Yöntem Değişikliği ve 9 Aralık Kararları

    IMF, 1999 yılında Türkiye'den, o güne dek uygulanan ekonomik programlara benzemeyen yeni bir uygulamaya geçmesini istedi. İsteğe göre, dövizin sabitlenmesi için mali piyasalara devlet müdahalesi yapılıyor, dolar baskı altına alınıyor ve 18 aylık dolar kuru saptanarak önceden ilan ediliyordu.
    İktidara yeni gelen 57.Hükümet, IMF'nin isteklerini hemen kabul etti ve "Enflasyonu Düşürme Operasyonu" adı verilen ve 9 Aralık 1999'da açıklanan "yeni" programı uygulamaya soktu. Toplum kesimlerinin tümüne zarar verecek olan "9 Aralık Kararları", zarar görecek olanlar da dahil "iş dünyasının" hemen tümü tarafından desteklendi. Medya programı, "yeni ve "çağın gereklerine uygun" "yapısal dönüşüm" girişimi olarak sundu. Gazete ve televizyonlar konuyu sürekli bu biçimde gündemde tuttular. Paralı, parasız ilanlarla Türk halkı, "Enflasyonla Mücadeleye" çağırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, vaaz ve hutbelerde bu konunun vatandaşlara anlatılacağını açıkladı. 27 Büyük sermaye çevreleri ve politikacılar, programı "hararetle" desteklediler.
    IMF Avrupa Direktörü Michael Deppler "Programla" ilgili olarak, Merkez Bankasının kur politikalarını kapsayan kararlarının Enflasyonla Mücadele Programında "kilit unsur" niteliğini taşıdığını belirterek, "Yeni para ve döviz kuru düzenlemeleri, enflasyon ve faiz oranlarının düşmesini hızlandıracaktır" dedi. 28 Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan; "Program son derece olumlu. İç piyasa ve uluslararası finans çevrelerine güven verecek" 29, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Okan Oğuz; "Açıklanan program enflasyon belasından kurtulmak için ortaya konan kararlılığın bir parçası, başarısı için bedel ödemeye hazırız" 30 derken TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, "TÜSİAD, enflasyonla mücadele amacını güden programı bir bütün olarak olumlu karşılamakta ve desteklemektedir" diyordu. 31
    9 Aralık Kararları'nın adı, görünüşte "enflasyonu düşürme operasyonuydu" ama işin gerçek boyutu açıklanan amaçtan çok farklıydı ve Türk toplumunun hemen her kesimini olumsuz bir biçimde etkileyecek amaçlara sahipti. Kararlardan zarar görecek kesimler, yalnızca yoksulluk ve işsizlik kıskacındaki çalışanlar değil; ulusal sanayiciler, küçük ve orta ölçekli işletmeler, tarım üreticileri, tekstilciler ve ihracatçılardı.
    Üç yıllık süreyi kapsayacak biçimde belirlenen hedefler, öz olarak şunlardı: dolar artış kuru yıllık % 20 ile sınırlanacak, faizler düşürülecek, çalışan ücretlerine % 10 artış yapılacak, tarım destekleme oranları düşürülecek, özelleştirmelere hız verilecek ve enflasyon 2000 yılı içinde % 25'e düşürülecekti. Kararlarda en ilginç yan, IMF'nin 1980 yılında 24 Ocak Kararlarıyla Türkiye'ye kabul ettirdiği ve dünyanın her yerinde yaptığı, "serbest kur serbest faiz" politikasından vazgeçerek "baskılı kur düşük faiz" politikasına geçmesiydi. IMF'nin açıklanan amaçlarına ters bu tutumun elbette bir nedeni vardı ve bu neden en açık ifadesini, Fisher'in Türkiye için kullandığı "hasta adam" tanımlamasında buluyordu

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>