Ailede Giyim Kültürü

Giyim, insanlıkla birlikte olan, ilkel toplumdan çağdaş
topluma geçerken önemini daha fazla artıran bir olgudur.
Giyim aslında maddi kültürün bir öğesidir. Fakat, aynı za-
manda toplumsal bir içeriğe sahiptir. Biz, bu bölümde giyi-
min toplumsal yönlerine değineceğiz.

Giyim, elbise, çamaşır, saç şekilleri, makyaj, aksesu-
var, başa ve ayağa giyilenlerin tümü demektir. Ailenin or-
taya çıkışı ile örtünme başlamış ve zamanla gelenek ol-
muştur, insanların giyimi, birçok etmene bağlıdır. Onların
toplumsal ve estetik değerleri, dinsel inançları ve uygula-
maları, cinsiyet ve yaş, tabaka ve meslekleri ve o andaki
durumları (evlenme, gömülme, yas) gibi. Birçok etmen
{bazıları teknolojik) ne, nasıl, nerede, ne zaman giyinilin
etkiler.

Giyimin işlevleri

Giyimin pek çok işlevi vardır. Biz burada birkaçına değine-
ceğiz.

a) Giyim yoluyla insan, yeryüzünün neresinde olursa
olsun kendisini, vücudunu, hava ve diğer çevresel etmen-
lerden (zararlı nesneler, böcekler) korur.1 Bu bakımdan gi-
yim, insanın ilk elde ettiği, sahip olduğu nesnedir. Yoksul
kimsenin bile bir giysisi vardır.

b) Giyim insanlar için süs olma işlevine sahiptir. Şık
giyinmek, insanın güzel görünmesi için gerekli sayılmıştır.

c) Giyim, vücudun açık saçık sayılan, ayıp sayılan yer-
lerini kapatma işlevini görür.2

ç) Giyim, kişinin toplumsal, siyasal, ekonomik ya da
mesleksel statüsünün göstergesidir. Yani, giyim, bir statü
simgesidir.3 Örneğin Meksika Azteklerinde sadece bazı sı-
nıflar özel tüy dekoreli giysi parçaları giyinirlerdi.

insanlar hakkında ilk yargının, kişilerin giyimine, dış
görünüşlerine bakılarak verildiği bir gerçektir. Pasaklı, dü-
zenli, temiz kişi dendiğinde giyim başlıca gösterge olarak
kullanılmaktadır. Dış görünüşün içinde, giyilen eşya,
ayakkabı, çanta gibi tüm aksesuvar, makyaj, saç tuvaleti de
vardır. Böylece giyim, başkaları üzerinde yaratılmak iste-
nen olumlu etkiyi gerçekleştirmede, kişinin toplumdaki
yerini belirlemede bir araç olarak kullanılır. Bir yazar şöyle
der: "Eğer kadın ve erkekler, iş istedikleri zaman giyimle-
rinin ne kadar dikkatle incelendiğini bilseler, giyimlerine
daha çok dikkat ederlerdi."4 Nasrettin Hoca'nm "Ye kür-
küm" öyküsü giyimin statü aracı olarak kullanılışının en
güzel örneğidir. Bu nedenle, yine bir yazarın dediği gibi,

1	H. Beals-Hoijer, An Introduction To Anthropology, s. 368.

2	H. Beals, age, s. 368.

3	H. Beals, age, s. 368.

4	G. Gûnvaran, Giyimde Ön Bilgiler, s. 9.

Ailede Giyim Kültürü

123

seçeceğiniz arkadaşları, gideceğiniz yeri bile giyiminiz ta-
yin eder.

d) Kendini göstermek, hoşa gitmek arayışı içinde olan
kişiler için giysi, insana doyum sağlayıcı bir araç olma işle-
vine sahiptir.

e) Giyim, insan vücudunun özürlü sayılan yanlarını
kapatmak biçiminde bir işleve de sahiptir.

O Giyim aynı zamanda insana güven sağlar. Bir yazar,
giyimin nedensiz korkuların yatıştırılmasında ve kendine
güvende rol oynadığını söyler. "Eğer biz kendimizi iyi gi-
yinmiş hissetmezsek sahnede rolünü iyi ezberlememiş bir
oyuncudan farkımız olmaz, onun gibi huzursuz oluruz"
der. Kendimizi daha rahat ve güvenli hissetmemiz için iyi
giyinmemiz söz konusu olabilir.5

Böylece giyim, kişinin kendine güvenini sağlar ve ken-
dini saydırma isteğini de karşılar. Özellikle üniformalar
bunun bir örneğidir.

g) Giyim, sinema, tiyatro gibi bazı sanat dallarında
canlandırılmak istenen tipi yaratmak için bir araç olarak
da kullanılır. O halde giyim, sadece günlük yaşamda değil,
bazı sanat kollarında da gerekli bir olgudur.

h) Giysiler bir meslek göstergesi işlevine de sahiptr.
Hoca olan kimsenin sarık sarması, polisin, askerin özel
giysisi gibi.

Giyimin işlevlerine değindikten sonra şimdi de bazı il-
kel toplumlarda giyim olgusuna bir göz atalım.

ilkel Toplumlarda Giyim

Batı Afrika'da tarımsal bir topluluk olan Lo Wiili'lerdeki
kadınlar yeni koparılmış iki daldaki yapraklardan başka
bir şey giyinmezler. Vücutlarının ön ve arka tarafına takar-
lar. Bunu dar bir kemerle bağlarlar. Komşu bir grupta ise,

5   G. Günvaran, age, s. 10.

124

Türk Ailesi Antropolojisi

yün ya da pamuktan yapılmış dizlerine kadar etek giyerler.
Bazı çöl kabilelerindekiler (Bedoin gibi) baştan ayağa ka-
dar giyinirken, aynı sıcak iklimde olan Avustralya çöllerin-
dekiler hemen hemen hiçbir şey giyinmezler. Kuzey Ame-
rika'nın bazı soğuk bölgelerindeki yerliler kürk giyerken,
Güney Amerika yerlileri ince bir örtü örtünürler.6

ilkel dönemlerde genellikle elbise giyilmemiştir. Hay-
van dişlerinden yapılan bilezikler ve kolyeler, bunları kulla-
nan savaşçıların hangi kabileden olduklarını, öldürdükleri
hayvanların sayısını düşman kabilelere gösterip, kahraman-
lıklarının derecesini belirtecek niteliktedir. Bunlar, ayrıca
estetik amaçlarla da kullanılmaktaydı.7

ilkel toplum insanındaki işaretler ve döğmeler, onla-
rın vücutlarına bulaşan düşman kanlarının çabuk silinme-
sini önlemek ya da onların uzun süre kalmasını sağlamak
içindir. Bugün de bu amaçla yapılan döğmelere Maori ka-
bilelerinde rastlamaktayız. Döğmelerde her işaretin bir an-
lamı vardır.8

Kadının süslenme isteği, sürekli olarak değişik ve süs-
lü giyim eşyalarının yapılmasına yol açmıştır.

ilkel toplumda erkekler, avladıkları hayvan postlarıyla
örtünmüşlerdir. Bu postlar, kesilmeden, vücuda oturma-
mış olarak ve çoğunlukla iki parça halinde omuzdan bağ-
lanarak kullanılmıştır. Posttan elbiseler, hayvanın duru-
muna göre, kürklü tarafı içe ya da dışa getirilerek omuzu
açık bırakacak biçimde taşınmıştır.9

Bugün de Eskimolar ve Laponlarda ülkelerindeki so-
ğuktan, kardan korunmak için kürk ve hayvan postların-
dan giysiler kullanmaktadırlar. Bazı ilkel toplumlar da so-
yulmuş ağaç kabuğunu örtü olarak kullanmışlardır. Bu
kabuklara sonraları pililer yapılmış ve meyve sularından

6	P. Hammond, An Introouction to Cultural and Social Anihropology, s. 70.

7	S. Tizer, Giyim Tarihi, s. 2.

8	S. Tizer, age, s. 2.

9	S. Tizer, age, s. 3.

Ailede Giyim Kültürü

125

çeşitli desenler çizilerek kumaş görünümü vermişlerdir.
Bu tür giyim de süs niteliğinde sayılmıştır. Bugün Pasifik
yerlilerinde bu tür giysiler görmekteyiz. Bu giysiler topa
olarak adlandırılmakta ve ağaç liflerinden yapılmaktadır.10

ilkel dokuma, ilkel kabilelerde, peştemal ya da kuşak-
lar halinde kullanılmış ve bunlar da, süslenme, korunma
ve örtünme amacıyla hazırlanmıştır. Önceleri kadın giyi-
mi, deri ya da otlardan yapılmış kısa bir etekti. Keten ve
yün dokumalar daha sonralan kullanılmıştır. Vücudun üst
kısmı kolyeler ve pantantiflerle (iğne) süslenir, fırtınalı ha-
vaların dışında çıplak bırakılırdı. Böyle havalarda omuzlar
ve başın üzeri şalla örtülürdü. Bugün Doğu Hindistan'da
kullanılan sari bu tip giyimin gelişmiş biçimidir.11

Bazı ilkeller, bedenlerinin belli kısımlarının, özellikle
cinsel organlarının büyüsel etkilerle gücünü kaybedece-
ğinden korktukları için onları örterler.

Eskimolar dışarda iken çok sıkı giyinirler, kulübeleri-
nin içinde ise çırılçıplak dolaşırlar, ilkel toplumlarda utan-
ma duygusu sonucu giyinmenin Hıristiyan misyonerleri-
nin etkisiyle geldiği belirtilmektedir.12

ilkellerde en basit giyim, bacaklar arasına geçirilen ve
cinsel organları gizleyen bir örtüden oluşur. Bu örtü, ot,
çayır, saz, deri, işlenmiş ağaç kabuğu, post, kumaş olabilir.
Önlük biçiminde daha gelişmiş örtüler de vardır. Panto-
lon, binici halklarla kutup kuşağında yaşayanlarda vardır.
Kutup bölgesinde deri çizmeler kullanılır. Örme sandallar
Asya ve Kuzey Afrika'da yaygındır. Deriden yapılma ayak-
kabı ve sandallara Asya'nın yüksek kültürleriyle, Kuzey
Amerika yerlilerinde rastlanır, ilkel toplumlarda çeşitli
tekniklerle kumaş yapımı ve boyanması söz konusudur.13

10	S. Tizer, age, s. 3

11	S. Tizer, age, s. 3

12	S. V. Örnek, Etnoloji Sözlüğü, s. 94.

13	S. V. Ûmek, age, s. 95.

Millilik Öğesi Olarak Giyim

Giyim, bir kültürde milliliği oluşturan öğelerden biridir.
Giyimde de millilik söz konusudur. Özellikle türlü millet-
lerin onları öbür komşu milletlerden ayıran, kendilerine
özgü giyinme biçimi ve giydikleri elbiselerdir. Bu nedenle
çeşitli giyiniş biçimlerinden o insanların karakterlerini ve
düşünce tarzlarını çıkarmaya çalışanlar da vardır. O halde
giyim, bir ülkenin, bir devrin, bir kişinin özelliklerini be-
lirten bir araçtır. Uygarlığın değişimlerini yansıtır. Her uy-
garlık, karakter ve yaşam biçiminin etkisiyle giyimde fark-
lılıklar yaratmıştır. Beğeninin ve ayrıca uygarlıkla, ahlakı
etkileyen değerlerin bir ifadesidir. O halde toplumu ve be-
lirli bir devri simgeler. Saray giysisi, ortaçağ giyimi dendi-
ğinde bu anlamlar ortaya çıkar. Toplumun ahlaksal değer
yargılarının giyimde önemi oldukça fazladır. Hiçbir kimse,
yaşadığı toplumun bu değer yargılarının biçimlendirdiği
giyim tarzından farklı giyinemez. Aksi durumda toplum
dışı bırakılan, olumsuz yönde eleştirilen bir kişi durumu-
na düşer.

Türklerde Giyim

Türk toplumu yüzyıllar boyu zengin bir giyim kültürüne
sahip olmuştur. Bu zenginlik, giyim biçimlerinde olduğu
kadar giyim malzemelerinde de kendini gösterir. Anado-
lu'nun geçirdiği çeşitli dönemler, uzun tarihsel geçmişi,
Orta Asya etkisi, başka kültürlerle teması da giyim çeşitlili-
ğinde ve zenginliğinde geniş rol oynamıştır.

Farklı tarımsal düzeyde olan toplumlarda giyimde de
farklılıklar söz konusu olabilmektedir. Pamuk, pirinç tar-
lalarında çalışan ovalardaki insanların giysisi ile göçebe
kültürüne sahip at üzerinde hayvan güden toplumlarda
farklı giyim olacağı doğaldır. Hayvancılıkla geçimini sağla-

Ailede Giyim Kültürü

127

yan Türkler için çalılara, taşlara, soğuğa karşı dayanıklı el-
biseler gerekliydi.14 Türklerin ata entari ile binmeleri söz
konusu olamazdı. Bu nedenle atın sürtünme ve bacaklarda
yara açma gibi tehlikelerinden korunmak için kalın panto-
lon ve çizme giymeleri gerekliydi.

Yine, hayvancılıkla geçinen Türklerin yiyecek ve silah-
larını asabilmek için kalın deri kemerlere gereksinimleri
vardı. Ayrıca sürekli olarak açık havada gezmek nedeniyle
kalın palto ve kürk kullanmak zorundaydılar.15 Soğuğa ve
rüzgâra karşı kulaklıklı ve enselikli şapkalar da doğa ko-
şullan ve iklimin etkisiyle kullanılıyordu.

Bozkır Türk giysilerinin malzemeleri ise yün (koyun,
keçi, deve yünü), deri (koyun, kuzu, sığır, tilki ve az mik-
tarda ayı derisi) ve kürkten oluşmaktaydı. Eski Türkler
bez dokur, giyecek için kendir yetiştirir, yün kumaş ve
bezden iç çamaşır giyerlerdi.16

Göçebe Türkler, yaşayışlarının gereklerine uygun, ya-
ni ata binmekte, çabuk davranmakta hareket serbestliği
sağlayan bir kılıkta gezerlerdi.

Pantolon giymek, savaşçı kabilelere özgü bir giysi tü-
rüydü. Ata binen herkes pantolon giymek zorundaydı. Bu
nedenle bozkırın tipik elbisesi ceket pantolondu. Ayrıca
deri pantolonlar, uzun at yolculuklarında vazgeçilmez bir
giyim türüydü. Çünkü süvari en rahat biçimde böyle giyi-
nebilirdi. Atları olan diğer Orta Asyalıların giyimi de yine
deri pantolon, çizme ve kürkten oluşmaktaydı.17

Pantolonların dar paçalı olanları çizme ve dizlik giy-
mek için gerekliydi.

Kürk, Türklerin en eski giysi araçlarından biridir. Ay-
rıca elbiselerin üzerinden geçirilen altın kabartmalı kemer-
ler, başın etrafından dolandırılan ipek sarık, süs malzeme-

14	B. Ûgel, Türk Kültür Tarihine Girij, c. 5, s. 2.

15	B. Ögel, age, s. 2.

16	1. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, s. 306.

17	B. Ögel, age, s. 101.

128

Türk Ailesi Antropolojisi

leri olarak kullanılmaktaydı.

Dericilik, hayvancılıkla geçmen kavimlerin ikinci bir
mesleği olarak gelişmişti. Bu nedenle eski Türklerde ve
Osmanlılarda dericilik çok gelişmişti. Deri, eski Türklerin
günlük yaşamında ve giyiminde önemli bir rol oynamak-
taydı.18 Deri, atların eyer ve koşum takımları için de kulla-
nılıyordu.

Atlı-göçebe ve çoban kavimlerin günlük yaşamları de-
riden ayrı olarak düşünülemezdi kuşkusuz.

Ceket-pantolon biçimindeki dikişli giysi, giysi tarihi-
nin en gelişmiş aşamalanndan biridir, işte bu giyimin kö-
keni, Orta Asya Türklüğüdür.19 Çin'e pantolonu ilk kez
Orta Asya Türklerinin ithal ettikleri belirtilmektedir. Atlı
birlikler yoluyla Türk Süvari giysisi olan ceket, pantolon,
Hun başlığı ve çizme de Çin'e girmiştir.20 Montandon, Or-
ta Asya giyimini şöyle tanımlıyor: Uzun pantolon ya da
çizmeli kilot, bol ve uzun kaftan, serpuş olarak da börk ya
da kalpak.21

Yine Montandon, kalpağın iranlılarla Türklerden geç-
tiğini ve çizmenin de Çin'e ve Avrupa uygarlığına Orta As-
ya Türklerinden geçtiğini kaydetmektedir.22 Antropolog
Robert Lowie de, pantolon, ceket ve deriden ayakkabılarıy-
la Orta Asya giyimini temsil eden Iskitler'in bugünkü Av-
rupa giyimine Yunanlılarla Romalılardan daha yakın ol-
duklarını saptamıştır.23

Bugünkü modern giyimin ilk tipi olan bu bozkır tarzı,
Çin'de MÖ dördüncü yüzyıldan, Avrupa'da MS beşinci
yüzyıllardan, Bizans'ta altıncı yüzyıldan itibaren Türk usu-
lüne göre yapılan askeri ıslahat sonucunda dünyaya yayıl-

ış	B. Ögel, age, s. 162.

19	1. Danişmend, Medeni Kıyafetin Batıya Türklerden intikali.

20	1. Kafesoğlu, age, s. 276.

21	1. Danişmend, age.

22	1. Danişmend, age.

23	1. Danişmend, age.

Ailede Giyim Kültürü

129

mıştı. Başka kavimler kopça kullandıktan halde, Türkler
düğme kullanmışlardır.

Türkler soğuk ve sıcak havalarda ayrı ayrı pelerin de
giymişlerdir. Ayaklarına çizme, başlarına börk giyiyorlardı,
ileri gelenlerin, yöneticilerin başlıkları daha uzun ve göste-
rişliydi. Türk erkekleri, uzun kesilmiş saçlı ve bıyıklıydı-
lar.24

Türk erkeklerinin uzun saçlı oluşu tarihsel birçok
kaynakta belirtilmektedir.25

Kök Türkler, eski atlı göçebeler geleneğinde, keçeden,
yünden deriyle kürkten ve Çin ipeğinden giysiler, börkler,
kaşgarinin börüt, çangşü ya da çeyrek dediği kısa hırka ve
mintanlar, kaftanlar, çakşırla etük (çizme) ya da çarık gi-
yerlerdi. Kırgız erkeklerinin (Oğuzlar gibi) küpe taktıkları
söylenir.26 Türk giysilerinin belli başlı parçaları şunlardır:

1) içlik (baştan geçirilen ve belden bir kuşakla sıkılan
gömlek), 2) Üstlük (önü açık, kısa kollu ya da kolsuz düğ-
mesiz ceket), 3) Dizlik (kısa ya da çizme içine girecek ka-
dar paçalı pantolon), 4) Örme çorap, yumuşak, kısa çizme,
koyun postundan külah, bu giyimin belli başlı parçalarıy-
dı.

Islamiyetin yayılmasından sonra peşli entari giyme
usulü Horasan Türklerinden başlayarak bütün kentlilerde
görüldü. Bazen buna üstten bele sarılı kuşak da ekleniyor-
du. Osmanlılarda köylü, kentli, katip, kadı, çeri sınıfları
kendilerine özgü giysiler oluşturdular.

Bıyık

Türklerde bıyık, uzun yıllar erkeklik simgesi olarak kulla-
nılmış ve bıyık hiç kesilmemiştir. Gençler, toplumsal ko-

24	1. Kafesoğlu, age, s. 306.

25	E. Esin, /slami_yetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve Islama Giriş, s. 10.

26	E. Esin, age, s. 107.

130

Türk Ailesi Antropolojisi

marnlarına göre bıyıklarının biçimi ve bakımı ile geniş öl-
çüde uğraşmışlardır. Son yıllarda bıyığın biçimi, o kişinin
siyasal görüşünü temsil etmekteydi. Bıyığa çok önem ve-
ren bir toplum olduğumuz için çok çeşitli bıyık türleri ge-
liştirilmiştr. Bunların isimlerinden birkaçım belirtelim:
Kaytan bıyık, pala bıyık, burma bıyık, pos bıyık, bektaşi
bıyığı, yasdık bıyık, pis bıyık, pırasa bıyık.

Orta Asya'da yapılan kazılarda ele geçen insan resim-
lerinin hemen hemen hepsinde burulmuş bıyıklara rastla-
nır.27

Osmanlı Sarayının, sultanlarının yönetim mekanizma-
sının, ordusunun, din örgütünün, iş örgütünün ve halkla-
rının giyimleri, geleneklere ve düzene bağlı olarak yüzyıl-
larca ayrı biçimleri ve özellikleriyle sürüp gitmiştir. 18.
yüzyıldan sonra Osmanlı Türklerinin kentlileri daha Avru-
palı giyinmeye başladılar. Çeşitli feslerle setre (ceket),
pantolon 19. yüzyılda yayıldı. Kadınlarda ferace-yaşmak
ve çarşaf yine bu çağın giysilerindendi.

Kadın Giysileri

Sosyoekonomik tabakalara göre kadın giyimi, saray giyimi,
saray dışı kent kadınlarının, Anadolu kadınlarının giyimi
gibi bir ayrıma tabi tutulabilir. Eski kadın giysilerinde iki
tür dikkat çeker: Ev içi giyimi ve sokak giyimi. Eski Türk
kadınının asıl yaşamı ev içinde geçtiği için ev içi giysileri da-
ha zengindir. Bu giysileri gömlek, dizlik, iç yeleği (sutyen)
gibi çamaşırlarla entari, şalvar, üç etek gibi giyecekler, hır-
ka ve kürk gibi üstlüklerden oluşur. Eski Türk kadınının
giyiminde üç eteğin ayrı bir yeri vardır. Üç eteğin altına
şalvar, içine helali gömlek giyilmiş ve beli genellikle gü-
müş bir kemerle sıkılmıştır.28

27   B. Ögel, age, s. 310.

28    Türk islam Sanatı, s. 51.

Ailede Giyim Kültürü

131

Sokağa çıkan kadın, üzerine ferace, yeldirme ve maş-
lah gibi giysiler giyerdi.

Bilgilere göre eski kadınlar, yaklaşık 90 çeşit şalvar
giymişlerdir. Dar, büzgülü, kısa, uzun, bilekten bağlı, diz
boyunda olanı, düzü, vereviyle.29

Kadın Başlıkları ve Toplumsal Anlamlan

Anadolu'da yöresel kadın giysileri ve başlıkları oldukça çe-
şitli, canlı ve anlamlıdır. Özellikle yörük giysi ve baş süsle-
meleri bu konuda çok zengindir. Yörük giysilerinde ve baş
süslemelerinde çiçeklerin dili vardır. Yörük erkeği ve kadı-
nı, baştan aşağı çiçek şekilleriyle süslenmiştir. Başa takılan
el yapısı binbir çiçek şekli, oyalarla, yazmalarla, dokuma-
larla canlandırılmıştır. Doğada bulunan kır çiçekleri, bah-
çe çiçekleri, meyve çiçekleri renkleriyle ve biçimleriyle gi-
yime yansımıştır. Başa takılan çiçekler ve başa bağlanan
çiçek oyaları çeşitli anlamlar taşımışlardır. Buluğa ermiş
genç kızı, nişanlı kızı, yeni gelini, evli kadını, umutsuz
sevgiliyi, âşık delikanlıyı, sözlü genci, damadı, üç yıllık ev-
li kadını, 7 yıllık evli erkeği, oğlu kızı olan anayı, hep başı-
na taktığı çiçeklerden anlarız.30 Örneğin sümbül çiçeği
oyasını, âşık genç kız ya da nişanlı kız başına bağlar. Süm-
bül, aşkın ve mutluluğun simgesidir. Mor sümbül âşık kı-
zı, pembe sümbül nişanlı kızı, beyaz sümbül bağlılığı anla-
tır. Basma taze karanfil takan delikanlının yavuklusu var
demektir. Karanfil çiçeği oyasını gelinler, evli kadınlar ta-
karlar. Gül oyasını bazı yörelerde gelinler, bazı yörelerde
kızlar bağlarlar. Sarı nergis oyasını bağlayan kadın umut-
suz aşkını duyurur çevresine. Erkeği gurbete giden kadın,
yaban gülü oyasını kullanır. Badem çiçeği oyasını, sevdi-
ğiyle evlenecek kız seçer. Erik çiçeği oyasını, gelinler bağ-
larlar. Kocasıyla arası nahoş olan yeni gelin, biber baharı

29    Türk tslam Sanatı, s. 55.

30   S. Tansuğ, Anadolu'da Türkmen ve Yörük Kadın Gryimîeri.

132

Türk Ailesi Antropolojisi

çiçeği oyasını başına sarar. Eğer kırmızı acı biber oyası bağ-
lamışsa, kocasıyla arasının biber gibi acı olduğunu belirtir.

Genç hamile kadın, başına "müjde oyası" takarak be-
bek beklediğini ilan eder.31 Oğlu kızı olan, yeşil yapraklı
dal oyası takar başına. Yörük kadını, her çeşit malzemeyi
süs için kullanır. Çiçek, bitki tohumları, çekirdekler, bon-
cuk, pul, düğme, ilik, deniz kabuklan, renk renk iplikler,
yün parçaları, püsküller, at kılı, deri parçalan, madeni par-
çalar, çaput ve bez parçalan, parlak renkli çikolata kâğıtları
gibi.

Başlıklar:

a) Bebe başlığı, b) Genç kız başlığı, c) Gelin başlığı,
ç) Yeni evli kadın başlığı, d) Çocuklu kadın başlığı, e) Dul
kadın başlığı, O Kırk yaşına varmış kadın başlığı, g) Oğlu
askere gitmiş ana başlığı, h) Nene başlığı gibi gruplara ay-
rılabilirler.32

Çiçek, sadece yörüklerde değil, tüm Anadolu giyimin-
de yer alır. Tüm giyim parçaları, çiçekle süslüdür. Bu du-
rum da Anadolu insanmdaki çiçek zevkinin yücelişini gös-
termektedir.

16. yüzyıla değin baş süslemelerinin temel aracı festir.
Kadın fesleri, ya gümüş ve altınla silmecesine işleniyordu
ya da üzerine gümüş ve altın tepelikler takılarak süslen-
mişti.33

Bazı yörelerde başlarda yer alan ve süs olarak kullanı-
lan altın miktarı, evlilik yıllarını gösterirken, bazı yöreler-
de evlilik yılları, başa bağlanan yemeni sayısıyla belirtilir.
Ayrıca nişanlı, gelin, dul, evlenmek isteyen ya da isteme-
yen dullar da bu başlıklardan anlaşılırdı. Görüldüğü gibi
bir başlık olgusu bile sadece bir süs aracı değil, tamamen
toplumsal içeriğe sahip, toplumsal anlamlı bir giyim öğesi-
dir.

31	S. Tansuğ, agy.

32	Türk islam Sanatı, s. 90.

33	Türk islam Sanatı, s. 55.

Giyimde Yöresel Farklılaşma

Her ne kadar Anadolu halkının giysilerinde çeşitli yöreler-
de de olsa bazı ortak özellikler bulunmakla birlikte, yine
de giyim biçimleri bölgelere göre değişmektedir. Bu deği-
şiklik kuşkusuz geleneksel kesim giysileri bakımındandır.
Güneydoğu Anadolu yöresi giysileriyle Karadeniz yöresi
giysileri oldukça farklıdır. Bu farklılık, kadın giysilerinde
daha belirgindir. Bu değişikliklerin başlıca nedenleri: Yöre-
sel gelenekler, bireylerin kendilerine göre beğenileri, böl-
genin çevreyle komşuluk durumu (Iran ve Irak sınırına ya-
kın bölgelerde erkeklerin de entari giymeleri) iklim
özellikleri (Karadeniz uşaklan sert rüzgâra karşı boğazları-
na kadar kapalı şayak mintan giyerler, izmir zeybekleri, in-
ce, yakası açık mintan giyerler), tarihsel nedenlerden olu-
şan kültür birikimleri, etnik grupların varlığı ve
sosyoekonomik yapı. Örneğin dağlık ve soğuk yörelerde
giysiler, daha çok yün dokumadan olur. Ayrıca yün ve pa-
muk karışımı dokuma, saf yün dokuma, keçi kılı dokuma
da vardır. Buralarda işleme ve süsleme iplikleri de yünden-
dir.

Giysilerde görülen yöresel farklılaşma, köy ve kent
yerleşme birimlerine göre de kendisim göstermektedir.
Kırsal kesimde geleneksel giysiler kısmen devam etmekte-
dir. Oysaki il ve ilçelerde standart ve modaya uygun giysi-
ler giyilmektedir. Ayrıca köydeki genç kuşak da kent giyi-
mini benimsemiştir. Bununla birlikte köyde yaşayan orta
ve yaşlı kuşak, eski giyim geleneğini birtakım değişmelerle
birlikte sürdürmektedir.

Bölgelere göre Türk giysileri Kuzeydoğu, Güneydoğu,
Orta Anadolu, Batı Anadolu ve Trakya Bölgeleri olarak
gruplandınlabilir.34

Tüm bölgelerde giyilen ortak giysi türleri entariler,

34   Hayat Ansiklopedisi, c. 4, 1969.

134

Türk Ailesi Antropolojisi

şalvarlar, işlikler ve kuşaklar olarak gruplanmasına karşın,
bunların giyiniş biçimleri ve ayrıntılarında ayrıcalıklar gö-
rülür.

Tas, tuzak, tepelik, fes, hotoz ve Araçkin'den oluşan
başlık türleri bölgelere göre değişik biçimde kullanılır.

Yörük ve Türkmen giyimlerinde belirgin farklılıklar
vardır. Yörük, süse ve görünüşe daha fazla önem verir.
Türkmen ise kutsal inancına göre giyinir. Yörük giyim ve
başlıklarında ağırlık ve anlam çiçeklerde olmasına rağmen
Türkmen giyimleri, geometrik desenler, kutsal sayılara ve
şekillere uyularak yapılır.35

Her iki grubun giyimi de atlı göçebe giyimidir. Bu tarz
giysilerle rahat ata binilir. Uzun yürüyüşlerle göçler yapıla-
bilir, evde, tarlada, dağda, ovada çalışılabilir, doğa koşulla-
rına karşı korunma sağlanabilir.

Dinsel ve Sihirsel Etkiler

Dinler, insanların giysilerinin biçimini de geniş ölçüde et-
kilemiştir. Dinsel ibadet yerine getirilirken özel giyim söz
konusu olduğu gibi günlük giysiler de dinler tarafından
geniş ölçüde etkilenmiştir. Cübbe, fes, sarık Islamda gele-
nek halini almış simgelerdir. Aslında Islamın giyim konu-
suna müdahalesi tartışmalı bir konudur. Fakat özellikle
kadın giysilerindeki kapalılık, örtünme, geniş ölçüde din-
sel etkilerden ileri gelmiştir.

Kuran sadece "En iyi kılığı" şart koşmuştur. Bunun dı-
şında bir de Cuma namazlarında başın örtülü olmasının
iyi olacağını bildiren bir hadis vardır. Kadınların peçe taşı-
malarına gelince, şeriat bakımından bunun hiçbir dayanağı
yoktur.36

Bir araştırıcımız giyime dinsel etkiler konusunda şöyle

35    S. Tansug, agy.

36    G. Jöschke, Yeni Türkiye'de İslamlık, s. 29.

Ailede Giyim Kültürü

135

diyor: "islamlık, Türk giysileri üzerinde büyük bir etki
yapmamış gibi görünüyor. Hele Orta Asya'da iken baştan
ayağa kadar bütün giysilerini kendi geleneklerine göre ko-
rumuş, Türk zevklerine göre geliştirmiş oldukları anlaşılı-
yor. Türk yurtlarının birçok yerlerinde muhtelif börkleri,
kalpakları, tepelikleri, hotozları, takkeleri, üstlükleri, içlik-
leri, çizmeleri, dizlikleri, yağlıkları, pabuçları bugüne ka-
dar koruyanlar var. Sarık, ilim adamlarının resmi serpuşu
olduğu için, törenlerde giyilmeye başlamış ve gittikçe dev-
let ileri gelenlerinin de resmi serpuşu halini almıştır."37

Ayrıca, Türklerde sakal bir Müslümanlık simgesi ola-
rak kullanılmıştır.38 Din hocası, dindarlar ve yaşlıların sa-
kal bırakması dindarlıkla yakından ilişkilidir. Fakat günü-
müzde gençlerin sakal bırakması bir moda ve süs aracı
olmuştur.

Kadın başlıklarında da bazı inançlar söz konusudur.
Başlıkta altınlardan başka gümüş takılar da vardır. Bunlar
eski inançlara dayanır. Örneğin kem gözlere karşı kadın
başlığına birçok tılsım konur. Kadının sağlıklı ve güçlü ol-
ması için nazarlıklar takılır.39

Süs takıları kullanma geleneğinin kökeninde doğa
olaylarına inançların bulunduğu da bir gerçektir, bunu
süsleme aracı olarak işlenen hayvanların, o çağlarda kutsal
sayılmalarından anlıyoruz. Araştırıcılar, kutsal hayvanı süs
takısına işlemenin, bir korunma duygusu belirtisi olduğu-
nu savunmaktadırlar.40

Günümüzde Giyim

Giyim günümüzde o kadar çeşitlenmiştir ki, başlı başına
bir sanayi ve kültür oluşturmuştur. Aşağıda belirttiğimiz

37	N. Sevin, 13 Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış, s. 26.

38	B. Ögel, age, s. 307.

39	Türk islam Sanatı, s. 90.

40	1. Z. Eyüboğlu, Anadolu Uygarlığı, s. 285.

136

Türk Ailesi Antropolojisi

yerine göre farklı giyim türleri, bu konuda bir fikir ver-
mektedir.

Okul giyimi, ev giyimi, çalışan kadın giyimi, tatil giyi-
mi, at giyimi, tenis giyimi, bisiklet giyimi, plaj giyimi, kış
sporları giyimi, kokteyl giyimi, balo giyimi, gala, konser
giyimi...

Günümüz giyiminden söz ederken, kuşkusuz moda
konusunu ele almak gerekir.

Moda

Giyimde moda, özellikle günümüz sanayi toplumlarında
ayrı bir sanayi kolu oluşturmuştur. Yani ekonomik bir ni-
teliğe sahiptir. Moda, gelişmekte olan ülkeleri de etkile-
mektedir. Modanın giyim yönünden ekonomik yanı, giyi-
me ilişkin tüketimi artırmak çabasıdır.

Giyimde moda ortak zevklerdir. Yani bireyin kendi
beğenileri, istekleri dışında oluşturulmuş zevk ve beğeni-
lerdir ki birey bunlara uymaya zorlanır. Moda, kısa ömür-
lü davranış kalıpları arasındadır, insanlar, modanın geçici-
liğini bildikleri halde, yine de ona uymaya, zamanın
gerisinde kalmamaya çalışırlar. Modanın toplumca kabul
edilmesi, onayı, yararından ya da yüksek değerinden değil,
fakat beğeni ve duygulara yönelik oluşundan ileri gelir, in-
sanın değişiklik gereksinimlerinden de kaynaklanan moda,
cins ve yaş grupları arasında daha belirgin, toplumsal taba-
kalara göre farklılaşan bir olgudur.

Moda, üst toplumsal kategorilerle benzeşmeyi sağla-
yan bir araçtır, ikili bir toplumsal süreci kapsar. Birincisi,
alt tabakaların üst tabakalara benzemek için oluşturdukları
bir toplu etkinliktir, ikinci süreçte ise, üst tabakalar, altta-
kilerin kendilerine benzemesini engellemek amacıyla, yeni
farklılaşma biçimi, yeni özellikler yaratma peşindedirler.41

41    B. Tolan, Toplum Bilimlerine Çiriş, s. 442.

Ailede Giyim Kültürü

137

Psikolojik açıdan dikkat çekme mekanizması, göste-
rişçilik ve teşhircilik de modanın bir başka özelliğidir.

Sosyolog Georg Simmel, modanın insanlarda hem bir-
lik ve benzerlik isteğini, hem de yalnızlık ve farklılaşma
gereksinmesini karşıladığını söyleyerek ikili duruma dik-
kati çekmiştir.42

Simmel, modayı bir farklılaşma biçimi olarak ele
alır.43

Cinsellik açısından bakıldığında moda, erotik çekici-
lik aracıdır.

Ekonomik açıdan, servetin gösteriş amacıyla tüketimi-
dir.

Hiyerarşik açıdan, kişinin kendi toplumsal konumunu
saptama, belirli bir tabakanın üyesi olduğunu gösterme
aracıdır.

Toplumsal açıdan, bir toplumun evriminin yansıması-
dır.44

Üniseks modası, kadınla erkek arasında giyimden kay-
naklanan farkları ortadan kaldırmıştır günümüzde. Panto-
lon, iş giysisi olmaktan çıkıp kadının kurtuluşunun gerçek
simgesi durumuna gelmiştir. Buna paralel olarak, erkek
modası da kadınlaşma eğilimine girerek cinsiyetler arasın-
daki giyim farklarını ortadan kaldırma çabalarını temsil et-
miştir.

Sporun giyim dünyasına girmesiyle spor giysiler sade-
ce işlevsel olmamış, yani rahat hareket işlevi yanında este-
tik bir anlam da kazanmıştır. Özellikle gençlik kesiminde
spor giysilerin estetik yönü günümüz Türkiyesinde de yay-
gınlaşmıştır.

42	B. Tolan, age, s. 443.

43	H. Blumer, Fashion Sociological Quarterly, c. 10, No. 3.

44	C. Hakko, Moda Olgusu, s. 3.

Giyimin Aksesuvarlan

insanların giyimini tamamlayan şeylerdir. Özellikle kent
giyiminde önem kazanır.

Kravat: Önceleri soğuktan korunmak için gevşek bir
düğümle boyuna geçirilen bir kumaş parçası iken işlevsel-
di. Sonradan şıklık öğesi olmuştur. Ülkemizde efendilik,
memurluk simgesi olmuştur.

Şapka: Eskiden toplumsal sınıf ve resmi görevleri ayırt
etmeye yarıyordu. Günümüzde kadın ve erkek giysisinin,
üniformaların (asker, hostes, hemşire gibi) ayrılmaz bir
parçasıdır.

Şemsiye: Önceleri işlevsel iken, günümüzde işlevselli-
ğe estetik yönler eklendi. Özellikle kadın şemsiyelerinde
biçimsel yönden ve kumaş cinsi (renkli, desenli vs.) yö-
nünden büyük değişmeler oldu.

El çantası: Kadınlarda belli bir işlevi yerine getirir. Bir
kadının çantasına 15-20 şey koyduğu söylenir. Erkeklerde
de benimseniyor artık.

Gözlükler: işlevsellik yanında şıklık öğesi olmuştur.
Elbiseye göre gözlük anlayışı kadınlarda yaygınlaşmıştır.
Erkeklerde de spor ve klasik giysilere göre gözlük yaygın-
laşmaktadır.

Gençlik ve Giyim

Gençliğin giyimi tüm toplumlarda yetişkinlerden oldukça
farklıdır. Rahat, sade, spor giyim gençliğin bir simgesi ol-
muştur. Esasen giyim, yaş kategorilerine göre değişir. Yaşlı
bir hanımın genç kız gibi giyinmesi (renkler, kumaş, elbi-
senin biçimi yönünden) düşünülemez. Eğer giyinirse ken-
disiyle alay edilir.

Gençlik giyimini, kuşaklar çatışmasına konu oluşu,
şenlikler, karnavallar ve aşırı akımlar yönünden ele alabili-

riz.

Ailede Giyim Kültürü

139

a) Kuşaklar çatışması açısından

Giyim, ülkemizde gençlerin yetişkinlerle, ana babala-
rıyla çatışmalarında, anlaşmazlıklarında konu olmuştur.
Hem kızların hem erkeklerin giyimi, köyde, kasabada ve
kentte kuşaklar çatışmasına yol açmıştır. Ana baba, gençle-
rin giyimine, saçlarına müdahale etmiş, bu durum, onlarla
çatışmalarına yol açmıştır.45

Lise öğrencileri üzerinde yaptığımız bir araştırmada
gençlere Batı ülkelerindeki gibi giyimlerinin yetişkinlerden
farklılığının nedenini onlara bir tepki, karşı gelme olararak
mı değerlendirdiklerini sormuştuk. Öğrencilerin yarıdan
çoğu böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtmişler-
dir.46 % 23 oranında bir grup ise bu konuda kararsız oldukla-
rını belirtmişlerdir. Farklı giyimlerinin nedenini gelenekle-
rin, zevklerin değişmesine bağlayarak konuya toplumun
değişmesi açısından bakmışlardır.47

Oysa Batıda hipi vs. gibi aşırı gruplar, giyimlerini, ye-
tişkinlere karşı bir tepki, onların değerler sistemini benim-
sememe aracı olarak görmüşlerdir.

b) Karnaval, şenlikler açısından

Özellikle Batı ülkelerinde karnaval, şenliktir, oyun-
dur, aynı zamanda özgürlüktür, insanı günlük yaşamının
dışına taşırır. Günlük yaşamda giyilemeyen giysiler giyilir.
Yani görüntü olarak da teknolojiye bağımlı iş yaşamının
çizdiği yaşam kalıpları dışına çıkılır. Belki de bu giysiler,
yasamda gerçekleştirilemeyenin, özlenenin simgeleri, be-
lirtileridir. Karnaval aynı zamanda psikolojik bir doyum ve
yaratıdır. Yaratıdır çünkü insanların çoğu karnavalda giye-
cekleri giysiyi kendileri hazırlarlar ve diğerlerinkinden
ferklı olmasına özellikle özen gösterirler, işte bu tür or-
tamlara katılanlar daha çok gençlerdir ve bu ortamlara ka-

45	M. Tezcan.Kufofelar Çatışması, ss. 51-52.

46	M. Tezcan, age, s. 105.

47	M. Tezcan, age, s. 106.

140

Türk Ailesi Antropolojisi

turnaları nedeniyle de esasen farklı olan giyimleri iyice
farklılaşmakta ve aşırılaşmaktadır.

c) Aşırı gençlik akımlarına göre giyim

Bu tür akımları benimseyen gençlik grupları diğerle-
rinden giyim yönünden oldukça farklılaşmaktadırlar. Ör-
neğin hipi giysileri ABD'de 1965'lerden sonra yaygınlaşan
bir Hint tarikatını benimseyen gençliğin (Hare Krishna)
dazlak kafalı ve tepelerinde bir tutam saçlı ve Hint biçimi
giysileri gibi. Hipi, kılık kıyafetiyle beliriyordu. Punk da
bir protestoyu belirliyor bugünlerde (umutsuz topluluk-
lar). Gençlik giyiminde rahatlık, sadelik simgesi blue-
jeanler spor giysi ve gençlik giyiminin en canlı örneğidir.
Blue-jean, eşitlikçilik sembolüdür. Bir örnekliğiyle sınıf ay-
rıcalığını ortadan kaldırıyor kadın ya da erkek. Herkese
anonim bir toplumsal kimlik veriyor. Mavi bir pantolon ya
da etek ve ceket. Kadın ve erkekte takım giyme olgusunu
yıkmıştır. Yaz kış giyilen, ütü gerektirmeyen, sık yıkama
gerektirmeyen bir üniformadır. Bu tür bir giyimle sorun,
süslenmek, giyinmek değil, sadece örtünmek biçimine dö-
nüşmüştür. Üst gelir gruplarında ise bir demokratlaşma,
bir kalıp kırma simgesi durumuna gelmiştir blue-jean.

Giyimde uygunluk, düzenlilik, şıklık aranır. Bu ol-
mazsa o kişi giyimiyle alay konusu olur. Örneğin toplumu-
muzda "altı kaval, üstü şeşhane" deyimi vardır. Altı üstüne
uymayan kılık kıyafet anlamına kullanılır. Yoksulluğu sırı-
tan özenti süslenme anlamına gelir. Yine "Babayâne kıya-
fet" deyimi vardır ki, halk ağzında babayani denir. Yaşlı,
ihtiyar tarz ve halinde görünme, genç adamın yaşından
beklenmeyen vekarlı halidir; yaşının hakkı olan tuvaleti,
süsü yapmayan, şıklık kaygısı gütmeyerek giyinen erkek-
ler hakkında kullanılır.48

48    R. E. Koçu, Türk Giyim Kuşam ve Süsleme Sözlüğü.

Giyimde Değişme

Giyim, her ülkede zamanla büyük değişikliklere uğramıştır.
Ülkemizde de giyimde değişmeyi etkileyen pek çok etmen-
ler söz konusu olmuştur. Örneğin: a) Geniş ailenin küçül-
mesi, b) Sanayileşme, c) Göçler, ç) Çevre, iklim, d) iç turiz-
min yoğunluk kazanması, e) Yurt dışından dönüşler, f) Kitle
iletişim araçlarının Anadolu'nun her tarafına yaygınlaşması
ve etkinliği.

Değişimde daha başka etmenler de söz konusu olabi-
lir. Bu tür etmenler, giyimde beğenileri etkilemekte, gele-
nekselliği azaltmaktadır, işte çeşitli kültür öğelerinin ka-
rışmasıyla giyim, hem kumaş seçimi hem de giyim biçimi
yönünden değişmelere uğramaktadır.

Kadın giyimi, tüm ülkelerde olduğu gibi, erkek giyi-
mine oranla daha sık değişmelere uğramıştır. Türk kadın
giyimini a) Entariler, b) Şalvar ve içlikler, c) Etek ve ceket-
ler oluşturur. Bunlar yöresel biçimde olduğu gibi, zamanla
da pek çok değişikliğe uğramıştır. Örneğin kadın sokak
giysisi sayılan örtünmede kullanılan "ferace" bugün yok-
tur. Yüzyılımız, tekdüze giyim biçiminin yaygın olduğu bir
çağdır. Tüm uluslarda kentlerde yaşayanlar, bu gidişe ayak
uydururken, özellikle kırsal yörelerde yaşayan ve tarımla
uğraşan bir kesimin, bunun dışında kalarak eski giyim ge-
leneğini koruduğu görülmektedir. Bazı uluslarda bu du-
rum geleneğe bağlı kalmak isteğinden, bazılarında ise daha
çok toplumsal ve ekonomik nedenlerden ileri gelmektedir.

Giyim, ulusların gelişim ya da gerilemesindeki duru-
ma bağlı kalmasına karşın önemini hiçbir zaman kaybet-
memiştir. Bu gerçek, kadın giysilerinde görülmektedir. Ör-
neğin, Anadolu'nun bazı bölgelerinde yaşayan ve eski
giyim geleneğini koruyan bir aşiret kadınının fesindeki al-
tınlarının yerini penes, incilerin yerini boncuklar, ipekli ya
da klaptanlı kumaşların yerini basmanın alışı bu görüşü

142
doğrulamaktadır.49

Türk Ailesi Antropolojisi

Giyim Konusundaki Mahcubiyet Normları
Değişmeye Karşı Kültürel Engelleri Oluşturmuştur

Bütün toplumların üyelerine nelerin utangaçlık konusu
oluşturacağını kendi kültürleri aşılamıştır. Bu düşünceler
kültürel olarak ifade edilmiş olup bir topluluktan diğerine
büyük farklılıklar gösterir. Mahcubiyet normları, genellik-
le giyim ve süslenmeye ilişkin alanlarda yaygındır. Örne-
ğin, çıplaklık ya da yarı çıplaklık, bazı toplumlarda gayet
doğal olarak kabul edilmişken, bazılarında kabul edilme-
miştir. Örneğin Amazon havzasında yerli kadınlar tama-
men çıplak gezerlerse utanırlar. Oysaki boncuklu bir şerit
taktıklarında utanmazlar ve kendilerini giyimli sayarlar.
Böylece onların giyim ve süsleme kurallarına ters düşen
bir yenilik engellenecektir.50

Giysi devrimi de Atatürk devrimlerinden en önemli-
sinden birisiydi. Bu yoldan Türk giysilerinde büyük değiş-
meler olmuştur. Batı tarzı giyim usulü ülkemizde yerleşti.
Ona göre Türklerin kullandığı giyim biçimi milli demle-
meyecek bir giysi şekilsizliği karışımı içindeydi. O bu ko-
nuda şöyle diyordu: "Her milletin olduğu gibi bizim de
milli bir kıyafetimiz varmış fakat gayrı kabili inkârdır ki
taşıdığımız kıyafet o değildir. Hatta milli kıyafetimizin ne
olduğunu bilenler içimizde azdır bile."51

Yine, Atatürk şöyle diyordu: "Uluslararası ve uygar gi-
yim biçimi milletimiz için de uygundur ve biz onu alaca-
ğız. Ayaklarımıza iskarpin veya bot giyeceğiz. Pantolon,
yelek, ceket ve gömlek giyeceğiz, kravat takacağız ve bu gi-
yim biçimini tamamlamak üzere, bir şapka giyeceğiz."52

49	A. M. Imer, Niğde Yöresi Kadın Giyimi, s. 26.

50	G. Poster, Traditional Societies and Technoloğical Change, s. 90.

51	E. Z. Karal, Atatürk'ten Düşünceler, s. 61.

52	E. Z. Karal, age, s. 60.

Ailede Giyim Kültürü

143

Kıyafet Yasası'ndan sonra, bütün yurtta erkekler için
gömlek, pantolon, ceket, şapka, kadınlar için sokakta
manto giymek gelenek oldu. Ancak, tarlada, dağda çalışan-
larla yörükler, yerli giysilerini, daha kullanışlı, ucuz oldu-
ğundan, bütün bütün bırakmamışlardır.

1982 yılında çıkarılan Kılık Kıyafet Yönetmeliği de
Atatürk'ün giysi devrimini vurgulamaktadır. Adı geçen yö-
netmeliğin birinci maddesinde şöyle deniyor:

"Bu yönetmelik, Kamu personelinin Atatürk devrim
ve ilkelerine uygun, uygar, aşırılığa kaçmayacak şekilde sa-
de bir kılık kıyafette olmalarım, kılık ve kıyafette birlik ve
bütünlük içinde bulunmalarını sağlamayı amaçlamakta-
dır."

4. Madde ise şöyle:

"Kamu kuruluşlarında görevlilerin giyimlerinde sade-
lik, temizlik ve hizmete uygunluk esastır.

Giyimin Ekonomik ve Ticari Yönü

Giyimin aynı zamanda ticaret ve ekonomi alanlarında da
önemli bir yeri vardır. Tarihin başlangıcından beri giyim
ve tekstil değiş tokuş için kullanılan önemli bir öğe olmuş-
tur, ilk zamanlar bunlar, komşular arasında ya da aynı yer-
de yaşayan toplumlar arasında değiş tokuş yapılmış, za-
manla bu tür malzemeleri üreten insanlar bir araya gelerek
esnaf gruplannı oluşturmuşlardır. Bu gruplar mallarını da-
ha geniş alana ve hatta tüm kente satmışlardır. Avrupa'da
ilk oluşturulan esnaf birliği, dokumacılar birliğidir.

Hazır Giyim Sanayii

Hazır giyim sanayii ülkemizde giderek gelişmekte ve dışa-
rıya hazır giyim ürünleri satılmaktadır. Konfeksiyon ürün-
lerini dış pazarlara kabul ettirebilmemiz, dış ilişkilere,

144

Türk Ailesi Antropolojisi

standardizasyon, kalite ve fiyatlara, ambalajlamaya önem
vermenin yanında, kendi yaratıcılığımızı da ortaya koy-
makla gerçekleşir. Bu yaratıcılıkta çağdaş Türk modasının
geliştirilmesi söz konusu olmalıdır. Bu nasıl gerçekleşir?
Bir yol, yöresel giysilere yeni yorumlar getirmek biçiminde
olabilir. Şalvardan esinlenerek çağdaş kadın giysileri yapı-
mı bu konuda bir örnektir. Hazır giyim sanayiinin gelişti-
rilmesi konusunda Türk modasından etkin olarak yararla-
nılması, kalkınma planlarımızda da yer almıştır.53

Dokuma, örgü ve çizgileriyle tamamen Türk olan bir
moda yaratılması için gerekli kültürel zenginliğe sahibiz.
Yeter ki bu konu önemle ele alınarak tüm olanakların se-
ferber edilmesi söz konusu olsun. Çağdaş Türk modasının
yaratılması işi bir eğitim sorunudur. Bu konuda kalifiye
elemanlar yetiştirmek gerekir. Mesleki ve teknik öğretim
dalı kuşkusuz bu tür bir eğitimi gerçekleştirecek, bu alan-
da nitelikli insangücü yetiştirecek bir öğretim türüdür.54

Günümüz Türkiyesinde giyim konusunda bazı kamu
kuruluşlarına görevler düşmektedir. Bu konuda en önemli
kuruluş kuşkusuz Kültür ve Turizm Bakanlığı'dır. Bakanlı-
ğın Folklor Dairesinin çalışmaları aşağıda belirtilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Folklor Dairesi Çalışmaları

Bakanlığın folklor dairesi, giyim konusunda çok fazla bir
etkinlik göstermemekle birlikte, birkaç yönden bazı çalış-
malara başlamıştır.

a. Ülkemizin çeşitli halk oyunları yarışmalanndaki
ekiplerin giyimlerinin yöresel olup olmadığı konusundaki
değerlendirmelerine jüri üyesi göndermektedir.

b. Kız Meslek Liseleri öğretmenleri arasında gelenek-
sel giyim kuşam araştırma yarışması açılmıştır.

53   3. Beş Yıllık Kalkınma Planı, s. 342.

54   A. M. tmer, age.

Ailede Giyim Kültürü

145

c. Bugün ülkemizin çeşitli yörelerinin tartışmasız ola-
rak kabul edilen tipik giyimlerinin teknik çizim ve paftala-
rı hazırlıkları başlatılmıştır (örneğin Ankara Seymen kıya-
feti, Ege Zeybek, Erzurum Dadaş kıyafeti gibi).

ç. Derleme çalışmalarında yöresel giysiler slaytla renk-
li olarak saptanıp Bakanlık arşivine konmakta ve yayın vs.
gibi işlemlerde kapak olarak kullanmak için istenildiğinde
dışarıya verilmektedir.

Bu çalışmalar istenilen hızda ve istenilen çapta olma-
makla birlikte, yine de bakanlığın çalışmaları arasında ye-
tersiz biçimde de olsa yer almaktadır.

Giyim konusunda ülkemiz açısından bazı öneriler ile-
ri sürülebilir.

Öneriler

1. Ülke çapında yöresel halk giysilerini saptayan bir derle-
me çalışması gereklidir. Bunların resmi çekilerek slayt ha-
line getirilmesi ve eşyaların orijinalleri toplanarak korun-
malıdır.

2. Bir giyim müzesi kurulmalıdır. Bu müze, yöresel giysiler
koleksiyonunu içermelidir. Bugün giyim kuşam malzeme-
si, dağınık olarak ülkemizin çeşitli müzelerinde etnografya
bölümlerinde bulunmaktadır. Oysa bunların toplu olarak
bir Giyim Müzesi'nde yer alması gerekmektedir. Bu iş,
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın görevleri arasındadır.

3. Giyim konusundaki bilimsel araştırmalar yapılmalı ve
bu araştırmaların yaygınlaştırılması için ilgili kurumlar
özendirici önlemler almalıdır. Örneğin Kültür Bakanlığı
bu tür görevi üstlenmelidir.

4. Araştırma sonucu toplanan veriler belgelenmeli ve arşiv-
knmelidir.

5. Hazır giyim kuruluşları, Türk modasını geliştirecek
yönde modernize çalışmalarına yönelmeli ve bu tür çalış-
malar teşvik edilmelidir.

SONUÇ

Giyim, günümüzde hâlâ toplumsal önemini koruyan bir
araçtır. Hangi tür toplumda olursa olsun giyim, vazgeçil-
mez bir kültür öğesidir. Özellikle milli kültürün bir parçası
olması nedeniyle o ülkenin karakterini, özelliklerini yansıt-
ması nedeniyle de özellikle geleneksel olanlarının korun-
ması gerekir. Günümüzde sanayi toplumlarında zaman za-
man çıplaklığa yönelme ya da özenti olduğunu görmekteyiz.
Fakat bu eğilim yüzeyseldir ve bir fantezidir. Hiçbir şekilde
kalıcı değildir. Sadece sanayi toplumlarındaki bunalmış in-
sanların değişiklik doğallık isteklerinden başka bir şey de-
ğildir. Örneğin çıplaklar kampı, çıplak sokak koşuları gibi
bazı uygulamalar hiçbir şekilde benimsenmemiş ve yaygın-
laşmamıştır. Çünkü giyim, yukarıda değindiğimiz işlevleri-
ni sürdürmektedir ve bu işlevlerini kaybetmediği sürece de
önemini koruyacak ve çıplaklığa üstün gelecektir. Örneğin
çırılçıplak bir kadının seksiliğinden çok, seksi olarak gi-
yinmiş bir kadının çekiciliği daha fazladır.