Türkiye'nin Artan Önemi

    Türkiye, büyük devletlerin küresel boyutlu politikalarında birinci derecede önem verdiği ülkelerin başında yer alıyor. Türkiye, zengin kaynaklara ve jeo - stratejik değere sahip bir ülkedir ama verilen önem bu özelliklerle sınırlı değildir. Türkiye'nin gerçek zenginliği, anti - emperyalist mücadeleyle kurulan bir ulus - devlete ve bu devlete biçim veren Kemalist mirasa sahip olmasıdır. Bu miras, aynı 1919'da olduğu gibi bugün de azgelişmiş ülkelere yönelmiş olan küresel baskıya karşı tek seçenek durumundadır; geçerliliğini ve güncelliğini korumaktadır ; bu durum kişisel bir yargı değil, nesnel bir gerçekliktir.
    Türkiye'nin küresel sistem açısından taşıdığı önemi, Türklerden daha çok batılılar dile getirmektedir. Değişik eğilim ve kesimlerden, farklı anlayışlarla yapılan açıklamaların birleştiği nokta; Türkiye'nin küreselleşmeye karşı alacağı tutumun, tüm dünya için birinci derecede önem taşıyor olmasıdır.
    Bu anlaşılabilir birşeydir. Yeniden tek kutuplu hale gelen dünya, Amerikalı ekonomist Jeffrey T. Berger'in saptadığı gibi, "21. yüzyıla, hemen hemen 20. yüzyıl başındaki koşullarla girmektedir." 44 ve yüzyıl başında gerçekleştirdiği anti - emperyalist devrimle dünya siyasetine büyük etki yapmış olan Türkiye, aynı potansiyel güce sahip bir ülke durumundadır. Bu gerçeği en iyi batılılar bilmektedir. Türkiye'nin taşıdığı önem konusunda yapılan açıklamalar bunun en açık göstergesidir. ABD Başkanı Bill Clinton, bu konuda; "20. yüzyılın ilk elli yılını Türkiye belirledi. 21. yüzyılın ilk elli yılı da Türkiye'nin alacağı doğrultuyla şekillenecektir" derken 45 Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Leni Fischer; "Avrupa'nın Ortadoğu'da çok önemli rol oynayan Türkiye'ye ihtiyacı vardır" diyor. 46 Mart 2001'de açıklanan ve ABD Dışişleri Bakanlığı, Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) ve ABD Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) tarafından hazırlanan Global Trends 2015 adlı raporda, Türkiye için şu saptama yapılıyor : "Türkiye'deki her gelişme, global oluşumları direkt olarak etkileyecektir. Türkiye'nin 2015'e dek iç istikrarı ile jeopolitik konumundaki gelişmeler; bölge, Batı dünyası ve Amerikan menfaatleri üzerinde büyük etki yapacaktır." 47
    Batılılar, Türkiye'nin sahip olduğu gücü bilmekte ve bu gücün "alacağı doğrultuyla" yakından ilgilenmektedirler Denetim altına alınmayan bir yönelişi, kesin ve mutlak bir biçimde, Batı dünyası için tehdit unsuru saymakta bu nedenle de Türkiye üzerindeki baskıyı arttırmaktadırlar.
    David C. Korten, Türkiye'nin taşıdığı önemi, kaygıyla değil umut olarak ele alan bir başka batılıdır. Küreselleşme konusunda yaptığı araştırmalarla ünlü olan Amerikalı yazar, 1995 yılında yayınladığı "Şirketler Dünyayı Yönettiği Zaman" adlı kitabında, küreselleşmenin yıkıcı etkilerinden kurtulmanın bir yolunun olduğunu açıklıyor ve şunları söylüyor; "Bu yol, küresel ekonomiden soyutlanmış, insanı esas alan toplumları yeniden kurmaktır. Ne mutlu ki bu yol vardır. Bu yol, Türkiye'nin başkenti Ankara'nın fakir gecekondu mahallelerinde görülen sosyal birlikteliğin gücünde mevcuttur." 48
    Türkiye'nin, dünya siyasetine yaptığı etkinin gerçek boyutunu, yalnızca söylemde değil gerçekleştirdiği anti - emperyalist eylemle Mustafa Kemal Atatürk ortaya koymuştur. Atatürk, 1921 yılında şunları söylemişti: "Bana göre Türkiye, Doğu ve Batı dünyasının sınırındaki konumuyla ilginç bir rol oynuyor. Bu durum bir yanı ile yararlı iken diğer yandan tehlikelidir. Batı emperyalizminin Doğu'ya yayılmasını durdurabileceğimiz için Türkiye'yi öncü olarak gören bütün Doğu halklarının sevgisini kazanmış bulunuyoruz. Diğer yandan bu durum bizim için tehlikelidir. Çünkü Doğu'ya yönelen saldırıların bütün ağırlığı öncelikle bizim üzerimizde yoğunlaşmış bulunuyor." 49
    Atatürk'ün yaptığı saptama çok açıktır. Türk Devrimi, "Doğu'ya yönelen saldırıların bütün ağırlığını" üzerinde hissetmiş ve bu baskıya karşı direnmiştir.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>