c- Arazi mafiası
    Başta İstanbul olmak üzere hemen tüm büyük kentlerimizde yaşanan en önemli sorun, "insanların başlarını sokacakları bir konutlarının" olmasıdır. Göç hadisesinin devasa boyutu göz önüne alındığında, göç eden her insana barmacak bir yer bulma fikride önem kazanmaktadır. Büyükşehirlerin klasik yerleşim alanı zaten yerlilerce doldurulmuş olduğundan, milyonlarca göçmene barınacak bir yer bulmak gibi son derece güç bir işle, ne devlet ne de yerel yönetimler baş edebilmişlerdir. Bir yandan barınak arayan insanların sayısının çokluğu, diğer yandan Büyükşehirlerin yerleşik halkının daha iyi koşullarda barınma ihtiyacı, milyarlarca dolarlık bir rantın oluşmasını da beraberinde getirmiştir. Böyle bir rant kapısı, şüphesiz, önce mafianın dikkatini çekmiş ve o ünlü Türk Arazi Mafiası çok kısa sürede ve çok sayıda örgütlenmiştir. Kimilerine göre gecekondu, kimilerine göre orman mafiası olarak nitelendirilen arazi mafiasının temel amacı, "barınma pazarı" nın büyük payını almaktır. Bu tespitten sonra, faaliyet alanı olarak arazileri hedef almış bu mafia türünü ıncelemeye geçebiliriz.

    Çek-senet,ihale mafiası gibi, arazi mafiası da ülkemizin en yaygın mafia türlerindendir. Başlangıçta, bu tür mafianın en çok rağbet ettiği oluşum, hazine arazilerinin üzerine gecekondu yapılması tekelini ellerinde tutmalarıdır. Özellikle 1950'li yıllardan sonra Anadolu'nun küçük illerinden Büyükşehirlere göç eden insanlar, barınma ihtiyaçlarını, çoğunluğu hazine arazisi üzerinde ev yaparak temin etmeye başlamışlardır. Bugünde, bu faaliyet yoğun biçimde devam etmektedir. İşte, bu şekilde göç veren yerlerin büyükşehire gelen öncüleri, hemşehricilik temelli arazi mafiasını da örgütlediler. Kürt İdris, Dündar Kılıç, bu tip mafios örgütlenmelerin ilk liderleridir.

    Arazi mafiası, üç tür arazi ile ilgili faaliyet göstermektedir;
  • Gerçek veya tüzel kişiler adına tapulu araziler,
  • Hazine arazileri(belediye ve kamu tüzel kişiliklerine ait araziler dahil),
  • Orman vasfını yitirmiş veya yitirdiği iddia edilen araziler.
    Gerçek veya tüzel kişiler adına tapulu arazilere yönelik olarak mafianın faaliyette bulunması ilk bakışta anlamsız gelebilir. Ancak, arazi mafiasının en geniş hareket alanı bu tür araziler üzerinedir.

    Tapulu olmalarına rağmen, sahipleri yurt dışına kaçmış, ölmüş veya mirasçılarınca takip edilemeyen, yani, sahipsiz kalmış veya mirasçısı kalmayıp da çok yaşlanmış şahısların arazileri ve gayrimenkulleri, mafia tarafından zorla işgal edilmekte ve hukuki destek alınarak kendilerinin veya adamlarının üzerine geçirilmekte ve satılmaktadır. Bu tür işlerin genellikle gayrimüslimlerin arazi ve diğer gayrimenkulleri üzerinde yapıldığı iddia edilmektedir. Özellikle yaşlı maliklerin mülkleri ellerinden mafia yöntemleriyle alınmaktadır.

    Hazine veya belediye veya kamu tüzel kişiliklerine ait arazilerin ele geçirilip satılması, daha çok yolsuzluk örgütlerince yasal boşluklardan yararlanılarak veya "yasalara karşı hile uygulanarak yapılmaktadır. Mafios örgütler, bu alanda, çoğunlukla yolsuzluk örgütlerinin işini kolaylaştırma fonksiyonu görmektedirler. Yukarıda belirtilen arazilerden, en çok hazine arazileri talana hedef olmaktadır. Bunun en önde gelen sebebi, Türkiye'de hala kadastro çalışmalarının tamamlanmamış olması, ikinci sebebi de, hazine arazilerinin sağlıklı bir envanterinin yapılmamış olmasıdır. Üçüncü sebep ilk ikisinden daha vahimdir. Bu da, popülist politikalarla, siyasiler tarafından, hazine arazilerinin oya tahvili anlamına gelen, doğrudan yada dolaylı çıkartılan imar affı yasalarıdır.

    ÇULCU, "mevcut İstanbul kentinin yayılma alanının büyük bir yüzdesinin kadastrosu yok, kısacası arazilerin büyük bir bölümünün sahibi belli değil... topraklar ölçülüp biçilip kayda tapuya geçirilmemiş" demektedir. (109)

    Gerçektende, teknoloji bu kadar gelişmişken, kadastro çalışmalarının daha bitirilememiş olması, devlet-mafioso-yolsuzluk örgütleri ilişkisinin açık kanıtıdır. Bunun gibi, hazinenin kendi malını bilmemesi veya bildiği halde koruyup gözetmemesi, üstüne üstlük arazileri işgal eden işgalcileri def edeceğine, işgaliye adı altında hukuki durumu bir tek bizim ülkemize has bir para alması, hayret ve ibret verici değil midir?

    Diğer yandan hemen her yerel ve genel seçimden önce veya seçim vaadi gereği hemen sonra çıkartılan imar affı yasaları, kamunun, (yani üzerinde herkesin hakkı olan) mallarının yağmalanmasını sağlamaktadır. Adeta, gasp ve yağma suçları yasal hale getirilmektir.

    Yukarıda açıklanan sebepler öncelikle gecekondu mafiasının doğumunda etkili sebeplerdir. Genellikle hazine arazileri üzerinde gecekondular yapılmakta ve çıkacak af yasası beklenmektedir. Bu durumdan yararlanan mafios örgütler, bir taşla birçok kuş vurmaktadırlar. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
  • Anadolu'dan Büyükşehirlere göç eden ilk mafios liderler, şehirlerde gecekondulaşmaya uygun hazine arazilerini(şahıs arazileri, belediye ve tüzel kişilere ait arazilerde de görülmektedir) belirlemişler ve kendi hemşehrilerini bu alanlara yerleştirmişlerdir. Bu alanlara, onların onay vermediği hiç kimse gece kondu yapamamıştır. Bunun içinde tabii ki mafios yöntemler kullanılmıştır.
  • Hemşehrilerine gecekondu mahalleleri kuran mafia capoları, hem prestij, hem de örgütlenlemelerine ücretsiz elemanlar kazanmış ve kendilerinin de ummadığı kadar güç kazanmışlardır.
  • Hemşehrileri için kurdukları ve örgütlenmelerini sağladıkları mahalleler vasıtasıyla, buralara komşu olan civar alanlarda oluşturulan gecekondu mahallelerini kontrolleri altına sokmuş ve yapılan her inşaattan haraç almışlardır. Açık açık devlet arazisini parselleyip satmışlardır.
    Gecekondu mafiası, 1950'li yıllarda itibaren başta İstanbul olmak üzere Büyükşehirlerde oluşmuş ve daha sonra girişimci mafiaya dönüşmüştür. Bizdeki "arazi mafiasını" bir yönüyle Sicilya'da ki toprak mülkiyetine dayalı klasik mafiaya benzetmek olanaklıdır. Ama bizce her şeyden önemlisi, modern Türk mafiasının iki temel tipinin, bu tür mafiadan türemiş olmasıdır. Bunlar, hemşehricilik ve aile tipi mafiadır. Gecekondu mafiası, Cumhuriyet döneminden sonra Türk mafiasının ilk görünüş şekillerinden birisidir ve diğer mafia türlerinin çoğunluğu bu alanlarda oluşan "mafios topluluk" yapısından doğmuştur, denilebilir.

    Arazi mafiasının bir türevi olan gecekondu mafiasının ortaya çıkmasının temel nedeni de devletin desteğidir.

    Gecekondu mafiası, tipik mafios örgütlerce oluşturulan bir arazi mafiası türüdür. Hazine arazilerinin hileli yöntemlerle ele geçirilip, değerlendirilmesi işini ise yolsuzluk örgütleri yapmaktadır. Bu tür örgütlenmeye üçüncü kitabımızda yer vereceğiz. Mafia, arazilerin yasal kılıfa uydurulmasında yolsuzluk örgütlerine yardım etmekte ve bunun karşılığında payını almaktadır.

    Mafianın bu tür yolsuzluk faaliyetlerine katkısını şöyle örnekleyebiliriz;
  • Kadastro geçtikten sonra yapılan askıya itiraz süresi içerisinde, daha önceden anlaşılan (burada iknayı mafia yapar) zilyedin, zilyetliğine itiraz ederek, yeri, kendi adamlarının üstüne yaptıran yolsuzluk örgütleri, bu işlemden büyük miktarda rant elde etmektedirler. Özellikle Beykoz'da, böyle çok değerli ve geniş arazilere sahip olunmuştur.
  • Köylerde, köy senedi ile yapılan satışlarda muhtarların mafia ile birlikte hareket ettiklerine çok sık rastlanmaktadır.
  • Bir başka örnek de, Osmanlı tapusuna sahip vatandaşların arazilerinin yolsuzluk örgütlerince alınmasıdır. Osmanlı döneminde orman arazilerine de şahsi tapu verildiğinden, kadastro çalışmalarında bu araziler hazineye geçirilmiştir. Ancak, bu arazilerin orman vasfını kaybetmesini sağlayan mafia, yolsuzluk örgütlerinin bu yerleri eski sahibi adına tapulandırıp satın almasını sağlamaktadır. Gerek mal sahibinin iknasında, gerekse arazinin orman vasfından çıkartılmasında (ormanların yakılması, komisyonun iknası v.s.) mafia devreye girmektedir.
  • Kooperatif birliklerine hazine arazisi tahsisi ile ilgili yasal düzenleme, mafia tarafından, birçok yapay birliğin oluşturulmasına ve bunlara tahsis edilen arazinin fahiş fiyatlarla gerçek yada tüzel kişilere satılmasına neden olmaktadır. Bu tip organizasyonlar, bizzat organize suç örgütlerince yapıldığı gibi, yolsuzluk örgütlerince mafia desteğiyle de yapılabilmektedir. Boğazköy, Beylikdüzü, Antalya'nın bazı bölgelerindeki kooperatifleşmelerin bir çoğunda, bu yöntem kullanılmıştır.
    Orman arazilerinin, yasada sayılı koşullar yerine geldiğinde (110) orman vasfını kaybetmesi halinde, orman köylüsüne satışı bazı koşulların yerine gelmesiyle olanaklıdır. Bu yasadan faydalanan yolsuzluk örgütleri, öncelikle orman arazisinin orman vasfını kaybetmesini mafia vasıtasıyla sağlamakta, (yakarak, keserek yada komisyonuna baskı yaparak) daha sonra, orman vasfını kaybeden araziyi, yasal zilyedi bildik mafios yöntemlerle ikna ederek ele geçirmekte ve çok yüksek fiyatlarla satmaktadırlar. İstanbul boğazının iki yanına bakıldığında bu alanlar gözle ayırt edilebilmektedir.

    Arazi mafiasının faaliyet gösterdiği alanları, emlakçıların çok yoğun bulundukları yerlerde aramak gereklidir. Bu tür arazileri bulup örgütlere pazarlayanlar, genellikle emlakçılardır.

    Bir başka yöntem de, ihtilaflı arazilerin ele geçirilmesidir. İhtilaflı olduğu belirlenen arazilerin sahipleri, mafios metodlarla ikna edilip, anlaşmazlık taraflardan birinin lehine yasal olarak çözümlenmekte, mafia da bundan payını almaktadır.

    2000 yılı içerisinde İstanbul da iki büyük arazi mafyası örgütüne karşı operasyon düzenlenmiştir.

    Yöntemi ne olursa olsun arazi mafiası, devletin kadastro ve af duyarsızlığı nedeniyle daha uzun süreler ülke gündemindeki yerini muhafaza edeceğe benzemektedir.



Dipnotlar
109 ÇULCU, Murat. Mafia Üzerine Notlar. s.198
110 31.08.1986 tarih ve 6831 sayılı orman yasasının değişik 2-b maddesi.

<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>