Türkiye'deki Truva Atı

    Kemal Derviş "Yeni Oluşum" içinde olduğunu söylemeyi sürdürürken özellikle DSP'de istifaların başlamasından sonra, belirsizlik içeren karışık ve çelişkili görüşler ileri sürmeye başladı. Görüşlerinde, her anlama gelebilecek sözcükler kullanarak "siyasi arayışının" sürmekte olduğu izlenimini veriyordu. 12 Temmuz'da, "Cem ve Özkan'la Yeni Oluşumun temellerini attık" derken aynı gün, "Hükümette kalırsam Yeni Oluşumda aktif bir çalışma içinde olamam. Ama bir geçiş düzenlemesi olabilir. Bir süre bakanlığa devam edip sonra onlara katılabilirim.. Artık halkın karşısına bir takım tablosu çıkartmamız gerekiyor. Aynı görüşteki partiler el ele tutuşmak. Birleşme değil ama CHP ile el ele tutuşabilmeliyiz" 55 dedi.
    Çelişkili açıklamalarını daha sonra da sürdürdü. CHP'ye gireceği güne dek bir ay boyunca "Yeni Oluşumcuları" oyalayan, kamuoyunu şaşırtan sözler söyledi ve sonuçta YTP'ye değil CHP'ye katıldı. İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan zor durumda kalmıştı. Kemal Derviş, verdiği sözlerin, vaadlerin ve kurduğu birlikteliklerin tümünü yok saymış ve CHP'ye gitmişti. Cem ve Özkan'ın Ecevit'e yaptığının bir başka türünü, Kemal Derviş onlara yapmıştı. Bu işlerde dostluk, vefa ya da verilen söz gibi kavramların yeri yoktu. Verilen sözlere, yapılan açıklamalara ve kurulan ilişkilere karşın, birbiriyle çelişen davranışlar içine girilmesinin, bugün söylenenin yarın inkar edilmesinin elbette nedenleri vardı ve günümüz dünyasında siyasi ilişkiler artık böyle yürütülüyordu. Kurulmuş olan ilişkiler ağı, kapsamlı bir örgütsel ilişkiye bağlanmışsa ve bu bağlanma pek çok etmeni barındıran bir bütünlüğe sahipse, kişisel düşünce ve kararlar fazla bir önem taşımayacaktır. Süreci oluşturan ve günlük gelişmelerin değişkenliğine bağlı bu etmenler, çok yönlü ve haksız bir amaç için kullanılıyorsa; verilen sözlerin, vefanın ve dostluğun elbette bir önemi olmayacaktır. Yarar sağlamaya dayanan karmaşık, ilkesiz bir ortam içinde, bugün söylenenin yarın tersinin yapılması, bugünün "doğrusunun" yarın "yanlış" olarak ele alınması doğaldır; günümüz ilişkilerinde önemli olan "çıkar" ve yalnızca "çıkardır". Bu yaklaşım, Batı'da yüzyıllardır sürdürülen yerleşik bir politik tutum ve toplumsal bir gelenektir. Bu geleneği "yaşatan" ülkelerden biri olan Fransa'nın bu tür işleri "iyi" bilen gazetesi Le Figaro, Kemal Derviş'le ilgili olarak yayınladığı bir yorum yazısında Derviş'i "ABD'nin Türkiye'deki Truva Atı" olarak tanımlayacaktı. 56

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>