki, Florya'da bulundukları bir sırada Atatürk'e suikast yapmayı planlayan bir gurubun yurt dışından ülkeye sızacağı istihbaratını alındığında hiç olmazsa 48 saat dışarı çıkmamasını kendisinden istendiğinde söz vermesine karşın ancak 24 saat bu sözünü tutabilecek, üstelik plajda hiçbir önlem alınmasına razı olmayacaktı. Halkla birlikte, onlarla yan yana denize girmesine hiçbir şey engel olamazdı!... Yapılacak tek şey, ondan gizli olarak, bazı polisleri halktan kişilermiş gibi plajda mayolu olarak dolaştırmak ama birer bornoz verilerek silahlarını saklamalarını sağlamak... (119)

    İlgililerin onun bu isteğini gözardı ettikleri zaman gerçekten kızıyordu. Örneğin, Amerikalı belgesel film yapımcısı Bryan, Atatürk'ü, Florya'dan Dil Kurumu'nun Dolmabahçe'deki toplantısına gitmek için Deniz Köşkü'nden çıkıp otomobile binmek üzere yürürken çekim yapacaktı. Bryan, iyice keyiflenmişti gördüğü sahneden, Atatürk'ün Deniz Köşkü'nden çıkıp yola doğru yürüdüğünü gören halk ona doğru koşuşuyor, çocuklar hemen oracıkta topladıkları çiçekleri vermek üzere birbirleri ile yarışıyorlar. Bu durumu gören güvenlik güçleri fırlayıp kalabalığın önünü kesecekler. Atatürk'ün ise neşesi kaçmış, kaşları çatılmış, ilgililere çıkıştığı duyulacak:

    "-Rezilâne bir sahne yaptınız!" (120)

    O, Cumhuriyet'in 3.yıldönümünde tribünlerden inip, çevresindeki asker çemberini kaldırtıp, yaverini de uzaklaştırıp halkla birlikte, ellerini iki vatandaşının omuzlarına dayamış yürürken duyduğu mutluluğu tatmak isteyecekti hep. Halk nasıl da kendiliğinden onu incitmemek için arada bir boşluk bırakmıştı o gün. Epeyi yürümüşlerdi öylece.

    "-Artık otomobile binseniz..." demişti birileri.

    Onlara dönüp demişti ki:
    "-Sen belki ömründe sevmişsindir. Fakat hiç sevildin mi? Bundaki zevk hiçbir şeyde yok. Hele âşıkın Türk milleti olursa!..."

    Ve eklemişti:
    "-Beni bu zevkten biraz daha ayırmayın..." (121)

    Bu yalnız adam, yalnızlığını halkı ile birlikteyken unutuyor, mutlu oluyordu.

    Aradan yıl geçecek... Cumhuriyet'in 12. yıldönümü için dövizler hazırlanmış: "Atatürk bizim en büyüğümüzdür", "Atatürk bu milletin en yükseğidir", "Türk milleti asırlardan beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı"... böyle sürüp gidiyor. Atatürk, bunları tek tek gözden geçirmekte ama, hiçbirini beğenmeyerek hepsinin üstünü çizmekte... Kalemi eline alarak asılacak dövizi kendi yazacak:

    "Atatürk bizden biridir." (122)



Dipnotlar
118 H.R.SOYAK: CI, s.65.
119 A.y.,C.I, s.67-68.
120 N.KAL: ...Yaşadıklarım....; s.152.
121 F.R.ATAY: Babanız Atatürk; s.114.
122 A.y.,s.ll5.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>