30
Charlie'nin Çikolata Fabrikası



    Büyük cam asansör şimdi kasabanın tepesinde yeniden asılı duruyordu. İçinde Bay Wonka, Büyükbaba Joe ve Charlie ayaktaydılar.
    «Çikolata fabrikamı ne kadar sevdiğimi bilemezsiniz,» dedi Bay Wonka aşağıya bakarak. Sonra birden başını kaldırdı ve çok ciddi bir biçimde Charlie'ye bakmaya başladı. «Sen de sevdin mi, Charlie?» diye sordu.
    «Evet,» diye bağırdı Charlie, «dünyada buradan daha güzel bir yer olamaz!»
    «Senden bunları duyduğum için çok mutluyum,» dedi Bay Wonka daha da ciddileşerek. Charlie'ye hâlâ bakıyordu. «Evet,» dedi, «gerçekten bunları duyduğuma çok sevindim. Şimdi nedenini sana söyleyeceğim.» Bay Wonka başını yana eğdi ve yüzüne yayılan gülümsemeyle gözlerinin çevresinde çizgiler oluştu. Şöyle dedi, «sevgili oğlum, bütün bu gördüklerini sana armağan etmeye karar verdim. Burayı yönetebilecek kadar büyüyünce bütün fabrika senin olacak!»
    Charlie gözlerini Bay Wonka'dan ayıramıyordu. Büyükbaba Joe konuşmak için ağzını açtı ama ağzından bir tek sözcük bile çıkmadı.
    «Evet doğru,» dedi Bay Wonka gülümseyerek. «Burayı gerçekten sana veriyorum. Anlaştık, değil mi?»
    «Ona mı veriyorsunuz?» diye fısıldadı Büyükbaba Joe. «Şaka mı yapıyorsunuz?»
    «Şaka yapmıyorum, bayım. Son derece ciddiyim.»
    «Ama... ama... neden fabrikanızı Charlie'ye vermek istiyorsunuz?»
    «Dinleyin,» diye başladı Bay Wonka, «ben yaşlı bir adamım. Sizin sandığınızdan da yaşlıyım. Sonsuza kadar yaşayamam. Bugüne kadar ne çocuğum oldu, ne de bir ailem. Ben bu işleri yapamaz hale gelince kim yönetecek bu fabrikayı? Birisinin bunu yapması gerekiyor - yalnız Umpa-Lumpaların hatırı için bile olsa. Dikkatinizi çekerim, bu işi yapmak için her şeyi vermeye hazır bir sürü insan var, ama ben onları istemiyorum. Hele yetişkin bir insanı asla istemiyorum. Yetişkin insan benirn sözümü dinlemez, hiçbir şey öğrenmez. Hep kendi bildiğini yapar, benim dediklerimi değil. Bu nedenle bir çocuğum olmalı. İyi huylu bir çocuk istiyorum. Ben hayattayken bildiğim en gizli şeker yapımı sırlarımı ona anlatabileyim.»
    «Ve bu nedenle Altın Biletleri gönderdiniz!» diye bağırdı Charlie.
    «Evet,» dedi Bay Wonka. «Fabrikama beş çocuk davet etmeye karar verdim, günün bitiminde en beğendiğim çocuk kazanacaktı.»
    «Ama Bay Wonka,» diye ağır ağır konuştu Büyükbaba Joe, «yani gerçekten ve kesin olarak bu kocaman fabrikanın tümünü küçük Charlie'ye verdiğinizi mi söylüyorsunuz? Yani...»
    «Tartışacak zamanımız yok!» dedi Bay Wonka. «Şimdi hemen gidip ailedeki öbür kişilerle, Charlie'nin anne ve babası başka kim varsa onlarla tanışmalıyım. Onlara haberi iletelim! Şimdiden sonra fabrikada oturabilirler! Charlie büyüyünceye kadar hepsi fabrikayı yönetebilir. Nerede oturuyorsunuz, Charlie?»
    Charlie aşağıdaki karlarla kaplı evlere baktı. «İşte şurada!» diye işaret etti. «Kasabanın sağ ucundaki kulübe, şu en küçük olan...»
    «Gördüm!» diye bağırdı Bay Wonka ve bazı düğmelere bastı ve asansör Charlie'nin evine doğru inmeye başladı.
    «Korkarım annem bizimle gelmez,» dedi Charlie kederli.
    «Neden gelmez?»
    «Çünkü Büyükanne Josephine, Büyükanne Georgina ve Büyükbaba George'u yalnız bırakmaz.»
    «Ama onlar da gelecekler.»
    «Gelemezler,» dedi Charlie. «Onlar çok yaşlı ve yirmi yıldır yataklarından hiç kalkmadılar.»
    «Öyleyse onları yâtaklarıyla birlikte götürürüz,» dedi Bay Wonka. «Bu asansörde bir sürü oda var.»
    «Yatağı evden çıkaramazsınız,» dedi Büyükbaba Joe. «Kapıdan sığmaz.»
    «Siz hiç tasalanmayın!» dedi Bay Wonka. «Benim için olanaksız diye bir şey yoktur! Siz yalnızca yapacaklarımı izleyin!»
    Asansör Bucket'ların küçük evinin damının üstünde duruyordu.
    «Ne yapacaksınız?» diye bağırdı Charlie.
    «Onları hemen alacağız,» dedi Bay Wonka.
    «Nasıl?» diye sordu Büyükbaba Joe.
    «Damdan girerek,» dedi Bay Wonka başka bir düğmeye basarken.
    «Hayır!» diye bağırdı Charlie.
    «Durun!» diye bağırdı Büyükbaba Joe.

    Asansör evin damından yaşlıların yatak odasının içine girdi. Yataktaki üç yaşlının başına tavandan toz, kırık tuğlalar, tahta parçaları, alçılar, çimentolar ve örümcekler yağmaya başladı. Ve üçü birden aynı anda dünyanın sonunun geldiğini düşündüler. Büyükanne Georgina bayıldı, Büyükanne Josephine takma dişlerini düşürdü, Büyükbaba George başını battaniyenin altına soktu, Bay ve Bayan Bucket yandaki odadan koşarak geldiler.
    «Kurtarın bizi!» diye bağırdı Büyükanne Josephine.
    «Sakin ol, karıcığım!» dedi Büyükbaba Joe asansörden inerek. «Biz geldik!»
    «Anne!» diye bağırdı Charlie, Bayan Bucket'ın kollarına koşarak. «Anne! Anne! Neler oldu bir dinle! Hepimiz Bay Wonka'nın fabrikasında yaşayacağız ve fabrikayı yönetmesinde ona yardım edeceğiz ve fabrikanın hepsini bana verdi ve... ve... ve...»
    «Neler söylüyorsun?» dedi Bayan Bucket.
    «Şu evimize bak!» diye bağırdı zavallı Bay Bucket. «Mahvolduk!»
    «Sevgili bayım,» dedi Bay Wonka, ileri doğru atlayıp Bay Bucket'ın elini dostça sıkarak. «Sizi tanıdığıma çok sevindim. Eviniz için tasalanmayın. Şimdiden sonra, asla bu eve gereksiniminiz olmayacak.»
    «Bu deli adam da kim?» diye bağırdı Büyükanne Josephine. «Hepimizi öldürebilirdi.»
    «Bu,» dedi Büyükbaba Joe, «Willy Wonka'nın kendisi.»
    Büyükbaba Joe'nun ve Charlie'nin bütün gün boyunca neler olduğunu anlatmaları oldukça zaman aldı. Ve sonunda hepsi fabrikaya asansörle gitmeyi reddettiler.
    «Kendi yatağımda ölmeyi yeğlerim!» diye bağırdı Büyükanne Josephine.
    «Ben de!» dedi Büyükanne Georgina.
    «Ben gitmeyi kabul etmiyorum!» dedi Büyükbaba George.
    Sonunda Bay Wonka, Büyükbaba Joe ve Charlie yaşlıların çığlıklarına aldırmadan yatağı asansörün içine ittiler. Arkasından Bay ve Bayan Bucket'ı da ittiler. Sonra kendileri de asansöre girdi. Bay Wonka bir düğmeye bastı. Kapılar kapandı. Büyükanne Georgina çığlık attı. Ve asansör havalandı, tavandaki delikten çıktı ve gökyüzüne doğru yükselmeye başladı.
    Charlie yatağa çıktı ve korkudan neredeyse ölmek üzere olan üç yaşlıyı sakinleştirmeye çalıştı. «Lütfen korkmayın,» dedi. «Çok güvenli bir yerdesiniz. Ve dünyanın en güzel yerine gidiyoruz!»
    «Charlie haklı,» dedi Büyükbaba Joe.
    «Gittiğimiz yerde yiyecek birşeyler var mı?» diye sordu Büyükanne Josephine. «Açlıktan ölmek üzereyim! Bütün aile çok aç!»
    «Yiyecek birşeyler mi?» diye bağırdı Charlie kahkahalarla gülerek. «Bekleyin ve görün!»



S O N



w w w .1 0 0 1 K i t a p . c o m