İÇİNDEKİLER

KAPAK

SUNUŞ

DİN DERSLERİ PROGRAMI
3. Sınıf

   Cami
   Müezzin, İmam, Cemaat
   Bayramlarımız
   Bayramlarda Ne Yapılır?
   İman
   Bugünkü Türklerin Dini
   Hazreti Muhammet
   Muhammet'in Peygamberliği
   Hicret
   Müslümanlığın Etrafa Yayılması
   Peygamberin Son Haccı ve Ölümü
   Peygamberin Ahlakı
   Allah'a İman
   Allah Sevgisi

DİN DERSLERİ PROGRAMI
4. Sınıf

   Kimsenin İnancına Karışmamak
   Hayırlı İnsan Olmak
   Nasıl Hayır İşlemeliyiz?
   İslam Dini ve Ahlak
   Çalışmak
   Tevekkül
   Şükür
   İslamlık, İnsanlarla İyi Geçinmek, Hayırlı Olmaktır
   İslamlık Bağnazlığı Yasaklar
   Din Sahtekârlığı, İkiyüzlülük
   Hazreti Muhammet "Aleyhisselâm"
   Ehli Beyt, Eshap
   Hatice

DİN DERSLERİ
MÜFREDAT PROGRAMI
Beşinci Sınıf

   İslam Dininde Akıl Her Şeyden Üstündür
   Müslümanlıkta Saçma Şeylere İnanç Yoktur
   Cumhuriyet Devrinde Müslümanlık
   Din İşleri, Dünya İşlerinden Ayrıdır
   Müslümanlıkta Allah'la Kul Arasına Kimse Giremez
   Dünyadaki Müslümanlar
   Müslüman Milletlerin İçinde En Kuvvetli Millet Türklerdir
   Her Millet, Allah'a Kendi Dili ile Hitap Eder
   Kur'an'ı Kerim'deki Sözlerden
   Müslümanlar Allah'ı Nasıl Tanır?

ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ


www.1001Kitap.com


6

ŞÜKÜR


    "Elinize geçen nimetlere şükür ederseniz, daha çok veririm."

    Bu söz Kur'an'dadır. Şükrün ne demek olduğunu elbette bilirsiniz. Size iyilik eden birisine teşekkür etmek, eline geçen nimetin kadrini bilmek, o iyiliği unutmayıp ona karşı iyilikte bulunmaktır.

    Vücudumuz sağlıklı, kuvvetimiz var, gücümüz her şeye yetiyor; bu nimetin şükrünü nasıl ödeyelim, değil mi?

    Bunun şükrü sağlığın, kuvvetin kadrini bilmek, hasta olmamaya çalışmak, temiz olmak, iş görmek, tembellikten, pislikten kaçmaktır.

    Anamız babamız, akrabamız bizi okula yolluyor, ekmek, yemek, giyecek düşündüğümüz yok... Her şeyimizi onlar düşünüyorlar. Bütün bu fedakârlığa karşı ancak bizim adam olmamızı istiyorlar. Bu büyük nimetin şükrünü ancak derslerimize çalışmak, öğretmenlerimize kendimizi sevdirmek, onların sözlerini tutmakla ödeyebiliriz.

    Sonra mesela, bir adam bir memuriyete geçiyor. Kendisine bir devlet işi veriyorlar, başka biri ticaret âlemine atılıyor, bir tanesi sanat öğrenmiş, başka bir tanesi de çiftçi... Bunların her birinin bir işi var. Kazançları o işten... Onları sefaletten kurtaran, alnı açık, yüzü ak gezdiren o işi bilmeleri...

    Bu da pek büyük bir nimettir. Ya ellerinde hiçbir işleri olmasaydı halleri ne olurdu? Başkalarının yardımına muhtaç olmak çok güç bir şeydir.

    Şu halde bu nimete de bir şükür lazım. Onun şükrü de şudur: Memur, vazifesini seve seve fazlası ile yapar. Tüccar, sattığı mala hile karıştırmaz, kendi kârını düşünür, fakat milletin kârını da düşünür. Kendi kârını onu bu âlemde tutan milletinin zararında aramaz. Sanat sahibi sanatını doğrulukla yapar. Çiftçi, eski kafadan vazgeçip karasaban yerine makineler alır, savrum için Allah'tan boşu boşuna rüzgâr istemez. Kuru tesadüflere bel bağlamaz. Harman makinesinde buğdayını samandan ayırır. Hem az yorulur, hem çok para alır. Elindeki nimete de şükretmiş olur.

    Yukarıda "şükrederseniz, nimetleriniz çoğalır" demiyor muydu?.. Elbette vazifesini iyi yapan memuru severler ve daha yüksek bir yere alırlar; ticaretini, sanatını, hilesiz yapan tüccar ve sanat sahiplerini herkes tanır; bir şey lazım oldu mu herkes onlara koşar; paralan çoğalır, işleri artar, küçücük dükkânları, koca koca ucu bucağı bulunmaz mağaza olur. Çağdaş bir şekilde ekin eken çiftçi, çok mahsul alır, işini büyütür, çiftlikleri çoğalır, parası artar. İşte "Şükrederseniz, nimetleriniz çoğalır" sözünün anlamı budur.

    Ağzımızla "Çok şükür!" demeyelim mi?.. Diyelim, fakat evvela işimizle şükrettikten sonra diyelim. Hiç demezsek de elimizdeki işe iyi sarılır, iyi yaparsak şükrü yerine getirmiş oluruz. Yoksa elindeki nimetin kadrini bilmeyip, vazifesini yapmayan, kendisini sevdirmeyen bir adam, istediği kadar eline tespihi alıp bir köşeye oturarak "Çok şükür! Çok şükür!" desin. Bin kere dese faydasızdır. Bu ne şükürdür, ne de bu şükürle nimet çoğalır. Hatta değil çoğalmak, adamın elinden gider.

    "Allah cemiyetledir" hadisini bellemiştiniz ya, şu halde Allah'a şükür, kullara, millete şükür demektir.

    Bize iyilik eden birinin, mesela Gazi'mizin iyiliğini unutmamalıyız. O, bize Cumhuriyeti kazandırdı. Bizi bu saadete eriştirdi. Biz de onun kurduğu millet hâkimiyetini, Cumhuriyet'i yaşatmalı ona dört elle sarılmalıyız. İşte şükür böyle olur.

    Şükrün nasıl olacağını öğrendiniz; dua da böyledir.

    Bir iş yapacağımız vakit o işe neler lazımsa elde ederiz. Her şeyine dikkat ederiz. Ondan sonra azmedip kalbimizle, yahut kalbimizle beraber dilimizle bu işi sonuna kadar yapabilmemizi, mesela hasta olmamamızı, işin yarım kalmamasını isteriz. İşte bu duadır.

    Yoksa, "Allah'ım, şu işimi şöyle yap, bu işimi böyle yap!" deyip işe sarılmayan, rahatça oturan kimsenin işini yapacak hiç kimse yoktur.

    Müslüman, bir işe adamakıllı sarılır, onu doğrulukla yapar, bitirdikten sonra da: "Çok şükür, oldu bitti" diye geniş bir nefes alır. İşte dua ve şükür böyle olur.


<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>