2.Örgütlenme Açısından
    Organize Suçun kendine özgü örgütlenme yapısı vardır ve bu yapı da olmazsa-olmaz unsurlardandır. Öncelikle bu tür örgütler bir lider başkanlığında kurulmakta ve o liderin adıyla anılmaktadırlar. Örneğin; X şahıs ve grubu gibi. Lidere Türk Mafiasında çeşitli tarzlarda hitap edilmektedir. Bunların bazıları; "şef", "patron", "ağa", "abi", "büyükabi", "reis", "baba", "komutan" v.s.dir. İtalyan mafiasında lidere, Capo denir. Lider örgütün kurucusu, en üst düzey sorumlusu, bir başka anlamda örgütün ta kendisidir. O'nun haberi olmadan hiçbir iş yapılamaz, otoritesi mutlaktır. O'na karşı gelmek mümkün değildir. Örgüt o'nun kurallarıyla işler. Koyduğu kurallara uymayanlar zorunlu olarak uydurulur veya kurallara uyup uymaması önem arz etmeyecek hale getirilir! Lider, örgüt elemanlarının kendisi için göz kırpmadan ölümü göze alacakları, büyük insandır, lütuf sahibidir, elemanlarını her zaman korur, gözetir, bakar, cezalandırsa da onlar, o'nun evlatları (arkadaşları) dır. Türk mafia liderleri acımasız, toleranssız, gaddar, gözünü budaktan esirgemeyen ve mahpushanenin havasını solumuş delikanlılardan (!) oluşur. Kendi kendilerine yetkindirler. Onlar, adamları için bitmek tükenmek bilmeyen destek ve onur kaynağıdırlar. Yüreksiz olsalar da bunu asla belli etmez ve delikanlılığa halel getirmezler (!) Lider otoritesini, yanlış yapana yönelik gerekli dersi (cezayı) anında vererek, sürekli ayakta tutar. O profesyoneldir. Her yaptığı, söylediği, doğrudur. Etrafında dolaşan ve görevleri lideri her fırsatta yüceltmek olan (yağcılar) adamlarının kendisine ve örgütüne telkin ettikleri "bulunmaz, eşsiz bir delikanlı"dır. Aleme ondan daha delikanlı ve namlısının gelmesi ise tabi ki mümkün değildir.

    Uygulama ağırlıklı mafia lideri tanımlamalarımıza son verip, konumuza döndüğümüzde, örgütlenme açısından birbirine bağlı bazı unsurları incelememiz gerektiğini söyleyebiliriz.Bunlardan birincisi, örgütte hiyerarşik bir yapılanma olmasıdır. Hiyerarşi, özetle en üstte bulunan lidere mutlak itaattir. Örgütün ikinci adamı dahil herkes, öncelikle lidere mutlak itaat etmekle yükümlüdür. Bu tip örgütlerde, bir üsttekine itaatte veya saygıda kusur etme, son derece sert bir şekilde cezalandırılmalıdır. Liderin ipleri elinde tutması, hiyerarşik yapıyı kurması ve aynı zamanda örgütün işlediği suçlarla kendisi arasındaki irtibatın kesilmesi için, çeşitli düzenlemelere gidilmiştir. Bunlara ileride değinilecektir. Hem bu düzenlemelerden olan hem de örgütlenme açısından son derece önemli olan ikinci unsur gizliliktir. Amaca suç işleyerek ulaşılması, örgütün gizli olmasını gerektirir. Bu gizlilik örgütün adının konulması ya da böyle bir örgütün varlığının gizlenmesi anlamında değildir. Organize Suç Örgütleri kazanç elde edebilmek için üne, nama ihtiyaç duyan örgütlerdir. Bu nedenle lideriyle anılan örgüt, açık ve ortada olmak zorundadır. Peki gizlilik nedir? Organize suç örgütlerinin gizliliği, liderle örgütün eylemleri arasındaki bağı ortaya çıkartmama, eylemle örgüt arasındaki irtibatı kesme, örgüt elemanlarını ele vermeme, alınan kararları, uygulamaları kısaca örgütle ilgili bilinen, duyulan, o veya bu şekilde öğrenilen hiçbir şeyi, hiçbir yerde, özellikle, adli makamlar önünde anlatmamaktır. "Susmak şeref, konuşmak ihanettir, ihanetle yaşayacağınıza şerefinizle ölün" felsefesi mafia yasalarının en önemlisidir.

    Örgütlenme açısından üçüncü özellik; cezalandırmadır. Örgütün kurallarına uymayanlar, lider tarafından belirlenen şekilde cezalandırılırlar. Cezalandırmanın şiddeti ve şekli örgüt kurallarının ihlal ediliş ağırlığına göre, lider tarafından tayin edilmekle birlikte,gizliliğe uymamak, lidere karşı gelmek, örgüte tokat atmak (dolandırmak) en ağır şekilde cezalandırılmayı gerektiren eylemlerdir.

    Organize suçun örgütlenme açısından dördüncü unsuru sürekliliktir. Konunun başında da değinildiği üzere organize suç örgütleri, suçu paraya çeviren, suç işlemeyi kazanç sektörü haline getiren örgütlerdir. O nedenle gerek örgütlenmeyi sürdürmek, gerekse bu örgüt eliyle suç işlemeye devam etmek örgütlerin doğası gereği olması gereken unsurlardır. Profesyonel suç işleme örgütleri olan organize suç örgütleri açısından "süreklilik" unsuru şüphesiz olmazsa-olmaz unsurdur.

    Yine en az üçten fazla kişinin bir araya gelmesiyle bu tür örgütlerin oluşabileceğini söylemek mümkünse de uygulamada bu asgari sayının ondan aşağı olmadığı görülmektedir.

    Buraya kadar anlattığımız örgütlenme, "kaba kuvvete dayalı ve liderin yakın çevresinden oluşan suça yönelik örgütüdür. Buna cosca denir". (40)

    Lider açısından ikinci bir örgütlenme türü vardır ki amaca (kolay ve gayrimeşru kazanç) ulaşmak, örgüt varlığını sürdürebilmek için bu örgütlenme olmazsa-olmaz bir özelliktir. Bu devlet-basın-ekonomi,politika çevresine nüfuz etmektedir.

    ÇULCU, Mafia şefinin, üst düzey ilişkilerini yürüttüğü ve meselelerini o boyutta çözümlediği örgütünden bahsetmekte ve "Bu ilişkiler ağı içinde güvenlik görevlileri, politikacılar, bürokratlar, çeşitli mesleklerden seçkinler, endüstriyeller, yüksek finansörler, borsa spekülatörleri, adalet mekanizmasındakiler, tanınmış devlet adamları bulunabilir. Mafioso'nun bu boyuttaki örgütlenmesine de (Partito) denir," (41) şeklinde tespitte bulunmaktadır. Yazara göre; "Mafioso'yu diğer yasadışı konumdakilerden ayıran en önemli husus, Partito ilişkileri sayesinde kendisini legalize edebilmesi ve toplum içinde saygıdeğer bir konumda tutabilmesidir." (42)

    Konunun başında da açıklanmaya çalışıldığı gibi, lider, amaç unsurunu suçla gerçekleştirmek ve bunu yaparken "legal" görünümde kalmak zorundadır. Aksi halde amacı elde etmenin bir getirişi olmamaktadır. Lider bir yandan cosca örgütlenmesiyle suç işleyerek kazanç elde etmekte, bir yandan "gizlilik" kuralı ve "hiyerarşik yapılanma" ile "cezalandırma" mekanizmaları sayesinde suçla arasındaki irtibatı kesmekte bir yandan da partito örgütlenmesiyle toplum içerisindeki saygınlığını sağlamaya çalışmaktadır. Bu unsurlar olmadığı taktirde, bir organize suç örgütünün varlığını sürdürebilmesi olanaklı değildir. Örgüt, geniş anlamda aldığımız kamu örgütünden destek bulmadığı taktirde çok kısa süre içerisinde deşifre edilir. O nedenle mafia örgütünün var olabilmesi için, öncelikle geniş anlamıyla her düzeyden kamu görevlilerini yanma almak zorunluluğu vardır. Bu destek, fiilen örgütün içerisinde yer almaktan, örgütün suçlarını görmeme, üzerine gitmeme, işlenen suçun liderle irtibatlandırıl-maması v.s. gibi daha geniş olarak ele alacağımız yöntemlerle verilebilir. Kamu görevlilerini yanlarına alabilmek için çeşitli motifler kullanmaktadırlar. Bunlar;
  • Rüşvet vermek,
  • Aynı ideolojik görüşü paylaşmak,
  • Rüşvet dışında çeşitli çıkarlar sağlamak, (Atama, terfi, cezalandırma konularında yardımcı olmak v.s.)
  • Hemşehricilik,
  • Akrabalık ilişkileri,
  • Terörle mücadele eden kahraman güvenlik güçlerine karşılıksız yardımda bulunmak,
  • Şantaj(Açıklarını bulup kullanma, bazı konularda yardım edip, sonra bunları açıklamakla tehdit etme),
  • Tehdit, şeklinde özetlenebilir.
    Partito ilişkileri açısından, örgütlerin yanlarına veya bünyelerine almak zorunda oldukları diğer önemli bir grup, her kademeden politikacılardır. Kamu görevlileriyle olan işlerini, oradaki yapılanmalarla halledemeyen örgütler, onları atayan yada atanmalarında etkili olan politikacıları yanlarına almak, bir başka deyişle, politikacılar arasında örgütlenme yoluna gitmektedirler. Şüphesiz politikacılara nüfuz etmenin tek sebebi, kamu görevlileriyle olan sorunlarını aşmak istemeleri değildir. Kendilerine hizmet eden kamu görevlilerini istedikleri yerlere getirmek, yükselmelerini, görevde kalmalarını sağlamakta politikacılarla iyi ilişkiler sayesinde yapılmaktadır. Politikacılar ülke yönetimini üstlenen sivil kişiler olduklarından, hem saygınlıkları hem de siyasi otoriteye sahip olmaları nedeniyle "mafia örgütlerinin" her zaman ihtiyaç duydukları kişilerdir. Özellikle Türkiye gibi seçilmenin "para, maddi menfaat sağlama" yani "paranın oya tahvili" sisteminin bütün azametiyle uygulamada olduğu ülkelerde çok paraya sahip mafia örgütlerinin politikacılara destek vermemeleri de bu desteğin karşılığını görmemeleri de olanaksızdır. Özellikle tek parti iktidarlarında, "mafia," politikacılar arasındaki örgütlenmesi nedeniyle "altın dönemlerini" yaşamaktadır.

    Koalisyon dönemlerinde de mafia'nın parasal gücüyle elde ettiği politikacılar sayesinde hükümet düşürme dahil bir çok siyasi manevra yaptırdığını görmek mümkündür. Ülkemizde 1998 sonunda M. YILMAZ hükümetinin, polisçe yapılan Türkbank operasyonuna bağlı olarak düştüğünü anımsatmakta yarar bulunmaktadır.

    Organize Suç örgütleri, politikacıları yanlarına almak suretiyle ülkemizde kendilerine zararı dokunacak bir çok yasal düzenlemenin yapılmasını engellemiş, yapılan düzenlemeleri de onlar sayesinde ya kısa zamanda değiştirmiş yada etkisiz hale getirmişlerdir. Ülkemizde münhasıran organize suç örgütleriyle mücadele amacıyla ilk yasa 1999 yılında çıkartılabilmiş, bu yasanın en etkili hükümleri de 2001 yılında ortadan kaldırılmıştır. Bu yasa çıkana kadar T.C.K'nın 313. maddesi bu örgütlere uygulanmak için uzun yıllar yürürlükte olduğu halde bekletilmiş, ancak bu madde de onların işine yarar şekilde dizayn edilmiştir.

    "Mafia" politikacıları genellikle "çıkar sağlama" motifiyle elde etmektedir. Bunun içinde seçim dönemlerinde yapılan karşılıksız yardımlar, politikacı ve ailesinin emrine sunulan sınırsız olanaklar, onlara alman çok kıymetli hediyeler v.s. vardır. Tehdit, şantaj, seçmeni yönlendirme, gibi yöntemlere de zaman zaman başvurulmaktadır. Bu konuya ileride döneceğiz.

    Liderin partito örgütlenmesi açısından desteğini alması gerekli bir önemli grupta "basın"dır. Basın, lider tarafından illegaliteyi legalize etmek için kullanılan en önemli unsurlardan biridir. Toplumsal saygınlık, aba altından sopa gösterme, reklam yapma, gücü hissettirme, örgütün eylemlerini kapatma, kendilerine rahatsızlık veren kamu görevlilerini etkisiz hale getirme gibi bir çok konuda basından yararlanılmaktadır.

    Ülkemizde mafia-basın ilişkisi o kadar sulandırılmıştır ki, bazı mafia liderlerinin açıkça (4422 sayılı yasaya rağmen) övüldüğü, reklamlarının yapıldığı, legalize edilmeleri için her türlü gayretin sarf edildiğini görmek mümkündür. "Ünlü işadamı", "Ünlü kabadayı", "Yeraltı dünyasının ünlü ismi", "hayırsever işadamı" gibi sıfatlarla halka bunların adeta "sütten çıkmış ak kaşık" oldukları ya da "aman ha çekinin tehlikeli adamlar bunlar" şeklinde mesajlar verilmektedir. Hatta daha da ileri gidilerek bazı dergilerde bu liderlerin ağır silahlarla verdikleri pozlar yayımlanmaktadır. Mafia'nın gerçekleştirdiği kesin olan eylemlere geçiştirir şekilde yer verilmekte, böylece "suçlu yüzleri" genellikle ortaya konmamaktadır. Bu durum kamuoyunun "mafia örgütleri"ne karşı bilinçlenmesini önlemekte, toplumsal tepki bu yüzden çok cılız kalmaktadır. Oysa, mafiadan zarar görenler bizce terörden zarar görenlerden çok çok fazladır bu ülkede, ama bunun istatistik verilerini bile bulamazsınız.

    Şüphesiz yukarıdaki tespitler tüm basını kapsamamaktadır. Ömürlerini bu tür örgütleri deşifre etmeye harcamış, bu yolda şehit edilmiş bir çok değerli kalemi bu nitelemelerin dışında ve saygıyla anıyoruz. Özellikle fikirlerinden organize suçlarla mücadele açısından çok yararlandığımız, rahmetli Uğur MUMCU'yu bu kapsamda zikretmekten büyük onur duyuyoruz. Mafianın basm mensuplarını yanma almak için kullandığı motifler arasında,
  • Para veya başka çıkar sağlamak,
    • Tehdit,
    • Silahlı eyleme girmek (Gazete binası kurşunlama, gazetecileri yaralama v.s.)
    • Hemşehricilik,
    • Patronları koruma ve bazı işlerini halletme (alacak tahsili, alacaklılardan koruma v.s.),
    • Şantaj, sayılabilir.
        Son olarak, mafia lideri ekonomi üzerinde etkili işadamlarını yanma almak zorundadır. Bu zorunluluğun temel olarak iki nedeni vardır. Birincisi; toplumsal saygınlık kazanma, ekonomik destek sağlama, nüfuz edecekleri alanı genişletme, bu işadamları sayesinde ekonomiye müdahale edebilme, karapara aklayabilmedir. Bu kapsamda, özellikle kamuoyunda çok taraftarı olan spor kulüplerinin başkan ve yöneticileri de mafianın ilgi alanı içerisindedir. Ekonomik açıdan güçlü işadamları, gerek siyasi otorite, gerekse kamu yönetimi üzerinde etkili olduklarından mafia, partito örgütlenmesinde bu özellikleri kullanma ihtiyacı duymaktadır, İkincisi; işadamları mafianm işvereni durumundadırlar. Mafia, özel ya da işle ilgili bir çok konuda iş adamlarına hizmet sunmakta, bunun karşılığında ya yüklü miktar para almakta ya da önemli işlerini hallettirmektedir. Mafianın işadamlarını yanına çekmek için kullandığı motif ise genellikle: "gayrimeşru otorite"dir. Yani legal alanda yer alan işadamları, kendilerine yakınlaşan mafia liderlerinin gayrimeşru otoritelerinden yararlanmakta, mafiada bu hizmeti seve seve vermektedir.

        Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mafianın örgütlenme unsuru içerisinde olmazsa-olmaz özellikler, özetle; lider, hiyerarşik yapı, gizlilik, cezalandırma, cosca, partito tipi örgütlenmelerdir. Partito; kamu görevlileri, basın, politikacı ve işadamları arasında örgütlenme olarak anlaşılmalıdır.



    Dipnotlar
    40 ÇULCU, Murat, Mafia Üzerine Notlar, Kastaş Yayınevi, İst. 1998 s.42
    41 ÇULCU, Murat, age s.42
    42 ÇULCU, Murat, age s.42

  • << Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>