Sol ve Sağ

    Geçenlerde, Amerikalı bir çocuk psikolojisi profesörü, çoğu annenin bebeğini sol kolunda tuttuğunu açıkladı. Bu sonuca, uzun araştırmalardan ve sanat galerilerini gezdikten sonra ulaşmıştı. Profesör bulgularını alçakgönüllü bir biçimde "daha önce bilimsel eserlerde yer almamış doğa ile ilgili gözlemler olarak değerlendiriyordu. Bu olguyu açıklama çabası, Scientific American dergisinde, bilinçaltı algılama, insanlar arası ilişkiler ve bebeğin annesinin kalp atışlarını işitme gereksinimi ile ilgili başka düşüncelerin tartışıldığı hareketli yazışmalara yol açtı.
    Çalışmalarını New York'ta sürdüren biri olarak araştırmacıyı, daha az popüler olan Avrupa yayınlarını izlemediği için eleştirmek zor. Kütüphanede biraz araştırma yapmış olsaydı, Dr. Andrew Buchanan'ın daha 1862'de, konu ile ilgili parlak yorumlarının yer aldığı, Glasgow Felsefe Derneği Toplantı Tutanaklarına ulaşabilirdi.
    Buchanan öğrenimini Glasgow Üniversitesi'nde yaptı ve 1839'da, fizyoloji, patoloji ve tedavi bilgisini içeren bir tıp dalı olan İlaç Kuramı kürsüsüne profesör olarak atandı. O günlerde kürsü profesörlerine bugün gösterilen saygı gösterilmediğinden, zor günler geçirdi. Bu sıfatı taşıyanlar, hükümet tarafından üniversiteye zorla kabul ettirilen davetsiz misafirler gibi görülüyordu. Krallıktan veya üniversiteden hiçbir ücret almadıklarından özel iş yaparak geçinmek zorundaydılar ve geçimlerini ancak sağlayabiliyorlardı.
    Buchanan, 77 yaşında (baskılara dayanamayarak) emekli olana dek, hem öğretim görevlisi hem de Kraliyet Hastanesi baş cerrahı olarak çok yoğun çalışmıştı. Glasgow Üniversitesi tarihçisi Coutts, bu konudaki düşüncesini nazik bir biçimde şöyle belirtiyordu: "görevinin sonuna doğru, yolun sonuna gelmiş biri olarak yaşının etkilerinden tamamen uzak duramıyordu", oysa bilimsel yazıları ve Üniversite Senatosu'na karşı sözlü saldırılarına bakılacak olursa, ihtiyar profesör hâlâ formundaydı.

    Sol ve sağ konusundaki ilk incelemesinde, çoğu insanın neden dikkat gerektiren veya karmaşık işler için sağ ellerini, bir şeyleri taşırken ya da bir bebeği tutarken de sol ellerini kullandıklarını açıkladı.
    Sağ elin daha fazla kullanıldığı için daha güçlü olduğunu ileri sürüyordu. Peki ama daha fazla kullanılmasının nedeni nedir? Çünkü vücudun ağırlık merkezi ortada değil hissedilir ölçüde sağdadır. Vücut aşağı yukarı simetrik de olsa, epeyce ağır bir organ olan karaciğer sağ tarafta yer alır ve genellikle sol tarafta olduğu zannedilen ancak neredeyse merkezde yer alan kalp tarafından dengelenemez. İşitilebilir kalp atışları kalbin üst kısmından kaynaklanır. Üst kısım sola yatık durumdadır, oysa kalbin geri kalan kısmı sağa doğru uzanır.
    Vücudun ağırlık merkezinin sağa doğru kaymış olmasının bazı ilginç sonuçlan var. Kollar ve gövde soldan sağa doğru hareket ederse, ağırlık merkezi biraz daha sağa doğru kayar ve vücudun dengesi bozulur. (Ayakta dengeli durabilmemiz için, ağırlık merkezimizden geçen dikey çizginin zemine, iki ayağımızın sınırladığı aralık içinde ulaşması gerekir. Tek ayağın üzerinde dengede durmak güç, bazen de imkansızdır: bir bacağınızı ve kolunuzu bir duvara iyice yaslayıp diğer bacağınızı kaldırmayı bir deneyin.)
    Oysa sağ kolla iş yaparken olduğu gibi, sağdan sola doğru hareket etmek, ağırlık merkezini vücut merkezinin yakınına getirir, böylece dengeyi kaybetme tehlikesi olmadan hareket daha büyük bir mesafe boyunca sürdürülebilir.
    Ağır bir yük taşımak söz konusu olduğunda sol el daha üstündür. Bir bavul sağ elde taşındığında, ağırlık merkezi doğal olarak daha da sağa kayar ve vücudun ters yöne doğru eğilerek eski konumuna getirilmesi gerekir. Oysa yük sol elle tutulduğunda ağırlık merkezi sola doğru, yani vücudun ortasına doğru kayar ve denge aslında daha da güçlendirilmiş olur. Yük çok ağırsa, dengelemek için elbette sağa doğru eğilmek gerekir. Sağ elle başka işler yapabilmek için bebeğin sol kolla tutulduğu da düşünülebilir; fakat solak anneler de bebeklerini sol kollarında taşır.
    Buchanan 1877 yılında, ağırlık merkezinin ayakların tabanı ile başın tepesi arasında, tam ortadan geçen yatay eksenin yukarısında mı yoksa aşağısında mı yer aldığını inceleyerek konuyu tekrar ele aldı. Erkeklerde ağırlık merkezinin genellikle yatay eksenin yukarısında olduğu sonucuna vardı; daha ayrıntılı hesaplamalar bu konumun sağ ellerini kullananların yararına olduğunu gösterdi. Öte yandan, "son derece orantılı bir vücut biçimi" bahşedilen kadınlarda ağırlık merkezi, yatay eksenin tam üzerinde veya çok yakınındadır, bu da sol eli kullanma eğilimini büyük ölçüde artırır. Bu sonuç günümüzde yapılan çalışmalar tarafından doğrulanmadı, ancak Buchanan yine de haklı olabilirdi; o günlerde kadınların vücut biçimleri farklıydı.