İÇİNDEKİLER

KAPAK

SUNUŞ

DİN DERSLERİ PROGRAMI
3. Sınıf

   Cami
   Müezzin, İmam, Cemaat
   Bayramlarımız
   Bayramlarda Ne Yapılır?
   İman
   Bugünkü Türklerin Dini
   Hazreti Muhammet
   Muhammet'in Peygamberliği
   Hicret
   Müslümanlığın Etrafa Yayılması
   Peygamberin Son Haccı ve Ölümü
   Peygamberin Ahlakı
   Allah'a İman
   Allah Sevgisi

DİN DERSLERİ PROGRAMI
4. Sınıf

   Kimsenin İnancına Karışmamak
   Hayırlı İnsan Olmak
   Nasıl Hayır İşlemeliyiz?
   İslam Dini ve Ahlak
   Çalışmak
   Tevekkül
   Şükür
   İslamlık, İnsanlarla İyi Geçinmek, Hayırlı Olmaktır
   İslamlık Bağnazlığı Yasaklar
   Din Sahtekârlığı, İkiyüzlülük
   Hazreti Muhammet "Aleyhisselâm"
   Ehli Beyt, Eshap
   Hatice

DİN DERSLERİ
MÜFREDAT PROGRAMI
Beşinci Sınıf

   İslam Dininde Akıl Her Şeyden Üstündür
   Müslümanlıkta Saçma Şeylere İnanç Yoktur
   Cumhuriyet Devrinde Müslümanlık
   Din İşleri, Dünya İşlerinden Ayrıdır
   Müslümanlıkta Allah'la Kul Arasına Kimse Giremez
   Dünyadaki Müslümanlar
   Müslüman Milletlerin İçinde En Kuvvetli Millet Türklerdir
   Her Millet, Allah'a Kendi Dili ile Hitap Eder
   Kur'an'ı Kerim'deki Sözlerden
   Müslümanlar Allah'ı Nasıl Tanır?

ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ


www.1001Kitap.com


4

DİN İŞLERİ, DÜNYA İŞLERİNDEN AYRIDIR


    Bir gün Peygamberimiz, hurma aşısı yapanları görmüş de "Böyle yapmayın, şöyle yapın" gibi bir şey söylemek istemiş, fakat sonra onların yaptıklarının doğru olduğunu anlayınca "Siz dünya işlerini benden daha iyi bilirsiniz" demişti. Anlıyorsunuz ya, din işi başka, dünya işi büsbütün başka.

    Halbuki evvelce din işlerini gören kimseler, dünya işlerini de görmeye kalkarlardı. Padişahlar, peygamber vekili, "halife" adını almışlar, istedikleri gibi hüküm sürmeye başlamışlardı. Hocalar da bunların her dediklerine doğru derler, millete "Bir padişahta yedi peygamber kuvveti vardır" diye saçma şeyler söylerlerdi. Kısacası, din işleriyle dünya işleri ayrılmamıştı.

    En küçük bir şey bile "dine uygun mudur, değil midir?" diye hocalara sorulur, sonra yapılırdı. Mesela tarihte okuduğumuz gibi, Avrupa'da matbaa icat edilmişti. Onlar kitaplarını matbaalarda basıyorlar, herkes ucuzca kitap alabiliyor, cahiller azalıyordu. Bizde ise hocalara sormak, onların gönüllerini yapmak şartıyla ne kadar zaman sonra matbaa açıldı, bu yüzden ne kadar ziyan ettik.

    Bu söylediğimiz zamanlarda savaş, barış, hep hocaların hükmüyle olurdu. Milletin isteğini soran, menfaatini düşünen yoktu. Padişah, şeyhülislamla, hocalarla uyuştu mu, en olmayacak şeyler olur, kelleler uçurulur, ocaklar söndürülürdü.

    Halbuki siz de bilirsiniz ki, din, vicdan işidir. Bir adam Allah'la Peygamber'e inanınca Müslüman olmuş olur. Onun bu inancının, imanının dünya işleriyle hiç alakası yoktur.

    Oruç, namaz gibi din işlerini kutsal kitabımız olan Kur'an'dan veyahut hocalardan öğreniriz. Dünya işleri, milletimizin seçtiği vekillerin birbirleriyle konuşup anlaşarak yaptıkları kanunlarla, koydukları nizamlarla idare edilir. Bu kanunların dinle alakası yoktur. Zaten din, insanın inancına tabidir. Halbuki dünya işlerini idare eden kanunlar zamana göre, milletin ihtiyaçlarına göre değişir. Öyle bir şey bilmeyen, bir şeyden anlamayan adamlar, böyle mühim işlere karışamazlar. Mesela büyük Gazi'miz bize yol göstermeseydi, biz de onun nurlandırdığı yola gitmeseydik bağımsızlığımızı elde edebilir miydik!

    İslam dini de dünya işlerinin anlayan adamlara verilmesini emretmiştir. Peygamber, "Bir iş, ehli olmayan adama verilirse, o işin kıyameti kopar" demiştir.

    Şu halde, din işleri, dünya işlerinden tamamıyla ayrıdır.


<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>