Kadının Kestiği Hayvanın
Eti Yenmez mi?

Toplumumuzda kadın ile ilgili geleneksel değer yargılan,
onun erkekten daha alt konumda bir varlık olduğunu gös-
termeye yöneliktir. Özellikle kırsal kesimde bu yargıların
oldukça yaygın oluşu dikkatimizi çekmektedir, işte bu ko-
nudaki örneklerden birisi de, kadının kestiği hayvanın eti-
nin yenilemeyeceği inancıdır. Ülkemizin çeşitli bölgelerin-
de bu inanç oldukça yaygındır. Fakat konu, kadınlar
yönünden bir toplumsal sorun oluşturmadığı için üzerinde
durulmamış ve dikkati çekmemiştir.

Küçüklüğümden anımsıyorum. Ankara'nın bir semtin-
de oturuyorduk, ufak bir bahçemiz vardı. "Tavuk" vs. bes-
liyorduk. Bazen tavuk kesmek gerektiğinde babam işe git-
miş olduğundan, annem eline bir bıçakla birlikte tavuğu
alıp sokağa çıkar ve yoldan geçen bir erkeğe "kardeş sana
zahmet şu tavuğu keser misin?" derdi. Artık sanayileşen

226

Türk Ailesi Antropolojisi

kentlerimizde evde tavuk beslemek olanaksızdır ve kadı-
nın da böyle bir sorununun kalmadığı söylenebilir. Fakat
kırsal kesimledeki kadın, sık sık bir hayvan kesmek zorun-
da kalabilmektedir. Özellikle kadınlar günlük yaşamda ta-
vuk, hindi gibi kümes hayvanları, koyun, keçi gibi küçük
baş hayvanların kesilmesi durumuyla karşılaşabilmektedir.

Ankara'nın gidebildiğim bazı köylerinde kadınlarla
konuşurken, onların bir hayvan keserlerse etinin yenilip
yenilmeyeceğini sorduğumda onlardan hep şu yanıtı alı-
yordum: "Kadın keser mi evladım? Erkekler dururken ka-
dının kesmesi günahtır. Kadın keserse eti yenmez."

Karslı bir erkek köylü, görüşmemizde kadının kestiği
etin yenmeyeceğini belirtmiştir. Neden olarak da kadının
âdet görmesini göstermiştir. Aynı köylü, zaruret hallerinde
kadının kestiği etin yenebileceğini ifade etmiştir. Örneğin
dağ başında bir koyun, keçi ölüyor ya da yaralanmıştır, öl-
mek üzeredir. Bu durumda kadın bacağının arasına odun
koyarak kesebiliyormuş. Eğer kadın, koyunu kestirecek
bir erkek bulamamışsa orada bulunan bir erkek çocuğu ya-
nına alıp kendi kolundan erkek çocuğu tutturarak kesebil-
mektedir.

Erkek çocuğun sünnetli olması gerektiğini belirten
köylü, sünnetli yoksa, sünnetsiz bir çocuğun kadının ko-
lundan tutarak kesebileceğini söylemiştir.

Ankara'nın "Yakacık" köyünden bir" köylü ise hayvanı
kesecek bir erkek bulunmadığı zaman kadının besmele çe-
kerek kesebileceğini belirtmiştir.

Elazığ'ın Işıktepe (Kıçan) ve Yenibahçe (Geri) köyle-
rinde erkek varken kadının hayvan kesemeyeceği geleneği
vardır. Zaruret halinde ise kadın sünnetli bir erkek çocuğu
bulup onun elinden tutarak kesebilmektedir. Oysaki erkek
varken kadının hayvan kesmesi günah sayılmaktadır. Işık-
tepe köyünde yaşlı bir kadınla görüşürken, genç kadınla-
rın hayvan kesmesinin haram sayıldığını öğrendik. Aynı

Kadının Kestiği Hayvanın Eti Yenmez mi?

227

kadın, kendisi gibi 60-65 yaşlarındaki yaşlı kadınların ke-
sebileceğini belirtmiştir. Çünkü yaşlı kadınlar besmele
çekmeyi unutmaz ve âdet görme onlarda görülmez düşün-
cesi egemen olmaktadır.

Genç kadınların acıma duygusu çok olduğu için bes-
mele çekmeyi unutabilirlermiş. Çorum, Nevşehir, Afyon
gibi illerin köylüleriyle görüştüğümde aynı inancın yaygın-
lığına tanık oldum. Karadeniz bölgesinin bazı yörelerinde
ise böyle bir geleneğin yaygın olmadığı söylenebilir.

O halde şimdiye değin açıklamalarımızda kadının kes-
tiği hayvanın etinin yenilemeyeceği inancının dinsel kay-
naklı olduğu görülmektedir. Çünkü onun kestiği etin yen-
meyeceği "günah", "haram" gibi dinsel ifadelerle açıklan-
maktadır. Bu nedenle çeşitli fıkıh kitaplarında konunun
nasıl yer aldığını öğrenmek istedik.

Dürer-Molla Hüsrev- sayfa 278, zebayih bahsinde ka-
dının, sünnetsizin ve dilsizin besmele ile hayvan kesmesi-
nin caiz olduğu belirtilmektedir. Sadece puta tapan, mecu-
si (ateşe tapan) ve mürtedin (Müslüman olup sonradan
dinden çıkan) kestiği hayvanın etinin yenilemeyeceği ifade
edilmektedir.

Hatta, Hıristiyan ve Musevilerin bile kestiği hayvanın
eti yenir. Yeter ki bir kimse bir dine mensup olsun. Yalnız-
ca bunların kurban kesmeleri mekruhtur (Dürer- sayfa
271, c. 1).

Ibni Abildin -Reddül Muhtar- s. 259'da kadının kestiği
etin helal olduğu bildirilmektedir. Yine eski bir eserde, ke-
senin ehli zekât olması ve besmele çekmesi koşulu arandı-
ğı bildirilmektedir. Aynı eserde kesenin erkek olmasının,
sünnetli olmasının şart olmadığı belirtilmektedir (Mehmet
Zihni- Nemetül islam, s. 120, vd).

Yine Ebdürül Muhtar- Alaaddin Haskefi'de, sayfa 366,
c. 2'de kadının, çocuğun, delinin hayvan kesmelerinin caiz
olduğu belirtilmektedir. Önemli olan, bu kimselerin Müs-

228

Türk Ailesi Antropolojisi

lüman olmalarıdır. Besmele çeken ve kesme işini güzel bir
biçimde yapan, buna aklı eren kimse (yani hayvanın canı-
nı acıtmadan, ona eziyet çektirmeden kesme) kadın ya da
çocuk olsun kesebilir.

O halde çeşitli fıkıh kitaplarındaki açıklamalardan an-
laşıldığına göre dinsel olarak kadının bir hayvanı kestiğin-
de etinin yenilmeyeceğine değin bir hüküm yoktur. Tam
tersine, kadının kestiği etin yenilebileceği belirtilmektedir.

Kesme işleminin bir erkek işi olduğu, kadının yumu-
şak, güçsüz bir yaratık olduğu için bu işlemi yapamayacağı
inancı da yaygın olmakla birlikte, konuya yanlış olarak
dinsel bir nitelik verilmiştir.

Basit ve ilkel toplumlarda işbölümü, cinsiyet ayrımına
göre bir kesinlik göstermektedir. Yani, biyolojik etmen, iş-
bölümünün belirlenmesinde rol oynamaktadır. Belirli işle-
ri kadın, belirli işleri erkek yapar, işte hayvan kesme ve
hayvan öldürme işi de erkeklerin yapacağı iş olarak nite-
lenmiştir. Bu nedenle örneğin avcılık, bir erkek işidir. Ka-
dınlar avcılık yapmaz. Toplumumuz da ilkel toplum olma-
makla birlikte, öteden beri avcılık yapmak ve hayvan
kesmek gibi görevleri erkeğin işi saymıştır. Çünkü, kan
akıtmanın erkek işi olduğu inancı yaygındır, işte böyle
cinsiyete dayanan bir iş bölümüne, toplumumuzda dinsel
bir nitelik verildiği görülmektedir.