Enflasyonu Devlet Düşürüyor Holdingler Kâr Ediyor

    Amaçlanan enflasyon oranlarının gerçekleşmeyeceği daha ilk aylardan belli olmuştu. Hükümet, konu memur ve işçi maaşları, tarımsal ürün fiyatları olunca tüm toplumsal tepkilere karşın ödün vermiyordu ama devletin tüm olanaklarını, "banka kurtarma" ve "enflasyon düşürme" operasyonlarına ayırmaktan hiç çekinmiyordu. Hazine gelirlerini duyarlı bir biçimde savunması gereken Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, 7 Şubat 2000 günü tüm KİT genel müdürlerine bir yazı göndererek, KİT ürünlerine zam yapılmamasını istiyordu. 32
    Zam yapması yasaklanan KiT'ler zarara mahkum edilirken, büyük holding şirketleri ürünlerine serbestçe zam yapmaya devam ettiler. İddialı açıklamalarla ilan edilen enflasyon hedefi doğal olarak tutturulamadı ve açıklanan 2000 yılı enflasyonu % 39 oldu.
    Çalışanlar, çiftçiler ve ihracatçılar üzerinde baskı sürerken, büyük üretim firmaları ve ihracatçıların yaptığı zamlar; onlara, Borsa'dan gelen kaynaklara ilave olarak yüksek oranlı kârlar sağladı. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) verilerine göre, gerçekleşen enflasyonun % 92'si özel sektör zamlarından, % 8'i ise kamu kesiminden kaynaklandı. 33
    Uygulanan programın doğal sonucu olarak; başta çalışanlar olmak üzere geniş kitlelerin ve kamu kuruluşlarının gerçek gelirleri hızla düşerken; Borsa'ya açılmış olan büyük şirketlerin ve uluslararası şirketlerle ortaklığı olan firmaların kârları olağanüstü artış gösterdi. Hisseleri Borsa'da işlem gören şirketlerin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na bildirdikleri, 2000 yılının 9 ayını kapsayan kâr bildirimlerine göre; Ford Otosan'ın kârı bir yıl önceye göre % 12.374 (yüzde onikibin üçyüz yetmiş dört), Ceytaş'ın % 8.955 (yüzde sekizbin dokuzyüz ellibeş), Global Menkul Kıymetleri'nin % 3.376 (yüzde üçbin üçyüz yetmiş altı), Alfa Menkul Kıymetler'in % 2.631 (yüzde ikibin altıyüz otuzbir) artmıştı. 34 Koç Topluluğu'nun yılın ilk dokuz aylık dönemine ilişkin faaliyet sonuçlarını açıklayan Genel Müdür Temel Atay, Borsa'da işlem gören 16 Koç şirketinin ciroda % 109, kârda % 210 artış sağladığını açıklıyordu. 35
    Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, gazeteci Nurten Erk'le yaptığı söyleşide, Koç Gurubu'nun 2001 yılında 1 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. 36 Sabancı Holding ise aynı dönemde 63 trilyon 349 milyar kâr bildiriyor 37 ve Gurubun 2001 yılında 900 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıklıyordu. 38 Bilanço açıklayan 95 şirketin bildirimleri incelendiğinde, bir yıl önceye göre ortalama olarak % 158.38 oranında kâr artışı sağlandığı görülüyordu. 39 Merkez Bankası Sektörel Değerlendirmeler Müdürlüğü'nün yaptığı bir açıklama ile Türkiye'de firmaların "çok yüksek kâr marjıyla çalıştıkları" ortaya konuyor ve Türkiye'deki kâr oranlarının Avrupa, ABD ve Japonya'daki oranlardan daha fazla olduğu belirleniyordu. 40
    Açıklamalardan çıkan açık sonuç şuydu : Türkiye halkı hızlı bir yoksullaşma içine girerken, devlet kuruluşları zarar ettirilirken, halka yeni dolaylı vergiler çıkarılırken; uluslararası şirket ortağı büyük holdingler, mali sermaye şirketleri ve spekülatörler olağanüstü kâr ediyorlardı. Bu, acımasız bir kaynak aktarımıydı. Halktan alınan kaynaklar büyük şirketlere veriliyordu ve bu sonuç, 9 Aralık Kararları'nın, "Enflasyonla Mücadele" kılıfıyla örtülmüş temel amacıydı. IMF bir taşla birkaç kuş birden vuruyordu. Bir yandan işbirlikçi büyük sermaye güçlendirilirken diğer yandan ağırlaşan yaşam koşullarıyla bunalan kitleler, sorunlarına çözüm getiremeyen devletten uzaklaştırılıyor, sosyal çatışmalara ve istikrarsızlığa ortam hazırlanıyordu.
    9 Aralık Kararlarını eleştirel bir tutumla ele alan, gerçek amacını ortaya koyan ve Türkiye açısından olası sonuçlarını irdeleyen pek olmadı. Halk örgütsüzdü ve izleyemez hale geldiği olaylardan kopmuştu. Halka öncülük edebilecek aydınlar etkisizleştirilmiş ve seslerini duyuramaz hale gelmişti. Herşeyi büyük sermaye, medya ve uluslararası güç merkezleri belirliyordu. Herkes, işlerin iyi gitmediğini görüyor ancak uygulanabilir çözümler üretmek yerine, sorun yaratanların, sorunları "çözmek" için getirdikleri yeni önerileri, tek seçenek olarak kabul ediyordu.
    Böyle bir ortamda ve kararların açıklandığı 9 Aralık'tan hemen sonra, IMF'nin "yeni" politikayı eleştiren ve olası sonuçlarını sorgulayan bir yazı yazdım. Yazı, 30 Ocak 2000 gün ve 18 Sayılı "Müdafaa-i Hukuk", Mart 2000 gün ve 34 Sayılı "Türkiye Sorunları" ve 2 Şubat 2000 gün ve 2 Sayılı "Bildiren" dergilerinde yayınlandı. "9 ARALIK KARARLARI VE TÜRKİYE'Yİ BEKLEYENLER" başlığını taşıyan ve bu bölümün sonuna dek süren bu yazıyı hiç değiştirmeden buraya alıyorum. Okuyucu, o günlerde yazılmış olan bu yazıyı; yaptığı saptamalar, vardığı sonuçlar ve sonraki ekonomik bunalımlarla birlikte ele almalı, bu bütünlük içinde değerlendirmelidir.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>