"BEN KANA BAKAMAM"


    "-Aman, çabuk gidin söyleyin; şu kuzuyu kesmesinler!"

    Mustafa Kemal Paşa'nın buyruğu üzerine Ruşen Eşref aşağıya bahçeye koştu, fakat yetişememişti. Düşmanı denize döken, İzmir'i özgürlüğüne kavuşturan Mustafa Kemal Paşa, uğruna İzmirliler'in kurban ettikleri kuzuyu ölümden kurtaramamış, geç kalmıştı. O masum kuzunun kanı şimdi çiçekleri suluyordu.

    Ruşen Eşref, bakışlarını çaresizlik içinde Mustafa Kemal'in kuzuyu gördüğü pencereye çevirdi. Boştu. Paşa, kuzunun boğazlanmasına dayanamamış, çekilmişti pencereden. (16)

    Hayvanların incitilmesine, hele kurban edilmelerine hiçbir zaman katlanamamıştı. Yaşamının sonuna değin de, gittiği yerlerde hayvanların kesilmesini hep önlemeye çalışacaktı ama çoğu kere boş yere. Hele, 1923 yılında Tarsus'a gittiğinde esnaf dernekleri istasyondan kente yol boyunca arka arkaya kurban kesip durduklarında, bu kıyım karşısında elinden bir şey gelmeyen Gazi, başını hep başka yana çevirecek, kanlı görüntüleri görmemek için çabalayacaktı. Onun, kendi onuruna kesilen bu hayvanları görmemek için giderek daha çok dikkatleri çeken bu davranışı karşısında eşi Latife Hanım irkilerek:

    "-Ne oluyorsunuz?" diye sormaktan kendini alamayınca, Gazi:
    -"Hiç kurbana bakamam" diyecekti.

    Yaşamı savaş alanlarında kan ve ateşle yoğrularak geçen, ölümü hiçe sayan, her utkusundan sonra savaş alanını gezerken şehitlerin ve düşman askerlerinin cesetlerinin üzerinden atlayan Gazi, kurban kesilmesine dayanamıyordu işte!... (17)

    İran Şahı Rıza Pehlevi Türkiye'ye geldiğinde de birlikte çıktıkları yurt gezisinde Çanakkale yakınlarında bir askerî garnizonun temel atma töreninde Gazi, tam da kendisi konuştuğu sırada bir koyunun temele doğru yatırılarak boğazlanacağı görünce, konuşmasını birden keserek:

    -"Durunuz!" diye bağıracaktı.

    Gerçi, sonuçta hayvanın kesilmesini yine engelleyemeyecekti ama gözünün önünde boğazlanmasına da katlanacak değildi ya!

    Konuşması bitince:

    "-Şimdi yapacağınızı yapınız..." diyecek, ama başını başka yöne çevirecekti.

    Şah, şaşırıp kalmıştı. Soran bakışlarla: "-Hazreti Gazi?..." diyecekti.

    O ise, Şah'in sözünü keserek onun şaşkınlığını daha da arttıracaktı:

    "-Ben kana bakamam. Bir tavuğun dahi boğazlanmasına tahammül edemem."

    "-Fakat bu kadar çok bulunduğunuz muhabere meydanları..."

    "-Ha... O başka mesele. Öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak giderim. O, bambaşka bir iştir." (18)



Dipnotlar
16 R.E.ÜNAYDIN: C. II, s.109.
17 İSMAİL HABİB SEVÜK: Atatürk İçin; Kültür Bakanlığı yyn., Ankara, 1981, s.91.
18 H.R.SOYAK: C. I, s.29-30.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>