Cumhuriyet Halk Partisi ve Kemal Derviş

    Mustafa Kemal Atatürk, 1935 yılında CHP ile ilgili bir yazışmada, Cumhuriyet Halk Partisi yerine "Partim" sözcüğünü kullanmıştı. Durumu fark eden Recep Peker'in kendisine yönelttiği, "Neden Cumhuriyet Halk Partisi yerine partim sözcüğünü kullanıyorsunuz" sorusu üzerine aldığı yanıt şu oldu : "Cumhuriyet Halk Partisinin sonuna kadar benim partim olarak kalacağını nereden bileyim?" 67
    Atatürk'ün kaygısında ne denli haklı olduğu, kendisinden sonra CHP'de ortaya çıkan gelişmelerle açıkça görüldü. 10 Kasım 1938'den sonra başlayan geri dönüş süreci, Türkiye'yi bugün Atatürk'ün bıraktığı yerden çok farklı bir yere getirdi; başlattığı devrim sürdürülmedi, sürdürülmek bir yana yarattığı ulusal değerler korunamadı.
    64 yıllık geri dönüş sürecinin temelinde parti olarak CHP vardı ve bu sürecin siyasi sorumluluğu acıdır ki, Atatürk'ün kurduğu ve ileri bir öngörüyle "partim olarak kalacağını ne bileyim" dediği CHP'ye aitti. Atatürk'ün yakın çevresinden Falih Rıfkı Atay bu sorumluluğu, "Atatürk'e ve Atatürkçülüğe en büyük kötülük CHP'den gelmişti" 68 sözleriyle dile getirecektir.
    Kemal Derviş'in CHP'ye katılımı, karşılanma biçimi ve "etkili bir CHP'li" olarak yapmayı tasarladığı işler, Atatürk'ün yaşamı boyunca sürdürdüğü mücadele ile karşılaştırıldığında uzlaşmaz çelişkiler ve niteliksel farklılıklarla karşılaşılacaktır. Farklılığın ana halkası, Kurtuluş Savaşı veren anti - emperyalist insanların kurduğu bir partinin, "global liberallerin" yönetimine geçmesiydi. Bu trajik dönüşümün gerçek boyutu, yalnızca siyasal değil aynı zamanda ulusaldı.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>