8
İki Altın Bilet Daha Bulundu



    O akşam, Bay Bucket'ın gazetesi yalnız üçüncü değil ama dördüncü Altın Bilet'in de bulunduğunu yazıyordu. BUGÜN İKİ ALTIN BİLET DAHA BULUNDU, diye yazıyordu başlıklar. YALNIZ BİR TANE KALDI.
    Akşam yemeğinden sonra herkes odada toplanınca «Tamam,» dedi Büyükbaba Joe, «haydi biletleri kim bulmuş. Okuyalım.»
    Bay Bucket gazeteyi adeta gözüne sokarcasına okumaya başladı, çünkü gözleri iyi görmüyordu, gözlük alacak parayı da bir türlü biriktirememişti. «Üçüncü Altın Bilet Bayan Violet Beauregarde tarafından bulundu. Muhabirimiz bu şanslı genç bayanla röportaj yapmak için Beauregarde'ların evine gittiğinde evde büyük bir heyecan vardı - kameralar şıkırdıyor, flaşlar patlıyor, insanlar birbirlerini itiyor ve bu şanslı kızı biraz daha yakından görmeye çalışıyordu. Ünlü kız oturma odasında bir .sandalyenin üstüne çıkmış, elindeki Altın Bileti sanki bir taksi çağırıyormuş gibi delicesine sallayıp duruyordu. Herkesle hızlı hızlı ve avaz avaz bağırarak konuşuyordu, ama söylediklerinden bir tek sözcük bile anlamak olanaksızdı; çünkü ağzında kocaman bir çiklet vardı.

    «'Aslında ben çiklet çiğnerim,' diye bağırıyordu kız, 'ama Bay Wonka'nın Altın Biletlerini duyunca hemen çikletleri bıraktım ve şans bana güler umuduyla şeker almaya başladım. Tabii artık yeniden çikletlerime kavuştum. Dünyada her şeyden çok severim çikletleri. Çikletsiz yaşayamam. Bütün gün yalnız yerken birkaç dakika çiklet çiğnemeye ara veririm. Çikletimi çıkarır ve kaybetmemek için kulağımın arkasına yapıştırırım. Gerçeği söylemek.gerekirse günboyu ağzımda çiklet olmazsa rahat edemiyorum gerçekten. Annem kibar bir bayana bütün gün çiklet çiğnemenin hiç yakışmadığını ve bir kızın çenesinin benimki gibi sürekli oynamasının pek hoş olmadığını söylüyor ama ben buna katılmıyorum. O kim oluyor da beni eleştiriyor; zaten bana sorarsanız bütün gün bana bağırırken, onun çenesi benden çok çalışıyor.'
    «Kalabalığın ayakları altında çiğnenmemek için odanın bir köşesindeki piyanonun üstünde duran Bayan Beauregarde 'Violet' diye bağırdı.
    «Tamam anne, sakin ol!' diye yanıt verdi küçük kız. 'Şimdi' diye sürdürdü konuşmasını gazetecilere dönerek, 'belki ilgilenirsiniz diye söylüyorum, şu an ağzımdaki çikleti tam üç aydır aralıksız çiğniyorum. Bu bir rekor, inanın bana. En iyi arkadaşım Cornelia Prinzmetel'in rekorunu kırdım. Deliye döndü. Bu çiklet benim en değerli hazinemdir. Geceleri çıkarır yatağımın başucuna yapıştırırım, sabah uyanır uyanmaz önce biraz sert gibi gelir ama bir iki çiğneyişten sonra yeniden eski yumuşaklığını bulur. Dünya rekoru kırmaya karar vermeden önce her gün bir çiklet değiştiriyordum. Her gün okuldan eve dönerken çikletimi asansörde değiştirirdim. Neden mi asansörde? Çünkü ağzımdaki çikleti asansörün düğmelerinden birine yapıştırmayı çok severim. Sonra asansöre gelen, ve o düğmeye basanın parmağının ucuna benim eski, çürümüş çikletim yapışır. Ha ha! Bazıları amma da şamata yapıyor. En zevklisi de pahalı eldiven giyen hanımların parmaklarına yapışmasıdır. Neyse, sonuç olarak Bay Wonka'nın fabrikasına gidiyorum. Ve hayatımın sonuna kadar yetecek çikletim olacak. Yaşasın! Yaşasın!'»
    «Vahşi kız,» dedi Büyükanne Josephine.
    «Sonu belli,» dedi Büyükanne Georgina. «Birgün yapışkan bir sonu olacak bu kızın.»
    Peki dördüncü Altın Bileti kim buldu baba?» diye sordu Charlie.
    «Dur bakayım» dedi babası gazeteyi yeniden açarak. «Tamam işte burda. Dördüncü Altın Bilet, Mike Teavee adında bir çocuk tarafından bulundu.»
    «Yemin ederim, kötü bir çocuk daha,» diye mırıldandı Büyükanne Josephine.
    «Kesme, büyükanne,» dedi Bayan Bucket.
    «Muhabirimiz eve vardığında,» diye okumayı sürdürdü Bay Bucket, «Teavee'lerin evi de öbürlerinin ki gibi heyecanlı ve meraklı kişilerle tıkabasa doluydu. Ama genç Mike Teavee, bütün bunlardan son derece sıkılmış görünüyordu. 'Görmüyor musunuz aptal insanlar televizyon seyrediyorum,' diye bağırdı öfkeyle. 'Bana engel olmayın!'

    «Kocaman televizyonunun karşısındaki dokuz yaşındaki çocuğun gözleri neredeyse ekrana yapışmıştı. Bir grup gangsterin başka bir grup gangstere makineli tüfeklerle ateş ettiği bir filmi izliyordu. Beline sardığı kemerlerde çeşitli boyda sekiz oyuncak tabanca asılıydı. Arada bir havaya fırlıyor ve bu silahlardan biri yada öbürüyle durmadan beş altı el ateş ediyordu.
    «Birisi ona soru sorarken, 'yavaş' diye bağırdı. 'Beni rahatsız etmeyin demedim mi? Bir gangster filmi izliyorum. Müthiş bir şey! Her gün kovboy filmlerini izlerim. Hiçbirini kaçırmam her gün izlerim. Silahların patlamadığı kovboy filmlerini bile izlerim. Ama en çok gangster filmlerini severim. Bu gangsterler müthiştir! Özellikle silahlarını çekip birbirlerine ateş ettikleri zaman yada birbirlerini hançerledikleri veya demir muştalarla yaraladıkları zaman ne harika olur! Ah! Bunları yapabilmek için neler vermezdim! Bence hayat bu işte! Söylüyorum size! Müthiş bir şey!!»
    «Artık yeter!» dedi Büyükanne Josephine. «Dinleyemeyeceğim!»
    «Ben de.» dedi Büyükanne Georgina. «Şimdiki bütün çocuklar bu yumurcaklar gibi mi?»
    «Tabii ki hayır,» dedi Bay Bucket yataktaki yaşlı kadına gülümseyerek. «Tabii bazıları böyle. Aslında çoğu böyle. Ama hepsi değil.»
    «Ve şimdi yalnızca bir tek bilet kaldı,» dedi Büyükbaba George.
    «Evet,» dedi Büyükanne Georgina. «Yarın yine lahana çorbası içeceğim ne kadar kesinse, bu biletin de, aslında hiç hakkı olmadığı halde yine böyle arsız bir çocuğa çıkacağı o kadar kesin!»

[Önceki: 7. Charlie'nin Doğum Günü]    -    [Sonraki: 9. Büyükbaba Joe Şansını Deniyor]