22
Koridorda



    «Evet, evet, evet!» diye bağırdı Bay Wonka. «İki yaramaz çocuk gitti. Üç uslu çocuk kaldı. Başka birini daha yitirmeden hemen şu odadan çıkalım!»
    «Ama Bay Wonka,» dedi Charlie Bucket merakla, «Violet bir daha iyileşmeyecek mi, hep böyle böğürtlen olarak mı kalacak?»
    «Hiç zaman kaybetmeden suyunu sıkacaklar,» diye açıkladı Bay Wonka. «Onu Meyve Suyu Makinesine sokacaklar ve oradan incecik çıkacak!»
    «Ama yine her yanı eflatun mu kalacak?» diye sordu Charlie.
    «Evet!» dedi Bay Wonka. «Tepeden tırnağa kadar eflatun olacak. Ama görüyorsunuz, bütün gün çiklet çiğnemenin sonu bu!»
    «Çiklet çiğnemenin bu kadar kötü olduğunu düşünüyorsanız,» dedi Mike Teavee, «neden fabrikanızda çiklet yapıyorsunuz?»
    «Sözünü ağzında gevelemesene!» dedi Bay Wonka. «Söylediklerinden birşey anlamıyorum! Haydi gelin, gidiyoruz! Beni izleyin! Yeniden koridorlara dönüyoruz!» Bay Wonka bunları söyler söylemez Keşif Odasının dibine doğru sıvıştı ve bir sürü boruların ve sobaların arkasındaki gizli kapıdan çıktı. Geriye kalan üç çocuk -Veruca Salt, Mike Teavee, Charlie Bucket- geriye kalan beş büyükle birlikte onu izlediler.
    Charlie Bucket simdi uzun pembe bir koridorda bulunduklarını farketti. Bu koridora başka pembe koridorlar açılıyordu. Bay Wonka sağa sola, sola sağa dönerek hızla koridordan geçiyordu. «Elimi iyice tut, Charlie,» dedi Büyükbaba Joe. «Burada kaybolmak korkunç bir şey!»
    Bay Wonka bağırıyordu. «Artık yitirecek zamanımız yok! Bu hızla gidersek hiçbir yere varamayız!» Sonsuz pembe koridorda koşarken başındaki siyah silindir şapkası zıplıyor ve mor kadife ceketinin kuyrukları bayrak gibi uçuşuyordu.
    Duvardaki bir kapının önünden geçtiler. «İçeri girecek zaman yok!» dedi Bay Wonka. «Hızlı yürüyün! Acele edin!»
    Başka bir kapının önünden daha geçtiler, sonra bir başka, sonra bir başka daha. Her yirmi adımda bir bir kapı vardı artık. Hepsinin üstünde yazı vardı ve bazılarının arkasından garip gürültüler geliyordu. Anahtar deliklerinden nefis kokular çıkıyor ve zaman zaman kapıların altından renkli dumanlar fışkırryordu.
    Charlie ve Büyükbaba Joe. Bay Wonka'ya yetişebilmek için bazen koşuyor, bazen hızlı yürüyordu; ama yine de, kapıların bazılarının üstünde yazılı olanları okuyabiliyorlardı. YENEBİLİR LOKUM YASTIKLAR, yazıyordu birinde.
    «Lokum yastıklar çok nefistir!» dedi Bay Wonka hızla yürürken.
    «Dükkânlara verdiğimde çok beğenilecek! Ama içeri girecek zamanımız yok.»
    ÇOCUK ODALARI İÇİN YALANABİLEN DUVAR KÂĞITLARI, diyordu bir sonraki kapıda.
    «Nefis bir şey daha. Yalanabilen duvar kâğıtları!» diye bağırdı Bay Wonka kapının önünden hızla geçerken. «Üstünde meyve resimleri var - muz, elma, portakal, üzüm, ananas, çilek, şeftali, kokomella...»
    «Kokomella mı?...,» diye söze başladı Mike Teavee.
    «Sözümü kesme!» dedi Bay Wonka. «Duvar kâğıdının üstünde bütün bu meyvelerin resimleri var ve muzun resmini yaladığında ağzına muz tadı geliyor. Çilek resmini yaladın mı, ağzına çilek tadı geliyor. Ve kokomella resmini yaladığında, ağzında tıpkı kokomella tadı duyuyorsun...»
    «Ama kokomellanın nasıl bir tadı var?»
    «Yine ağzında birşeyler geveliyorsun,» dedi Bay Wonka. «Bir daha yüksek sesle konuş. Haydi, gidiyoruz!»
    SOĞUK GÜNLER İÇİN SICAK DONDURMA, diye yazıyordu kapının üstünde,
    «Kış günleri için son derece yararlı,» dedi Bay Wonka. «Sıcak dondurma buz gibi havalarda içinizi ısıtır. Ayrıca sıcak içkilere koymak için sıcak küp buzlar yapıyorum. Sıcak küp buzlar, sıcak içkileri daha da ısıtır.»
    ÇİKOLATALI SÜT VEREN İNEKLER, yazıyordu bir diğer kapıda.
    «Ah, benim sevimli küçük ineklerim!» dedi Bay Wonka. «Bu ineklerimi çok seviyorum!»
    «Ama neden göremiyoruz?» diye sordu Veruca Salt. «Neden bütün bu güzel odaların önünden koşarak geçiyoruz?»
    «Zamanı gelince duracağız!» dedi Bay Wonka. «Sabırsız olma!»
    İNSANI HAVAYA FIRLATAN İÇKİLER, yazıyordu kapının üstünde.
    «Bunlar çok büyüleyici şeyler!» dedi Bay VVonka. «İçinizi hava kabarcıklarıyla doldurur bu içkiler ve bu kabarcıklarının içinde özel bir gaz vardır; bu öyle güçlü bir gazdır ki sizi bir balon gibi havaya uçurur, başınız tavana değinceye kadar yükselirsiniz ve orada kalırsınız.»
    «Ama sonra nasıl aşağı inilir?» diye sordu Charlie Bucket.
    «Tabii ki ağzından gaz çıkararak,» diye yanıtladı Bay Wonka, «Ağzından büyük bir gaz çıkarırsın, gaz yukarı çıkar ve sen de aşağı inersin. Ama sakın sokakta içmeyin! O zaman ne kadar yükseleceğinizi bilemem. Bir kez yaşlı bir Umpa-Lumpaya bahçede bundan vermiştim ve o kadar yükseldi ki sonunda gözden kayboldu! Çok üzüldüm! Onu bir daha göremedim!»
    «Ağzından gaz çıkarması gerekiyordu,» dedi Charlie.
    «Tabii ki gaz çıkardı,» dedi Bay Wonka. «Aşağıdan durmadan bağırdım, 'gaz çıkarsana koca eşek. gaz çıkar yoksa bir daha aşağıya inemezsin!' Ama çıkarmadı, belki de çıkaramadı. Belki de çok kibardı. Şimdi aya varmış olmalı!» Öbür kapıda da şöyle yazıyordu: YUVARLAK GÖRÜNEN KARE ŞEKERLER.
    «Bekleyin!» diye bağırdı Bay Wonka birden yavaşlayarak. «Yuvarlak görünen kare şekerlerimle çok gururlanırım. Haydi bir gözatalım.»

[Önceki: 21. Hoşçakal Violet]    -    [Sonraki: 23. Yuvarlak Görünen Kare Şekerler]