DSP'yi Kim Parçalıyor

    İsmail Cem'den sonra Dışişleri Bakanı olan Şükrü Sina Gürel, 14 Temmuz 2002'de Kütahya'nın Emet ilçesinde düzenlenen "Birinci Bor Kültür ve Sanat Festivalinde" şunları söyledi: "Türkiye'de şimdiye kadar siyaseti etkilemiş ancak siyaset ve ülke yönetimine doğrudan el koymamış bir takım çevreler, uluslararası kapsamı olan bir plan çerçevesinde Başbakanı istifaya zorlamak daha sonra kendi elkoyuşlarına uygun bir hükümet oluşturmak için, önce DSP'de bir kundaklama eylemine giriştiler. Arkadaşlarımızın büyük bir bölümü, kundaklama olayından sonra çıkan yangının dumanı içinde teknenin nereye savrulduğunu fark etmeden DSP'den ayrıldılar." 30
    Şükrü Sina Gürel'in Emet'te yaptığı açıklamadan 6 gün sonra DSP Parti Meclisi toplanarak bir bildiri yayınladı. Bildiride, Başbakan Bülent Ecevit'in istifalar olmasaydı olağanüstü kurultay toplayıp siyaseti bırakacağı, ancak DSP ve Türkiye'nin karşılaştığı komplo karşısında bu komployu önlemek için kararını ertelediği belirtiliyor ve şunlar söyleniyordu: "İç ve dış güç odakları DSP'yi yıkamadılar ama bu odaklarla işbirliği yapan içimizdeki bazı kimseler, partimizin bölünmesi için çeşitli vaatlerle sayısı azımsanmayacak kadar milletvekilimizin istifa etmesine ve ülkemizin çok zamansız bir seçime sürüklenmesine sebep oldular. Sahte anketlerle gücümüzü kırmaya çalıştılar, başaramayınca da uluslararası boyutlara ulaşan kundaklama hareketleriyle partimizi çökertmek istediler ancak bunda da başarılı olamadılar.." 31
    Şükrü Sina Gürel ve DSP Parti Meclisinin saptayıp açıkladığı görüşlerin ne kadarı doğruydu? Açıklamalar, güç yitiren bir partide yöneticilerin kızgınlık içeren politik tepkileri mi, yoksa gerçeği belirleyen saptamalar mıydı? Saptamalar nesnel, açıklamalar doğru muydu?.
    Açıklamalar tam olarak doğruydu ve gerçeği açık biçimde ortaya koyuyordu. DSP şimdiye dek, özellikle de hükümet olduğu yıllar içinde hiç bu kadar doğru bir saptama yapmamıştı.
    Yapılan saptamalar, dayanağı olmayan, yoruma açık, öznel yargılar değildi. İleri sürülen savı kanıtlayacak, gazetelere yansıyan pek çok olay vardı. DSP'yi hedef alarak Türkiye'ye yöneltilen saldırı, ne bir iç siyaset gelişmesi ne de bir parti içi sorundu. Türkiye, Şükrü Sina Gürel'in söylediği gibi "uluslararası kapsamı olan bir plan çerçevesinde, siyasetine el koymaya yönelen" bir "kundaklama" eylemiyle karşı karşıyaydı. Bu eylem, o denli açık yürütülmüştü ki gazete okuyan herkes bunu görebilirdi.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>