ÜÇÜNCÜ KISIM

Siyasal Sistemler



Siyasal sistemlerin, siyaset bilimiyle ilgili olarak, şu ana kadar incelediğimiz konuların bir bireşimi (sentezi) olduğu söylenebilir. Burada yalnız siyasal kurumların oluşturduğu siyasal rejimler değil, o kurumların gerisindeki siyasal güç dengeleri, o dengelerin gerisindeki etkenler ve siyasal yaşamla ilgili tüm süreçler söz konusudur. Siyasal sistemler, siyasal çatışmanın hem ürünü hem de çerçevesidir. Bu başlık altında, demokratik sistemleri, baskıcı sistemleri ve geri kalmış ülkelerin kendilerine özgü koşullarının ürünü olan siyasal sistemleri ayrı ayrı ele alacağız. Çağdaş olmayan siyasal sistemleri ise, inceleme alanımızın dışında bırakmaktayız.


1. ÇOĞULCU SİSTEMLER

    Tarihte ilk demokrasi, Eski Yunan'da, kent devleti çerçevesinde var oldu. Bu, köleler, yabancılar ve kadınlar dışında kalanların ülke yönetimini doğrudan üstlendiği, aracısız bir azınlık demokrasisiydi. Nüfusun fazla olduğu, sorunların karmaşıklaştığı ve ülke yönetiminin birçok uzmanlık dalının katkısına bağlı olduğu çağımızda, artık doğrudan demokrasi, bazı küçük yerel yönetimler dışında olanaksızlaştı. Yurttaşlar ülke yönetimine, büyük ölçüde temsilcileri aracılığıyla katılır oldular. Yönetimin seçimle belirlenmesine, yasalar önünde eşitliğe, özgürlüklere ve yargı bağımsızlığına dayalı bir demokrasi modeli doğdu. Çağdaş demokrasiler, liberal demokrasi ve sosyal demokrasi olmak üzere, iki aşamada incelenebilir.
    Demokratik siyasal sistemler, çoğulcu sistemler olarak da nitelendirilebilir. Çoğulcu sistemlerde "tek doğru" yoktur ve dolayısıyla, yasal bir muhalefet ya da muhalefetler vardır. Çağdaş çoğulcu sistemler, toplumda çıkarları ve dolayısıyla dünya görüşleri farklı kesimlerin bulunmasını doğal sayarlar; bu farklı çıkar ve dünya görüşlerinin barışçı yollardan savunulmasına, siyasal iktidarın da bu barışçı savaşım sonunda oluşmasına olanak verirler.