Derviş'i Destekleyenler

    Türkiye dışarıdan yönlendirilen ilişkiler içine sokulurken, içte ve dışta büyük sermaye gurupları, politikacılar ve medya, bu tür girişimleri yine "coşkuyla" karşıladı ve "içtenlikle" destekledi. Amerika'dan gelen Kemal Derviş, ağır yaşam koşulları altında ezilen Türk halkına "kurtarıcı" gibi sunuldu. Gazeteler "Türkiye'yi Kurtaracak Adam", "Beklenen Adam Geldi", "Ecevit'in Özal'ı" gibi başlıklarla çıktı; televizyonlar, Türkiye'nin yeni ve ileri bir döneme gireceği, Kemal Derviş'in Türkiye'nin "tek ve son şansı" olduğu yönünde yayınlar yaptı; politikacıların hemen tümü, Kemal Derviş'e destek açıklamalarında bulundu. Yeni Demokrasi Partisi kurucusu ve Genel Başkanı işadamı Cem Boyner, "Zaman yitirmeden Kemal Derviş'i en yüksek karar ve uygulama yetkileriyle donatarak, tam yetkili olarak ekonominin başına geçirme zamanıdır" derken 23 Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, "Kemal Derviş, lider arayışına girmiş olan Türk halkı için ideal bir lider adayıdır. Politikaya atılırsa destekleriz.. Kemal Derviş, Turgut Özal'dan sonra liderlik vasfına sahip en ideal kişidir" dedi. 24
    Politikacılar da benzer açıklamalar yaptılar. Dışişleri Bakanı İsmail Cem, "Kendisine elimden gelen her katkıyı vermeye hazırım" 25 derken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şunları söyledi: "Kemal Derviş, birikim ve tecrübesi olan, uluslararası çerçevede tanınmış değerli bir bilim adamıdır. 57. Cumhuriyet Hükümetinde bir bakanlığı üstlenmek suretiyle, Türk milletine böyle bir ekonomik darboğazdan geçiş sürecinde büyük hizmetler yapacağına inanıyorum." 26
    Açıklamaların belki de en ilgincini MHP'li Meclis İdare Amiri Ahmet Çakar yapıyor ve şunları söylüyordu. "Kemal Derviş Türkiye'de, zararlı ekonomik unsurları bertaraf edecek, savunma hattı kuracak, üretim yapılanmasını sağlayacak, yetmediği yerde dışarıdan içeriye borçlar getirecek. Böyle bir kişiyi yıpratmak haksızlık olur, günah olur, yazık olur." 27
    Kemal Derviş, Cem Boyner'in isteminde olduğu gibi, "en yüksek karar ve uygulama yetkileriyle donatılarak tam yetkili olarak" ekonominin başına geçirildi. Kamuoyuna açıklanan buydu, ancak Kemal Derviş'in kullanacağı yetki, ekonomiyle sınırlı değildi ve başta siyaset olmak üzere geniş bir alana yayılıyordu. Devletin kurumsal işleyişi, yasama ve yürütme, sosyal güvenlik sorunları, işçi ve memur ücretleri, mali kurumlardaki üst düzey bürokrat atamaları, tarım politikaları, yatırımlar, özelleştirme uygulamaları gibi konularda son söz, hep onun tarafından söyleniyordu; adeta tek başına iktidara gelen bir partinin lideri gibiydi. Bu konumu ona sağlayan besleyici güç, kişisel yetenekleri değil, onu gönderen uluslararası gücün Türkiye üzerindeki etkisi ve bu etkinin özellikle siyasiler üzerinde kurmuş olduğu dolaylı baskıydı.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>