Sinan Sertöz
Matematiğin
Aydınlık
Dünyası
Sinan Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası



Kapak
Önsöz
Teşekkürler
Sunuş

1. Bölüm
Bir, İki ve Çok

- Püsküllü Bela
- Ezberle!
- Çay ve Elektrik
- Nerede Satılır?
- İcat mı Keşif mi
- Sağdan Say!
- Sıfır Deyip Geçme!
- Çadır, Geometri ve Şarap
- Şah ve Mat
- İnce Hesap
- Sonsuzun Ucu Bucağı
- Uzun Sözün Kısası
- Notlar
  - Eflatun ve Gödel
  - Abel'in Öyküsü
  - Galois'nın Öyküsü
  - Osmanlı Boş Durur mu?
  - Hayyam Üzerine
  - Eflatun Platon'un Nesi Olur?

2. Bölüm
Sıfırdan Sonsuza

- Sonsuzluk Beni Bekle
- Matematikte Deney
- Pi Sayısı Akla Sığar mı?
- Spiraller, Helisler, Elipsler...
- Çinicilik ve Yıldızlar
- İznik'ten de Öte
- Fraktallar
- Fraktallardan Yıldızlara
- Sayılar mı Çıldırdı?
- Arayan Buluyor
- Eski Çin'de Dik Üçgenler
- Sayıların da Hastası Var
- Yaşamak Akla Zarar
- Notlar
  - Spiral ve Helis
  - Fraktal Yakalamak
  - Altın Oran ve Fibonnacci Sayıları

3. Bölüm
Hiçlikten Varlığa Giden Yol

- Perge'den Çıktık Yola
- Zamanı ve Mekânı Terk Ediyoruz
- Sonsuzluğun Yolcuları
- Milet'te Mola Veriyoruz
- Notlar
  - Koni Kesitleri
  - Kaç Tane Asal Sayı Var?
  - Kitab-ı Mahrutat

4. Bölüm
Ben Bilirim

- Bizim de Kralımız Var
- Bilmek ya da Bilmemek
- Önemli iş
- İstanbul'dan Sicilya'ya
- Soyut Neye Yarar?
- Üretmenin Dik Âlâsı
- Çakıl Taşlarında Bilim
- Perge'den Prag'a
- Kumsalda Final
- Notlar
  - Fermat'nın Hikâyesi
  - Piri ve Şeydi Reisler
  - Kitab-ı Bahriye: Tıpkı Basımı ve Aslı
  - Brahe ve Kepler
  - Takiyeddin Efendi
  - Newton ve Pençesi
- Bitirirken

www.1001Kitap.com





    Önsöz


    Bir gün ofisimde oturmuş kendi halimde matematik çalışırken eşim beni ziyarete geldi. Eşim TRT'de belgesel yönetmeni olduğu için çalışma saatlerinin normal insanların saatleriyle uyum içinde olmamasına alışığım. O yüzden bu durumu yadırgamadığım gibi bunu fırsat bilip ona üzerinde çalıştığım problemi ve bu problemle ilgili tarihi anekdotları anlatmaya başladım. Konu konuyu açıyor ve ben hep anlatıyordum. Böyle durumlarda Tülin'in beni büyük bir sabırla dinlemesine alışık olduğum için o gün aslında biraz daha büyük bir sabır göstermekte olduğunu fark edemedim. Bir ara ben nefesimi toplamak için durakladığımda bana "Beraber bir program yapsak bunları kamera önünde de anlatır mısın?" dedi. Böyle bir programı TRT'nin çekme olasılığı olmadığını düşündüğümden tartışma çıkarıp da anlatmakta olduğum hikâyenin sonunu güme getirmeyeyim diye "Olur" dedim. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. O hikâyenin sonunu getirip getiremediğimi bile hatırlamıyorum. Çünkü Tülin bana böyle bir programın önerisini o gün TRT'ye verdiğini ve gerekli sözlü onayları aldığını söyleyiverdi.

    İşte bu kitap o belgeselden hareketle hazırlandı.

    Film ilk kez TRT 2'de yayınlandı, ilk yayın tarihleri 19 Mart, 26 Mart, 2 Nisan ve 9 Nisan 1994 Cumartesi 21:00 olan dizi daha sonra TRT INT'te pek çok kez tekrarlandı, İstanbul Üniversitesi'nin 1995 yılı açılış programı dahilinde filmin tamamı gösterildi ve filmden sonra seyircilerle sohbet etme olanağı bulduk. Aynı yıl Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencileri filmi video gösterileri programında gösterdiler. 17 Nisan 1996 tarihinde Bilkent Üniversitesi Matematik Topluluğu, ilk faaliyeti olarak filmin gösterimini yaptı. Bu gösteriden sonra öğrencilerle yaptığımız sıcak sohbet ve filmin gösterimi için almaya devam ettiğimiz davetler bu kitabı bitirmek için gereken gücü bulmamı sağladı.

    Bir televizyon belgeselini kitaba aktarmanın hiçbir emek gerektirmeyeceğini sanıyordum. Oysa film diliyle kitap dili arasındaki farkı gözden kaçırmışım. Filmde el hareketleri, yüz mimikleri ve ses tonuyla söylenen grameri bozuk bir cümle aslında o anki mesajı yerine ulaştıran en doğru cümle olabiliyor. Oysa bu cümleyi yazıya döktüğünüz zaman el hareketleri, mimikler ve ses tonu uçuyor, geriye iler tutar yanı kalmamış bir 'yanlış' cümle kalıyor. Bu cümleyi düzelttiğiniz zaman da o cümlenin zamanında taşımış olduğu canlılık, gerçeklik ve hatta anlam yok oluyor. Bu yüzden kitabı hazırlarken gerekli değişiklikleri, ekleme ve çıkarmaları yaptım. Ayrıca hem metnin içine hem de bölüm sonlarına konunun gerektirdiği bazı notlar ve açıklamalar ekledim. Böylece kitabın bir filmin anlatısı olmaktan çıkıp, anlattıklarıyla kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya kavuştuğuna inanıyorum.

    Bu çeşit filmler niye çekilir, bu çeşit kitaplar niye yazılır? Her eser, ne kadar alçakgönüllü olursa olsun, büyük sancılarla doğar. Tarih boyunca pek çok insan kendisini, bilerek bu sıkıntıya ve acıya neden sokmuştur? Kendi çağındaki insanların artık şiirden zevk almadığını, paradan ve 'hemen, derhal, şimdi' elde edilecek maddi çıkarlardan başka bir şey göremediğini gelecek kuşaklara şikâyet etmenin ve bugünün yalnızlığını yarınların hayali okuyucularıyla gidermeye çalışmanın bir yolu mudur acaba kitap yazmak?

    Bugün 19 Nisan 1996. Dün Anadolu'ya kar yağdı...


<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>