16
Umpa - Lumpalar



    «Umpa-Lumpalar!» diye bağırdı herkes aynı anda. Umpa-Lumpalar!
    «Lumpa ülkesinden getirttim,» dedi Bay Wonka gururlanarak.
    «Ama böyle bir ülke yok ki,» dedi Bayan Salt.
    «Özür dilerim, sevgili bayan, ama...»
    «Bay Wonka,» diye bağırdı Bayan Salt. «Ben coğrafya öğretmeniyim...»
    «O zaman biliyorsunuzdur,» dedi Bay Wonka. «Aman ne korkunç bir ülkedir! Dünyanın en tehlikeli yaratıklarıyla dolu balta girmemiş ormanlardan başka birşey yoktur bu ülkede - boynuzlu atlar, dev gergedanlar ve canavar karıncalar. Bir canavar karınca, sabah kahvaltısında on Umpa-Lumpa yiyebilir ve hemen ardından yemeklerine yardım için başka karıncalara koşabilir. Bu ülkeye gittiğimde, küçük Umpa-Lumpaları ağaçların tepesine yaptıkları evlerde yaşar buldum. Boynuzlu atlardan, dev gergedanlardan ve canavar karıncalardan kurtulmak için bu evlerde yaşamak zorundaydılar. Ve neredeyse açlıktan öleceklerdi. İğrenç tadı olan yeşil tırtılları yerler, ve ağaç tepelerinde günün her saatini yeşil tırtıllarla birlikte yendiğinde daha lezzetli olabilecek başka şeyler aramakla geçirirlerdi. - örneğin ağustos böceği, bunların hepsi çok kötü şeylerdi, ama yeşil tırtıllar kadar kötü olamazlardı. Zavallı küçük Umpa-Lumpalar! En sevdikleri yemek kakao çekirdekleriydi. Ama hiç bulamazlardı! Yılda bir kez üç yada dört kakao çekirdeği bulan bir Umpa-Lumpa çok şanslı sayılırdı. Aman yarabbi, ne kadar düşkünler şu kakao çekirdeklerine! Her gece rüyalarında kakao çekirdekleri görüp, bütün gün ondan söz ederlerdi. Bir Umpa-Lumpaya yalnız bir kez «kakao» sözcüğünü söylemeniz, hemen ağzını şapırdatıp yalanmaya başlaması için yeterlidir. Tüm çikolatalar, kakao ağacında yetişen kakao çekirdeğinden yapılır. Kakao çekirdeği olmadan çikolata yapamazsınız. Kakao çekirdeği çikolatadır. Ben, sevgili çocuklarım, Umpa-Lumpaların bu yiyecek için çıldırdıklarını keşfeder keşfetmez, ağaçların tepesine kurdukları köye tırmandım ve kabile şefinin evinin kapısından kafamı uzattım. Açlıktan ölmek üzere olan zavallı sıska adam, yere oturmuş elinde tuttuğu bir kase ezilmiş tırtılı yemeye çalışıyordu. 'Bakar mısınız,' dedim (tabi İngilizce değil de onların dilinde, yani Umpa-Lumpaca konuştum), 'eğer siz ve bütün halkınız benim ülkeme gelip, fabrikamda çalışacak olursanız, istediğiniz kadar kakao çekirdeği yiyebilirsiniz! Depolarımda bunlardan dağlar kadar var! Her yemekte yiyebilirsiniz! Bıkana kadar yiyin. Dahası eğer isterseniz ücretlerinizi bile kakao çekirdeği olarak ödeyebilirim!'

    «'Gerçek mi söyledikleriniz?' diye sordu Umpa-Lumpaların şefi yerinden doğrularak.
    «'Tabi gerçekten söyledim,' dedim. 'Ve çikolata da yiyebilirsiniz. Çikolatanın kakao çekirdeğinden daha güzel tadı vardır, çünkü içine süt ve şeker katılır.'
    «Küçük adam sevinç içinde havaya fırladı ve elindeki kâseyi pencereden dışarı fırlattı. 'Harika bir iş!' diye bağırdı. 'Haydi gidelim!'

    «Böylece Umpa-Lumpa kabilesindeki her kadını, erkeği ve çocuğu gemiye koyup buraya getirdim. Çok kolay oldu bu. Hepsini üstlerine delik açtığım tahta sandıklara koydum, böylece güven içinde geldiler. Hepsi de çok iyi birer işçi. Şimdi tümü İngilizce öğrendi. Dans ve müziği çok seviyorlar. Hep şarkı söylerler. Umarım bugün zaman zaman şarkı söylediklerini duyarsınız. Ama sizi uyarmalıyım, biraz haylazdırlar. Şaka yapmasını severler. Hâlâ üstlerine ormanda giydiklerinin aynısını giyiyorlar. Bunda da ısrar ediyorlar. Nehrin karşı kıyısında gördüğünüz adamlar, geyik derisi giyer. Kadınlar yaprak takar, çocuklarsa hiçbir şey giymezler. Kadınlar her sabah taze yaprak kullanırlar...»
    «Baba!» diye bağırdı Veruca Salt (hani her istediğini elde eden kız). «Baba! Bir Umpa-Lumpa isterim! Hemen şimdi! Eve götürmek istiyorum! Hadi Baba! Bana bir Umpa-Lumpa al!»
    «Şimdi, şimdi bebeğim!» dedi babası, «Bay Wonka'nın sözünü kesmeyelim.»
    «Ama ben bir Umpa-Lumpa istiyorum!» diye çığlık çığlığa bağırmaya başladı Veruca Salt.
    «Tamam, Veruca, tamam! Ama şu an alamam. Lütfen sakin ol. Gün bitmeden sana bir tane alırım.»
    «Augustus!» diye bağırdı Bayan Gloop. «Augustus, tatlı bebeğim, öyle yapmasan daha iyi olur.» Tahmin edebileceğiniz gibi Augustus Gloop nehrin kıyısına diz çökmüş ve eritilmiş sıcak çikolatayı hiç nefes almadan yalıyordu.

[Önceki: 15. Çikolata Odası]    -    [Sonraki: 17. Augustus Gloop Borunun İçine Gidiyor]