Tamer Bacınoğlu ve
Andrea Bacınoğlu


MODERN ALMAN ORYANTALİZMİ
Tamer Bacınoğlu ve Andrea Bacınoğlu, Modern Alman Oryantalizmi



Kapak
İçindekiler
Sunuş
Önsöz
Yazarın Önsözü


Alman gözüyle Türkiye
- "İslâm düşmanlığı"mı, ırkçılık mı?
- Etnosantrik tarih romantizmi. "Uzman"ların efsaneleri
- "Etnisite", "etnik gruplar" ve ulus
- "Lâikler, Müslümanlar, Alevîler"
- "Müslümanlar", İslâm ve hilâfet
- Alman oryantalizminin gözüyle İslam ve Müslüman
- Alman oryantalizminin gözüyle Türk ve Türk kültürü
- Almanya ve "Kürt sorunu"
- Almanya ve PKK
Alman basınında Öcalan'ın tutuklanması ve Kürt sorunu
- 1. Kürtlerin tarihi
- 2. Abdullah Öcalan ve PKK'nın kuruluşu
- 2.1. PKK'nın örgütsel yapısı
- 2.2. Kürtlerin PKK ile özdeşleştirilmesi
- 3. Kürt kimliği ve Türk milliyetçiliği
- 3.1. Med-TV
- 3.2. Diskurs-Kendini yakmalar
- 4. Politik çözüm
- 4.1. Türkiye'ye çağrılar
- 4.2. Türkiye'nin tepkilerine yönelik tahminler
- 5. "Almanya'da Kürt protestoları"
- 5.1. Video görüntüleri
- 6. "Mütarekenin sonu"
- 7. Diplomatik temsilciliklerin işgali ve "gerginliği düşürme" politikası
- 8. PKK taraftarlarının eylemlerinden çıkarılan sonuçlar
- 8.1. "Kürtlerin Türkiye'ye sınırdışı edilmesi"
Almanya ve "Ermeni sorunu"

Sonuç
Kaynakça

www.1001Kitap.com





"Lâikler, Müslümanlar, Alevîler"

    Halk, ulus ve etnisite hakkındaki görüşlerini ve kullandıkları terminolojiyi kısaca ele aldığımız Alman Türkiye uzmanları, acaba Türkiye'nin "kültürel" ve "dinî haritası"nı nasıl çiziyorlar?

    Alman oryantalistlerine göre Türkiye'de bugün "üç derin çatlama hattı", "üç ayrı çatışma" bulunuyor. Çatışma "kökten dinciler"le "lâikler"; "Kürtlerle "Türkler" ve "Sünnîler"le "Alevîler" arasında yaşanıyor. 187 "Genel itibarıyla şaşırtıcı biçimde hâlâ ayakta olan Kemalizm" 188 "gitgide taşlaşmış", 189 "fosilleşmiş" 190 olup "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli olarak sorgulanmaktadır". 191 Türkiye'deki "Kürt çatlama hattı" tezini daha sonra ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Önce, "lâik"lerle "kökten dinciler", "Sünnilerle "Aleviler arasındaki çatışmalar saptamasını ele alalım.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin Alevî inancına mensup yurttaşlarının lâiklik ilkesine bağlılıkları; öte yandan "Sünnî" referanslı radikal "İslâmcılık"ın Türkiye'de -örneğin Mısır'a oranla- çok küçük bir azınlık tarafından temsili göz önüne alındığında, Türkiye'de "ideolojiler üstü bir mezhep çatışmasından söz etmek imkânsızdır. Bu alanda Türkiye'de zaman zaman gözlemlenen gerginlik, "inanç temelli" değil, tamamen ideolojiktir. Küçük bir radikal "islamcı" kesim, Alevî karşıtı ajitasyonunda hedef aldığı Alevîlerin Cumhuriyet'in kazanımlarını sahiplenmesini eleştirirken; yine Alevîler içinde küçük bir azınlık aynı ideolojik nedenlerle, ajitasyonunu "Alevî kimliğini ezen devlet" söylemiyle Cumhuriyet karşıtlığına dayandırmaktadır. Ne var ki; Türk ulusunun "yapaylığı"nı kanıtlamak isteyen Alman oryantalistlerin gözünde, Alevîlik, Anadolu İslâmının öznel bir yorumu değil, "etno-kültürel" bir topluluğun adıdır ve "kimliğini Kemalist devlete karşı savunmak azmindedir". Alevîlerin Türkiye'de "inançlarından ötürü Sünnî çoğunluk tarafından yüzyıllardır ezildiği"ni iddia eden 192 Alman yayıncılığı, Almanya'da yaşayan "340.000 Alevi"nin 193 "Türkiye'deki kanlı zulümden Almanya'ya kaçan insanlar" olduğunu vurgulamaktadır. 194 1990'lardan itibaren Alevîlikle yoğun olarak ilgilenen Alman akademi çevrelerinde biri Alevîliği "Şia'nın bir kolu"; diğeri "İslamdan ayrı bir din" olarak gören iki ayrı tez -bazen aynı oryantalistler tarafından- savunulmaktadır. Her iki tez de, "Alevî-Sünnî karşıtlığı" temeline oturtulmaktadır. Öte yandan son zamanlarda, bir de "Alevî-Kemalist karşıtlığı" tezi ortaya çıkmıştır. 195

    Alman oryantalizmi Alevîliğin "etnik bir grup" ya da "etnik azınlık" olduğu kanaatindedir. 196 Alevîliğin "etnik azınlık" sayılması gerektiğini belirten uzmanlar, "Lozan'da azınlık olarak kabul edilen Hristiyan kiliseleri ve Musevî cemaatinin aksine, ülkenin en büyük dinî azınlığı Alevîlerin azınlık statüsünden mahrum kalması"nı 197 eleştirmekte; "Hristiyan cemaatleriyle Alevî din cemaati arasında hâlâ resmî bir ilişkinin bulunmayışına hayıflanmaktadırlar. 198 Zira, "Alevîler, Ermeniler ve Musevîlerden sonra, Türkiye'nin üçüncü dinî azınlığıdır". 199 Alevîliğin "etnik azınlık" olduğunu iddia eden Alman oryantalistlerin ikisi de İstanbul'daki Alman Doğu Enstitüsü bünyesinde "incelemeleri"ni 200 bitirmiştir. Yine "Alevîlik"le ilgilenen iki Alman oryantalistinin de 201 çalışmalarını "Alman Halkının Vakfı" adlı resmî bir fondan finanse etmiş olmaları ilginçtir. Bir başka ilginç husus ise, bunlardan birinin, Yunan Dışişleri Bakanlığının siparişiyle "Sırpların Kosova'daki soykırımını Türkiye'de Kürtlere ve Alevîlere karşı uygulanan soykırım"la karşılaştırdığı bir makale kaleme almış olmasıdır. 202

    Alman oryantalizmi, Türkiye Alevîlerinin "etnik bir grup" olduğu tezini savunurken, "Almanya Alevîliği" için geliştirilen tezler farklılık göstermektedir. Türkiye Alevîliğini, "İslamdan tamamen farklı etno-kültürel bir azınlık" sayan uzmanlar, Almanya bağlamında Alevîliğin "Şiî bir grup" olduğunda birleşmişlerdir.

    1991 tarihli bir kilise yayını, "Alevîlik çoğu kez Şia'nın bir kolu olarak gösteriliyor" diyor. 203 Alman Protestan Kilisesi'nin, "İslamı Almanlara anlatmak amacı"yla yayımladığı bir kitapta Alevîler, "bir Şiî topluluğu" (eine schiitische Gruppe) ilân ediliyor. 204 Federal Hükümet'in "Türkiye uzmanı" Udo Steinbach'a göre "Alevîliğin belirgin özelliği; radikal Şiî öğeleri içermesi"ymiş ve bu, "Peygamber Muhammed'in yeğeni ve damadı olan Ali'nin tanrısallaştırılmasında doruğa çıkar"mış. 205 Bir başka uzmana göre, Türkiye'deki "etnik kamplaşma, dinsel kamplaşmadan daha keskindir ve o yüzden Alevî Kürtler, Alevî Türklere değil, Sünnî Kürtlere sempati duymaktadırlar." 206 Alman Yayıncılar Birliği'nin 1995 barış ödülü sahibi, oryantalist Annemarie Schimmel bir adım daha ileri gider ve, "Bektaşîlikteki güçlü Şiî özellik, onları Güneydoğu Anadolu Alevîliğiyle birleştiriyor" der. 207 Marburg Universitesi'nde Türkoloji ve dinler tarihi okutan Bayan Spuler-Stegemann da aynı görüştedir: "Alevîlerin kendilerini Almancada Alevî olarak adlandırmaları bir şanssızlıktır". "Çünkü onlar bu yüzden uzmanlar tarafından bile Suriye'deki Nusayrîlerle karıştırılıyor". 208

    1978'den itibaren Alman Doğu Enstitüsü'nde (Hamburg) "araştırma görevlisi" olarak çalışan Khalid Duran; Federal Almanya'da yaşayan Türklerin % 15'inin Şiî olduğu"nu belirtmekle kalmamış, Alevîliği -sapık ya da şaibeli-marjinal grup anlamına gelen- Seföe olarak tanımlamıştı. 209

    Alman "uzmanların yetiştirdikleri öğrencilerin makale ya da tezlerinde aynı "geleneği" sürdürmeleri şaşırtıcı değildir. Çünkü öğrencinin kullandığı kaynak, hocaların yazdığı "eserlerdir. Örneğin Stuttgart Universitesi'nde "Türkiye'de Kürt sorunu" başlıklı bir master tezi yazan Aşkım Bozkurt, Anadolu Alevîliğinin "ılımlı bir Şiîlik" olduğunu sanmakta, "Türkiye Şiîleri"nden sözedebilmektedir. 210 Tübingen Universitesi'nde "siyaset bilimi" okutan Renate Kreile de Şiî Alevîlerden söz etmektedir. 211 Almanya'nın en ciddî gazetesi olarak bilinen Frankfurter Allgemeine'rim, doğubilimci Türkiye uzmanı da aynı kanaattedir. Uzmanımız, "Şiî azınlığı Anadolu Alevîleri"nden söz eder. 212 Biri Almanya'da (Stuttgarter Zeitung), biri Avusturya'da (Standart) ve diğeri İsviçre'de (Bas/er Zeitung) yayımlanan üç gazetenin Türkiye muhabirliğini yapmış olan Astrid Frefel de, ısrarla Alevîler! Şiileştirmek kavgası vermektedir. 213 Almanya'da Alevîliği Şia'nın bir alt koluna dönüştürme çabaları, anaokullarına kadar inmiş durumdadır. Avrupa Birliği'nin "ırkçılıkla mücadele" fonundan alınan destekle ve Stuttgart Yabancılar Sorumlusu tarafından yayımlanmış, "kilise kuruluşları" ve "İslamî dernekler"in "hazırlayanlar" olarak göründüğü "El Kitabımız. Stuttgart anaokullarında ve kreşlerinde Müslüman bebekler" adlı kitapta da Alevîliğin, aslında "Şiî bir mezhep" olduğu iddia ediliyor. 214

    Anadolu Alevîliğini "Şiîlik" ya da "Şia'nın bir kolu" olarak tanımlayan "eserler"den daha birçok örnek verebiliriz. Federal Almanya İçişleri Bakanlığının siparişiyle ve finansmanı doğrudan Alman Dışişleri Bakanlığınca sağlanan Alman Doğu Enstitüsü tarafından hazırlanan bir çalışmada dahi Alevîliğin "Türkiye'deki en önemli Şiî topluluk" 215 olarak tanımlandığını hatırlatalım.

    Kilise yayınlarında, medyada, akademik eserlerde, resmî "araştırma kurumlarının incelemelerinde - kısaca Federal Alman yayıncılığının tümünde, Alevîliğin bir Şia mezhebi olarak tanımlaması, bilgisizlikle açıklanamaz, İran rejiminin Türkiye'de finanse ettiği dernek ve yayınlarla Alevîliği "kazanmaya" çalıştığı biliniyor. Bilinen bir başka gerçek; Türk Alevîliği'ni iran Şiasına mensup bir mezhep olarak gösteren Alman "araştırma kurumu" Orient-lnstitut ve Alman doğubilimcilerle İran rejimi arasındaki sıkı diyalogtur. 216 Aynı kurum ve "uzmanlar"ın Kürtleri de "İranlı bir halk" olarak tanımladıkları dikkate alındığında, tablo daha ilginç bir hâl alıyor. Sahneye konulan oyun, bilgisizlikten kaynaklanmadığı gibi, Alman araştırmacıların "İran etkisinde" kalmasıyla da açıklanamaz.

    Almanya'da yaşayan Alevî inancına mensup Türkleri Şiîleştirme amacını güden "Şiî Alevîlik" tezinin çok geniş ve -ilk bakışta- birbiriyle ilgisiz kesimler tarafından dile getirildiğini görmekteyiz. İran devletinin resmî temsilciliği olarak bilinen Hamburg İslam Merkezi görevlilerinden Pakistan asıllı Mahdi Razvi'nin bu çerçevede aynı uzmanlar tarafından övülmesi de, şaşırtıcı değildir. Nitekim "Hristiyan-İslam diyalogu" sözcülerinden Mısır asıllı bir Alman profesörün, Alman Dışişleri Bakanlığının Arap âlemi için çıkardığı bir dergide, Mahdi Razvi'yi "Almanya'da aydın ve reformist İslam'ın temsilcisi" olarak tanıttığını görüyoruz. 217 Aynı şahıs, bir dönem Almanya Komünist Partisinde önemli görevler üstlenmiş, daha sonra "ihtida" etmiş ve hâlen - Hamburg İslam Merkeziyle birlikte "dinler arası diyalog" etkinlikleri düzenlemekte olan bir başkasına göre, "Almanya'da fetva verme ve içtihatta bulunma yetkisine sahip tek din alimidir". 218

    Türkiye Alevîleri'ni "etnik azınlık", Almanya Türk toplumunun Alevî inancına mensup kesimini ise, "Şiî Müslümanlar" kategorisinde gören, Alman oryantalizmi, "Türklerle Alevîler (!) arasındaki fark"ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşlık anlayışıyla perçinlendiğine inanır. Alman Doğu Enstitüsü'nün İstanbul şubesini yöneten Günler Seufert'e göre Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus konsepti aslında bir din ulusudur ve "Kemalist devlet baştan beri Sünnî İslâmı ulus inşasında ve yurttaşlarının güvenilirliğini tespitte bir araç olarak kullanmıştır". 219 Aynı tez, "saygın" Alman medyasında Yunanlı Türkiye "uzmanlarınca da savunulmaktadır: "Atatürk'ün devleti sadece Sünnî Türklere dayanıyordu; devletin temsil ettiği halk sadece onlardı". 220 Hâl böyle olunca, Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen Hamburg Doğu Enstitüsü, VolksWagen Vakfının sponsorluğunda 1997-Temmuz 1999 arası Türkiye'de geniş kapsamlı bir "araştırma projesi" gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. "Türkiye'deki Alevî-Sünnî çatışmasında yabancı ve düşman imajlarının oluşumu, aktarımı ve önemi" başlıklı "araştırma", Türkiye'de "Alevîlerle Sünnîler ve Alevîlerle devlet arasında derin bir düşmanlık" bulunduğunu "belgelemiş"; sıra "araştırma sonuçlarını, Almanya Türk toplumu arasında doğrulatma"ya gelmiştir. 221 Projeyi yöneten Enstitü müdürünün "InterStar" (*) televizyon kanalını "kökten dinci, İslamcı kanal" 222 olarak nitelediği düşünülecek olursa, "araştırma"nın bilimselliği hakkında bir fikir edinilebilir. Konunun "normal bilim"le bir ilgisi olmadığını, "Türkiye'deki Alevî-Sünnî çatışması" projesinin yöneticisi de itiraf ediyor: "modern İslâm dünyasıyla uğraşan oryantalizm 'geleneksel' anlamda bir bilim değildir". 223 Alevîlik bağlamında Alman oryantalizminin güttüğü amaç, a-Alevîliğin etnik bir azınlık olduğunu, b-Alevîlerle devlet; Alevilerle Sünnîler ve "Kürt Alevîlerle Sünnî Alevîler" 224 arasında üçlü bir çatışma yaşandığını, c-dolayısıyla Türk ulus devletinin meşruiyetini halktan almadığını 225 "kanıtlamaktır. Bu "teşhis"! koyan uzmanlar, "çözüm"ü de gösteriyorlar: "Bugün yapılması gereken, Türkiye'nin çok etnili ve çok kültürlü, yani çok dinli 226 gerçeğine uyan bir düzen yaratmaktır. Türkiye bir devlet olarak meşruiyetini Mustafa Kemal'in arzuladığı ve kendisinden sonraki nesillerin papağan gibi tekrar ettikleri 'Sünnî Türk devleti' yalanından türetemez. Ülkenin iki büyük azınlığı olan Kürtlerden ve Alevîlerden geniş bir kesim, müstakil etnik (ulusal) 227 ve kültürel (dinsel) 228 kimliğini bugün bilinçli bir şekilde sergiliyor." 229

    Türkiye Alevîliği, "Sünnî Türkler"den farklı bir "etno-kültürel azınlık" olarak değerlendirilirken, buna paralel olarak, "Kürtlerden farklı bir Zaza azınlığı"da "bilimsel araştırmalara konu olmaya başlamıştır. Çağdaş Alman oryantalizminde Zazalar üzerinde uzmanlaşan şahıslar, aynı zamanda "Alevî uzmanı"dırlar da. Örneğin kariyerine Alevîlik üzerine yazdığı bir doktora teziyle başlayan ve bir süre "Zaza Kürtleri"nden söz eden 230 Kehl-Bodrogi 231 (bugün sadece Kehl) artık "Zaza/devlet", "Zaza/Kürt" çalışmasıyla ilgilenmektedir. 232 "Zaza incelemeleri"ne son yıllarda Almanya'da hız verilmesi, kanaatimizce, Almanya Türk azınlığı içinde "500.000 Kürt" bulunduğunu bir süre gündemde tutan mercilerin, ileride bu rakamın daha da büyüyüp "ulusal azınlık" gerekçesi yapılabileceği kaygısından ileri gelmektedir. Nitekim uzmanlar daha önceleri tercih ettikleri Kürt'lerin bir kısmının "aslında Kürt olmadığı"nı -tabiî yine- bilimsel bulgularla ispatlamaktadırlar: "Türkiye'de Zazaca konuşan nüfus, iki - altı milyon arasındadır". 233

    Türkiye bağlamında "Sünnî Türklerden", hatta "Kemalistler"den farklı "etno-kültürel azınlık statüsü"ne sokulan Türk Alevîleri, konu Almanya Türk toplumu olduğunda, "Alevî göçmenler", "Şiî Müslümanlar" ya da sadece "Alevîler" gibi dinî sıfatlarla anılmaktadırlar. Ne var ki, uzmanlar "Almanya Alevî toplumu"nun "Türk devleti tarafından ezilen", "Sünnî çoğunlukça hor görülen insanlar" olduğu iddiasını, Alman kamuoyuna hitap eden yayınlarda vurgulamayı ihmal etmemektedirler. 234

    Almanya Türk toplumunun hem yaşadığı ülke toplumuna uyumunu, hem de iç barışını tehdit eden bir başka tehlike, Alman "Alevî uzmanlarının sürekli Alevîlerin Sünnîlerden "daha çağdaş", "daha insancıl" vs. olduklarını vurgulamalarıdır. Bu çerçevede, Türk ulusunun "Müslüman'lar olarak tanımlanan Alevî olmayan kesiminin din anlayışı, "Ortodoks İslam" olarak değerlendirilmekte; Türkiye'de "Müslümanların Alevî düşmanlığı" başlığı altında da politik İslam'ın en aşırı temsilcilerinin yayınları aktarılmaktadır. 235 Hem Alman kamuoyuna, hem de Alevî inancına mensup Türklere verilmek istenen mesaj, "insancıl, akla önem veren, kadına saygı gösteren" 236 "Şiî Alevîler"le, 237 "Sünnî komşuları Türkler arasında derin bir düşmanlık"ın bulunduğudur. 238

    "Alevîlik incelemeleri'nin Almanya'da en önemli amacı, Almanya Türk toplumu için öngörülen din referanslı kimliklere "bilimsel" meşruiyet kazandırmaktır. Bu çerçevede Alman üniversitelerinin sosyal bilim dallarında okuyan Türk öğrencilerin, Alevîlik ve Türkiye Alevîliğinin "etnik yapısı" hakkında tez hazırlamaları teşvik edilmektedir. 239 Başta, sadece Almanya Türk toplumunun "etno-kültürel" kutuplaşmasına zemin hazırlamak amacıyla özendirilen "incelemeler", -uzmanların itirafıyla- Türkiye'de "Alevî rönesansı"nın da hazırlayıcısı olmuş; özellikle "Almanya'dan aktarılan finans desteği, Türkiye'de Alevîlerin örgütlenmesine en büyük katkıyı" sağlamıştır. 240



Dipnotlar:
186. F. Heckmann: Ethnische Minderheiten, a.g.e., s.52.
187. Udo Steinbach: Die Türkei im 20. Jahrhundert, a.g.e., s.375; Günter Seufert: Cafe Istanbul. Alltag, Religion und Politik in der modernen Türkei, s.81, München 1999; Heinz Kramer: A Changing Turkey. The Challenge to Europe and the United States, s.3 , 37 v.d, 55 v.d., Washington 2000.
188. U. Steinbach: Die Türkei im 20. Jahrhundert, a.g.e., s.434.
189. A.g.e., s.442.
190. Heinz Kramer: A Changing Turkey, a.g.e., s.XIII.
191. U. Steinbach: Die Türkei im 20. Jahrhundert, a.g.e, s.437.
192. Ali Ekber Danabas & Eduard Wolter: "Ziel des Terrors ist das Volk", FR, 24.3.1995.
193. Religionsstatistik des Religionswissenschaftlichen Medien- und Informationsdienstes (REMlD), Stand2000. Bu sayıya nasıl ulaşıldığı bilinmemektedir.
194. "Helfender Engel. Alewiten feiern ,Hizir-Fasten'", Nürnberger Nachrichten, 7.2.2001.
195. Markus Dressler: Die civic religion der Türkei. Kemalistische und alevitische Atatürk-Rezeption im Vergleich, Würzburg 1999.
196. Karin Vorhoff: Zwischen Glaube, Nation und neuer Gemeinschaft: Alevitische Identitaet in der Türkei der Gegenwart, s.31.33, Berlin 1995.
197. Markus Dressler: "Zur Einschaetzung der politischen Situation in der Türkei", REMID-Pressemitteilung 97/3 (2.4.1997).
198. Ottmar Oehring: Türkei", EKL, c A, s.997, Göttingen 1996.
199. Florian Bieber: Religious Minorities between the secular state and rising Islam: Alevis, Armenians and Jews in Turkey. http://www.geocities.com/CapitolHill/Lobby/7647/papers/turkey.html (* 1001 Kitap: Söz konusu adrese şu an ulaşılmıyor, Google'da makale ismiyle yapılan arama sonucu http://www.juedisches-archiv-chfrank.de/kehilot/turkei/TY-mind.htm sayfası bulunuyor, aynı aramada çıkan Florian Bieber'a ait kişisel adres ise http://www.policy.hu/bieber/ şeklinde).
200. Karin Vorhoff ve Markus Dressler.
201. Karin Vorhoff ve Florian Bieber.
202. Florian Bieber: Comparing Ethnic Coflicts in Kosovo and Turkish Kurdistan, yayımlayan: Greek Helsinki Monitör & Minority Rights Group-Greece, 22.4.1998.
203. Kirche in Not/Ostpriesterhilfe Deutschland e.V. (yayımlayan): Islam in Afrika, Asien und Europa. Zum Verhaeltnis zwischen Christen und Muslimen, s.150, München 1991.
204. Lutherisches Kirchenamt der Vereinigten Evangelish-Lutherischen Kirche Deutschlands und Kirchenamt der Evangelischen Kirche Deutschlands (yayımlayanlar): Wasjeder vom Islam wissen muss, s.79,119 v.d., 124, 243, Gütersloh 1996.
205. Udo Steinbach: Die Türkei im 20. Jahrhundert, a.g.e., s.376.
206. A.g.e., s.379.
207. Annemarie Schimmel: "Sufismus und Volksfrömigkeit", Der Islam c.3, s.,221, Stuttgart 1990.
208. Ursula Spuler-Stegemann: Muslime in Deutschland, s.51, Freiburg 1998.
209. Duran Khalid: "Der Islam in der Diaspora", Der Islam in der Gegenmart, München 1989.
210. Aşkım Bozkurt: Das Kurdenproblem in der Türkei, s.34, Magisterarbeit vorgelegt am 15. Dezember1992.
211. Renate Kreile SRainer Werle: Renaissance des Islam. Das Beispiel Türkei, s.36, Hamburg 1987. Bayan Kreile'nin kaynağı - ilginçtir - sadece bir propaganda kitabıdır: Jürgen Roth & Kamil Taylan: Die Türkei. Republik unter Wölfen, s.153, Bornheim 1981.
212. Wolfgang Günter Lerch: Türkisierung des Islami, FAZ, 4.9.1998.
213. Stuttgarter Zeitung, 31.10.1998; Standart, 10.11.1998.
214. Unser Praxisbuch. Muslimische Kinder in Stuttgarter Tageseinrichtungen für Kinder, RB2, Stuttgart 1998.
215. Nils Feindt-Riggers & Udo Steinbach: Islamische Organisationen in Deutschland. Ene aktüelle Bestandsaufnahme undAnalyse, s.28, Deutsches Orient-lnstitut Hamburg 1997.
216. 28-30 Mart 1988 tarihleri arasında Hamburg'la gerçekleşen Alman/İran sohbet toplantısı, aynı zamanda Almanya ile İran arasındaki "eleştirel diyalog"un mimarlarından sayılan Udo Steinbach'ın girişimidir (Orienf, 1/1988, s.28).
217. Fuad Kandil: "al-Muslimun bi Almanya", Fikrun wa Fann, 67/1998, s.8.
218. Peter Schütt: "Demokratie für sie ist kein Teufelswerk", FAZ, 17.6.1998; P. Schütt: "Deutschlands Muslime setzen auf Rot-Grün", FAZ, 8.12.1998.
(*) 1001 Kitap: Kitabın yazıldığı yıllarda InterStar isimli televizyon kanalı bu gün adını Star TV olarak değiştirmiştir.
219. Günter Seufert: Cafe Istanbul, a.g.e.,s.61.
220. Gregor M. Manousakis: "Gute Freunde verschliessen die Augen", Die Zeit, 30.5.1997.
221. İsmail Engin: "Abschlussbericht des Forschungsberichtes. Entstehung, Tradierung und Relevanz von Fremd- und Feindbildern im alewitisch-sunnitischen Konflikt in der Türkei'", Orient, 4/1999, s.545-572.
222. Udo Steinbach: Die Türkei im 20. Jahrhundert, a.g.e., s.321.
223. Udo Steinbach: "Der GegenWartsbezogene Orientforschung zWischen Wİssenschaft und Journalismus", XX. Deutscher Orientalistentag vom 3. bis 8. Oktober 1977 in Eıiangen, yayımlayan: Wolfgang Voigt, Supplement IV, s.581, Wİesbaden 1980.
224. "Kürt Alevîlerle "Türk Aleviler"in birbirinden "tamamen farklı" olduğu tezi, İstanbul'daki Alman Doğu Enstitüsü elemanlarından biri tarafından "belgelenmiş"tir: Karin Vorhoff: Zwischen Glaube, Nation, a.g.e.
225. Taner Akçam, "Hamburg Sosyal Araştırmalar Enstitüsü"nün bursuyla kaleme aldığı "Türk devletinin kuruluş süreci" başlıklı araştırmasında, "Türk devletinin, meşruiyetini halktan almayan, bir başka deyişle 'halksız bir devlet' olduğunu kanıtlayacağını" ifade etmektedir (http://www.his-online.de/mitarb/akcam.htm).
226. "Kültür"ün din anlamında kullanıldığı görülüyor.
227. Görüldüğü gibi "etnik", "ulusal"ın anlamdaşı olarak kullanılıyor.
228. "Kültür"ün din anlamında kullanıldığınun bir başka kanıtı.
229. Udo Steinbach: "Europas Brücke zur Islamischen Welt", Blaetter für deutsche und Internationale Politik, 10/1996, s.1238.
230. Krisztina Kehl-Bodrogi: "Die ,Wiederfindung des Alevitums in der Türkei. Geschichtsmythos und kollektive Identitaet", Orient, 2/1993, s.267-281.
231. Krisztina Kehl-Bodrogi: Die Kizilbasch-Aleviten: Untersuchungen über eine esoterische Glaubensgemeinschaft in Anatolien, Berlin 1988.
232. K. Kehl-Bodrogi: "Kurds, Turks, ör a People in Their Own Right? Competing Collective Identities Among the Zazas", The Müslim Wortd, 3-4/1999, s.439-454.
233. Ludwig Paul: "Zazaki-Dialekt, Sprache, Nation?", Barbel Köhler (yayımlayan): Religion und Wahrheit. Religionswissenschaftliche Studien. Festschrift für Gemot Wiessner zum 65. Geburtstag, Wiesbaden 1998.
234. Bremen "Çalışma, kadın, sağlık, gençlik ve sosyal işler" senatörü ile Bremen Protestan Kilisesi'nin yayımladığı "Almanya'daki Müslüman kadınlar inançlarını anlatıyorlar" başlıklı kitap bu açıdan dikkate değer bir belgedir. Bu kitabın son bölümünde, önce "Sünnî Türkler'in Türkiye'deki konumları", ardından "Alevîlerin Türkiye'deki yaşam koşulları" anlatılıyor, "inançlarını yaşamak isteyen Sünnî Türkler" -yazara göre, "Türk devletinin katı ve din karşıtı lâiklik anlayışı altında zulme uğrar"ken; "Alevîler" de "Sünnî çoğunluğun baskı, hakaret ve zaman zaman da katliamlarına maruzlar (Muslimische Frauen erzaehlen über ihren Glauben, Gütersloh 1999).
235. Rainer Freitag: "Reaktionen in der Türkei auf die Salman-Ruschdie-Aftaere", Orient, 3/1989, s.429vd.
236. Songül Çetinkaya: "Licht und Freude für Berliner Aleviten", TAZ, 8.11.1999.
237. Isabelle Siemes: "Der Glaube wird hier nicht verkündet", TAZ, 22.5.2000.
238. Hedwig Gafga: "Kürden in Deutschland. Ende der Gebetszeit", Deutsches Allgemeines Sonntagsblatt, 19.3.1999.
239. Halis Özkan: Völker und Kulturen in Ostanatolien: Beitraege zur Geschichte und Ethnographie des Dorfes Muhundu in Ostanatolien, Regierungsbezirk Tunceli (ehemals Dersim), Wuppertal 1992. Avusturyalı bir "Kürdolog", Halis Özkan'ın bu çalışmasını tanıtırken, yazarın "kimlik bunalımı" yaşadığını, zira tezinde kendisini Alevî olarak tanımlamasına ve Kurmanci lehçesini konuştuğunu vurgulamasına karşın, "Kürtlerden aşağılayıcı bir üslupla söz ettiği"ni belirtiyor (Karin Kren: Kurdologie. Kommentierte Bibliographie, s.162 vd., Münster 2000, Gülsün Fırat: Kurdistan und die Kürden in der deutschsprachigen Sozioökonomischer VVandel und ethnische Identitaet in der kurdisch-alevitischen Region Derdim Literatür. Kommentierte Bibliographie, Saarbrücken 1997.
240. Hella Rittersberger-Tılıç: "Development and Reformulation of a Returnee Identity as Alevi", Elisabeth Özdalga, Tord Olsson, Catharina Raudvere (yayımlayanlar): Alevi Identity. Cultural, Religious and Social Perspectives, s.69-78, Swedish Research Institute in Istanbul 1998.

<< Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa >>
Modern Alman Oryantalizmi - Ana Sayfa