Türkiye Direniyor

    Türkiye, iç siyasete egemen kılman uzun anti - Kemalist sürece, ekonomi ve kültürdeki bozulmaya ve çok yönlü kuşatılmışlığa karşın direnme gücünü hâlâ sürdürmektedir. Bu gerçeği, en açık biçimde Genel Kurmay Başkanı (E) Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun 30 Ağustos 2000 günü Türk Silahlı Kuvvetleri'ne gönderdiği mesajda buluyoruz.. Sayın Kıvrıkoğlu şunları söylüyor: "Başkomutan Gazi Mustafa Kemal liderliğindeki kahraman Türk Ordusunun eşsiz bir mücadele örneği vererek kazandığı bu zaferle, Türk milleti olarak gurur duymaktayız. Bu zafer Türklüğün Anadolu'daki bin yıllık varlığına son vermeyi hedef alan bir kalkışmayı ezen son yumruktur. Bu sadece işgalci devletlere karşı kazanılan herhangi bir zafer değil, aynı zamanda dünyadaki diğer esir milletlerin bağımsızlık hareketlerine örnek teşkil eden bir mücadele olmuştur. Bu mücadele, ulu önder Atatürk'ün 'Ya istiklal ya ölüm' direktifinde kendini bulan, bir azim ve iradenin gücü ve büyük fedakarlıkların bir ödülüdür. Bu zafer sadece savaşa son veren bir olay değil yüzyıllık bir uykudan uyanış, modern çağın gerektirdiği siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal reformları başlatmak için ilk kıvılcımdır" 50
    Türkiye'de bugün yaşanan olayların ne anlama geldiğini tam olarak anlamak için; 1919'la başlayan sürecin gerçek boyutunu, geleceğe yaptığı etkiyi, güncelliğini ve Türk Ulusu için önemini; duygusallıktan uzak, serinkanlı ve bilimsel bir yaklaşımla ele almak gerekir. Bu yapıldığında, bugün gelinen noktanın insana ürküntü veren gerçeğiyle karşılaşılacak ve Dünya Bankasından "yönetici" getirmenin ne anlama geldiği daha iyi anlaşılacaktır. 1920 Sevr'i batılı devletlere, Osmanlı yönetim yapısı içinde yalnızca Gümrükler Genel Müdürünü atama yetkisi veriyordu; şimdi ise, bugüne dek hiçbir Türk yöneticinin sahip olmadığı yetkilerle dışarıdan "bakan" getirtiliyor.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>