20
Keşif Odası
Tükenmez Şekerler ve Tereyağlı
Şekerleme Saçı



    Bay Wonka «Kayığı durdurun!» diye bağırdığında, Umpa-Lumpalar hemen küreklere sımsıkı yapışıp suya dik tuttular ve kayık zınk diye durdu.
    Umpa-Lumpalar kayığı kırmızı kapıya doğru cektiler. Kapının üstünde şöyle yazıyordu: KEŞİF ODASI -ÖZEL- GİRMEYİN. Bay Wonka cebinden bir anahtar çıkardı, kayıktan eğilerek anahtarı deliğe soktu.
    «Burası fabrikanın en önemli odasıdır!» dedi. «Benim en gizli bütün keşiflerim burada hazırlanır ve kaynatılır. Yaşlı Fickelgruber bu odaya üç dakikacık girebilmek için bütün ön dişlerini vermeye razıdır! Prodnose ve Slugworth ve bütün öbür âdi çikolatacılar da nelerini vermezler! Ama şimdi, beni dinleyin. İçeriye girdiğinizde hiç karışıklık istemiyorum! Hiçbir şeyi tutmak ve tatmak yok! Kabul mü?»
    «Kabul, kabul!» diye bağırdı çocuklar. «Hiçbir şeye dokunmayacağız!»
    «Şimdiye kadar,» dedi Bay Wonka, «hiç kimse hatta bir tek Umpa-Lumpa bile buraya girmemiştir!» Odanın kapısını açtı ve kayıktan atlayarak odaya girdi. Dört çocuk ve aileleri onu izlediler.
    «Hiçbir şeye elinizi sürmeyin!» diye bağırdı Bay Wonka. «Ve hiçbir şeyi kırmayın!»

    Charlie Bucket gözlerini dikmiş odaya bakıyordu. Burası sanki bir büyücünün mutfağıydı! Büyük sobaların üstünde siyah metal kazanlar kaynıyor, çaydanlıklar fokurduyor, tavalar cızırdıyor, garip demir makinalar sakırdıyordu ve bütün duvarlardan ve tavandan borular geçiyordu. Ve oda duman, buhar ve nefis kokularla doluydu.
    Bay Wonka, birdenbire her zamankinden daha çok heyecanlandı. Bu odayı bütün öbür odalardan daha çok sevdiği hemen belli oluyordu. Saplı tencerelerin ve makinelerin arasında öyle zıplıyordu ki, sanki Noel hediyeleri arasında önce hangisini açacağına karar veremeden dolanıp durarı bir çocuğa benziyordu. Büyük bir tencerenin kapağını kaldırdı ve kokladı; sonra koşup gitti, yapışkan sarı bir maddeyle dolu olan bir fıçıya parmağını soktu ve tadına baktı; sonra adeta kayarak makinalardan birinin yanına gitti, altı yedi düğmeyi sağa, sola çevirdi; sonra büyük bir merakla kocaman bir fırının cam kapısından içeri baktı ve birden büyük bir mutlulukla ellerini çırptı ve parmaklarını şaklattı. Sonra küçük parlak renkli ve durmadan pat-pat-pat-pat-pat diye ses çıkaran bir makinenin yanına gitti. Makineden, her pat sesi çıktığında yerdeki sepete büyük yeşil yuvarlaklar düşüyordu. Tıpkı birer misket gibiydiler.
    «Tükenmez şekerler!» diye bağırdı Bay Wonka gururlanarak. «Bunlar daha çok yeni. Bunları çok az harçlık alan çocuklar için keşfettim. Ağzına bir tane Tükenmez Şeker alacaksın ve emecek, emecek, emeceksin ama asla küçülmeyecek!»
    «Çiklet gibi!» diye bağırdı Violet Beauregarde.
    «Çiklet değil,» dedi Bay Wonka. «Çiklet, çiğnemek içindir, ama bu Tükenmez Şekerleri çiğneyecek olursan dişlerini kırarsın. Yalnız çok nefis tadı vardır! Ve her hafta bir renk değiştirirler! Ve asla küçülmezler! Ve asla bitmezler! ASLA! En azından öyle sanıyorum. Yandaki Deneme Odasında şu an bir tanesi denemeden geçiyor. Bir Umpa-Lumpa emiyor şekeri. Hemen hemen bir yıla yakın süredir emiyor ve hâla tadında bir değişiklik yok!»
    «Şimdi bu tarafa,» diye sürdürdü konuşmasını Bay Wonka, odanın tam karşı duvarına doğru yürüyerek. «Burada tümüyle yeni bir tereyağlı şekerleme üstünde çalışıyorum!» Büyük bir saplı tencerenin yanında durdu. Saplı tencerenin içinde çok yoğun erguvan renkli şeker pekmezi, kabarcıklar çıkartarak kaynıyordu. Parmaklarının ucunda yükselen küçük Charlie tencerenin içini görebiliyordu.
    «Bu Tereyağlı Şekerleme Saçı!» diye bağırdı Bay Wonka. «Bunlardan yalnız bir tek tel yer yemez yarım saat içinde kafanın her yanında çok nefis tadı olan güzel saçlar çıkmaya başlayacaktır! Ve bir bıyık! Ve sakal!»
    «Sakal mı?» diye bağırdı Veruca Salt. «Tanrı aşkına sakalı kim ister?»
    «Sana çok yakışır,» dedi Bay Wonka, «ama karışım henüz tamam değil. Çok sert yapmışım. Çok hızlı sonuç veriyor. Dün Deneme Odasında bir Umpa-Lumpaya denedim ve yüzünde birdenbire koca bir sakal çıkmaya başladı ve çok kısa bir süre sonra bütün yerler sakaldan halıyla kaplandı. Kesebildiğimizden daha hızlı büyüyor! Sonunda ekin biçme makinesi kullanarak sakalı kesiyoruz. Ama doğru karışımı en kısa zamanda elde edeceğim! Ve bunu başardığımda, artık küçük bebeklerin dazlak kafayla gezmeleri gerekmeyecek!»

    «Ama Bay Wonka,» dedi Mike Teavee, «çocuklar böyle bir şeyi...»
    «Tartışma, sevgili çocuğum, lütfen tartışma!» diye bağırdı Bay Wonka. «Değerli zamanımızı yitirmeyelim! Şimdi, eğer bu tarafa doğru gelirseniz, sizlere çok gurur duyduğum bir şeyi göstereceğim. Dikkat edin! Hiçbir şeyi devirmeyin! Çok da yaklaşmayın!»

[Önceki: 18. Çikolata Nehrinin Aşağılarında]    -    [Sonraki: 20. Dev Çiklet Makinesi]