Atatürk Türkiyesinde Kadın ve
Halk Kültürü

GiRiŞ

Halk kültüründe kadın konusunun Türkiye açısından du-
rumunu ele aldığımızda gerçekten onsuz düşünülemeye-
cek bir durumla karşılaşmaktayız. Gerçi, halk kültürü, ka-
dın ve erkek birlikteliği içinde gerçekleşen bir kültürdür.
Fakat ülkemizde kadın, halk kültüründe etkin bir rol al-
maktadır. Hatta özellikle kadına özgü halk kültürü öğeleri
söz konusudur.

I. Kadına Özgü Halk Kültürü Alanları

Özellikle kadına özgü halk kültürü alanları şu konularda
odaklaşmaktadır:

• Geleneksel toplayıcılık (mevsimlik otlar, meyveler,
tohumlar).

230

Türk Ailesi Antropolojisi

• Dokumacılık, örmecilik (halı, kilim, heybe, keçe,
çul-çuval, çadır, kuşak, çorap, eldiven, terlik, poşu, atkı,
ağ, sepet).

• iğne oyaları, nakışlar.

• Yemek yapımı, ekmek yapımı, kışlık yiyecek hazırlı-
ğı-

• Geleneksel giyim kuşam.

• Evlenme geleneklerindeki özel kadın rolleri.

• Akrabalık ilişkilerindeki rolleri.

• inançlara ilişkin roller (din, büyü, yatır, fal, tarikat,
vs.).

• Dinlenme, eğlenmeye ilişkin etkinlikler (halk oyun-
ları, halk müziği vs.).

• Geçiş törenlerindeki roller (doğum, sünnet, evlen-
me, ölüm gibi).

• Çeşitli törenlere katılım (kına gecelerinde gelin ağ-
latma türküleri).

• Üretim ilişkilerindeki roller (hasat, çapalama gibi
tarla bahçedeki işler).

• Halk edebiyatına ilişkin roller.

• Masal anlatmak (masalcı teyzeler, yaşlı nineler, ço-
cuklarına, torunlarına masal anlatırlar).

• Atasözleri, bilmeceler, hayır duaları, beddualar.

• Ninniler, maniler.

• Ağıt yakma, yas tutma.

• Halk sağlığındaki roller.

Bunların dışında daha pek çok alan belirtilebilir. Bu
konuda dikkatimizi çeken husus, kadının halk kültürü ala-
nındaki rolleri ve yer alışının çok yaygın ve zengin olduğu-
dur.

Yukarıda belirtilen bütün bu etkinlikler, geleneksel
kadın rolleri içerisinde yer almaktadır. Toplumda bu rolle-
rin kadına özgü olduğu kabullenilmiştir. Kadın da bu rol-
lerine göre doğumundan itibaren toplumsallaştırılır, eğiti-

Atatürk Tûrkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü

231

lir.

Kuşkusuz kadının rolleri sadece bunlardan oluşmaz.
Ayrıca erkeklerle birlikte yerine getirdiği rolleri de vardır.

Yukarıda belirtilen roller daha çok kırsal kesime iliş-
kindir. Fakat kadının rolleri, kentsel birimlerde de söz ko-
nusudur. Bu rollerin bir kısım kırsal kesimdekilerin aynısı-
dır. Bir kısmı ise kadının toplumsal yaşamda yer alması
nedeniyle farklı rollerdir. Bunlar ise mesleksel roller ola-
rak belirlenmiştir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm roller bu
kategoridedir. Ailesel roller ise ayrı bir kategori oluşturur.

II. Türk Kadının Çeşitli Dönemleri

Türk kadını üç dönemde ele alınabilir.

1. islam öncesi dönem

2. islam kültürü çevresine katıldıktan sonraki dönem

3. Batı uygarlığı etkisindeki dönem

Birinci dönemde kadın, devrinin erkek tipi gibidir.
Onun gibi ata biner, ok atar, kılıç kullanır ve düşmanla bi-
le savaşır. Hun egemenliğinin sürdüğü dönemlerden, Hun
devletini başkan (Hakan) ile karısı (Hatun) birlikte temsil
ederlerdi. Halktan olan Hun kadınları, erkeklerin yanında
dövüşebilmek için iyi bir biçimde eğitilirler, iyice silahlan-
dırılırlardı. Savaşta, siyasal toplantılarda, toplumsal ilişki-
lerde kadınlar her zaman kocalarının yanında yer alırlar.
Ailede çocukların sorumluluğunu da paylaşırlardı. Kadın-
lar bütün etkinliklerde örtünmezlerdi. Kadın ve erkek aynı
sorumluluğu paylaşırdı.

ikinci dönemde kadın, erkekten daha edilgendir. Kah-
ramanlık niteliklerini kaybederek bir aşk konusu olmuş-
tur. Isamiyetin ilk zamanlarında kadınların öğretmen, şair,
vaiz ve hatta asker olarak görev yaptıkları görülür, ilk
Müslümanlar arasında kadının inzivaya çekilmesi hiç

232

Türk Ailesi Antropolojisi

önemsenmezdi. Fakat, sonraları Müslümanların eski ve
bozulmuş uygarlıklarla ilişki kurmaları sonucu kadının
konumu aşağıya çekilmiştir. Kadınlara peçe takılmış ve
toplumsal etkinliklerden soyutlanarak eve kapatılmışlar-
dır. Yeterince eğitilmezler ve erkeklerin malı gibi kabul
edilirler. Türkler de 8. yüzyılın ortalarından itibaren Isla-
miyeti kabul etmeye başlarlar ve kadınları toplumsal hak-
ları da sınırlandırılır. Erkeklerin durumu gelişir ve kadın-
lar, atalarından elde ettikleri haklan kaybederler. Osmanlı
döneminde kadının toplumsal durumu geriler.

Üçüncü dönem, Batı etkisidir. Kadınlar Batılılaşmayı
ilgi ile karşılarlar. Kadınlar, davranışlarında, giyimlerinde
Avrupalı kadınları taklit etmeye başlarlar. Kadının toplum-
daki yeri karmaşık bir görüntü içine girmiştir. Özellikle
kent kadını diğer yerleşim yerlerindeki kadından oldukça
farklılaşmış, daha avantajlı, toplumda yer alan, çeşitli mes-
leklere dağılmış, özgür, çağdaş bir durumdadır.

III. Bugün Ülkemizde Çeşitli Kesimlerdeki Kadın

A. Göçebelerde Kadın: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki
göçebe aşiretlerde kadın, üretimde yüksek oranda yer alır.
Bu nedenle, halk kültüründeki rolü de o derecede yüksek-
tir. Hayvancılık, bunların başında gelir. Besleme kültürü
de yemekler nedeniyle göçebe kadının katılımı ile gerçek-
leşir.

B. Geleneksel/Kırsal Kadın: Tarıma dayalı olan geleneksel
yapılarda ya da kırsal kesimde yine kadın hayvancılık ve
üretimde etken katılımda bulunduğu için halk kültürü ba-
kımından önemli bir varlıktır. Yemek kültürü, hayvancılık
ve el sanatları açısından kadın, halk kültürünün temelidir.
Yine kırsal kesimde geçiş dönemlerinde, evlenme gelenek-
lerinin icrasında kadın başroldedir.

Atatürk Türhlyesinde Kadın ve Halk Kültürü

233

C. Kasaba Kadını: Kamuya ait etkinlik alanından sınırlan-
dırılmış kasaba kadını, eve kapanmıştır. Dolayısıyla evde
halk kültürü ürünlerini üretmek olanağı artmıştır. Doku-
macılık, iğne oyaları, yemek kültürüne katılım daha çok
artmıştır. Ayrıca serbest zaman etkinliklerinde yer alan
"Kabul Günleri"ne katılım, oralarda halk kültürü öğesi
olan müzik, eğlence, oyunlar gibi geleneksel halk kültürü
uygulamalarına önemi arttırmıştır.

Ç. Gecekondu Kadım: Kadının kırsal kesimdeki geleneksel
rollerinin bir kısmı gecekonduda da görülmektedir. El işle-
ri, iğne oyaları, yemek kültürü bunlar arasındadır.

D. Kentsel Orta Sınıf Kadınları: Ev ziyaretleri, dolayısıyla
günlere katılım, yemek, el işleri bu kesimde kısmen sür-
mektedir.

E. Metropoliten Kadını: Buralarda meslek kadınları ortaya
çıkarak daha çok hizmet sektöründe çalışan kadınlar oranı
artmıştır. Bu nedenle bu kesim kadınlarının halk kültürü
üretme işlevleri azalmıştır.

F. Aşiret Kadını: Aşiretlerde kadın, üretime yoğun biçimde
katılır. Hayvancılıkta; süt sağmak, süt mamullerini üret-
mek (peynir, yağ, yoğurt vs.) kıl, yün, deri gibi diğer hay-
van ürünlerini işlemek (eğirmek, örmek, çadır, kilim, halı,
heybe dokumak, deriden çeşitli torbalar yapmak), ağıl,
ahır ve kümeslerin bakımı, çobanlık, hayvan yemi için ot
biçmek, taşımak ve vermek.

Yarı göçerlerde bahçecilik ve tarımda; bahçelerin bakı-
mı, çapa, gübreleme, meyve ve sebze toplama, taşıma, seb-
zeleri yenmek üzere hazırlama (ayıklama ve kurutma gibi)
tahıl ve diğer tarım ürünlerinin işlenmesi, hazırlanması ve
depolanması.

234

Türk Ailesi Antropolojisi

Doğrudan hane ve hane halkı ile ilgili üretim ve yeni-
den üretimde; evin ve evdeki eşyaların bakımı, tamiri, te-
mizlenmesi, yemek pişirme, çamaşır, bulaşık yıkama, ya-
tak, yorgan, yastık gibi ev eşyalarını üretmek, elbise dik-
mek, örmek, dokumacılık, çocuk doğurmak ve bakmak,
yaşlı ve hastalara bakmak, konuk ve erkeklere hizmet.

Köy, kasaba, küçük kent, gecekondu ve metropoliten
yöresi kadınları da yukarıdaki gibi yoğun bir üretime katıl-
mamakla birlikte, yine de pek çok üretime katılmaktadır.
Kent kadını dışarıda çalışmakta olduğundan ailesel üre-
timde fazla yer almamakla birlikte, işinden sonra yine evi-
ne gelip ailesel rollerini yerine getirip geleneksel kadın iş-
lerini yapmaktadır. Yemek, temizlik, çamaşır, ütü gibi
işler... Kuşkusuz bunlardan başka serbest zamanlarında ör-
gü, dantel, oya gibi el işleri de yapmaktadır.

G. Yörükler: Eski Türk geleneklerini korumuşlardır. Şii
mezhebini kabul etmişlerdir. Erkek-kadın ilişkilerinde tam
bir eşitlik vardır, iş bölümü esastır. Kadının yüzü açıktır.
Başını örter. Aşiret içinde veya dışında erkeklerle arkadaş-
lık kurabilirler. Evlilik kurulduktan sonra boşanma yoktur
ve poligami onlarca bilinmez. Ahlak ilkesi, her iki cinse
eşit olarak uygulanır. Kara Keçili, Kara Koyunlu, Ak Keçi-
li, Ak Koyunlu, Bayat, Yüreğir adındaki aşiretlerde bu gele-
nekler hâlâ sürer.

SONUÇ

Atatürk Türkiyesinde kadın ve halk kültürü konusu, hem
Atatürk'ün görüşleri doğrultusunda hem de uygulamada
Türkiye genelinde etkin bir biçimde önemini korumakta-
dır. Kadın bu konuda çeşitli kesimlerde zengin bir katılı-
ma sahiptir. Bu katılım hâlâ gerçekleşmektedir. Sanayileş-

Atatürk Türkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü

235

me, kentleşme sürecinde kadının halk kültüründeki rolleri
azalmaktadır. Fakat yeni ortamlarda kadın yine bu konu-
larda yeni görevler üstlenmektedir. Özellikle erkekle bir-
likte olarak bu rollerini sürdürmektedir. Atatürk'ün de ön-
gördüğü, her iki cinsin de bir arada olarak yaşantıda yer
almaları, çağdaş Türkiyemizde gerçekleşmiştir. Aile orta-
mında kadın, toplumsal yaşamdan soyutlanmayarak bu
konudaki rollerini büyük bir özveri ile yerine getirmekte-
dir. Kadını toplumsal yaşamdan soyutlayan her türlü hare-
ket, Cumhuriyet kuşakları tarafından haklı olarak engel-
lenmektedir. Çünkü demokratik yaşam, cumhuriyet, be-
nimsenmiş ve yerleşmiştir. Bu durum kuşkusuz, ikibinli
yıllardan sonra da Avrupa Birliği içerisinde daha da güçle-
nerek sürecektir. Bu süreçte kadın da sömürüden, ezil-
mekten, hor görülmekten kurtularak, erkeğin egemenli-
ğinden çıkıp aile yaşamında dengeli bir konumda olacak-
tır.